10 Ekim 2013 Perşembe

tortu









Bu gece öksüren sigaramın eşliğinde penceremin önünde
Uykusunu alamamışların o alışılmamış sessizliğini
Dışarıdaki yağmurun seslerini dinledim bir süre
Yüzünü göremiyordum
Denize baktım
Sana baktım uzun uzun













.

8 Ekim 2013 Salı

şehrin kayıp hikayeleri




bir şehrin kayıp hikayelerini o şehrin sanat galerilerini ziyaret ettiğinizde bulabilirsiniz.

- sabah yedide çıkıyorum evden işe gidebilmek için. akşamın dokuzlarına kadar süren yoğun bir tempom var anlayacağın.
- elbette tiyatroya gidiyorum. kitap da okurum. mesela pazar günlerimi sırf kendime ayırırım bu yüzden.
- hiç dinlenemiyorum. bu nedenle pek sosyalleşemiyorum. genelde tatil günlerimi evden dışarı çıkmadan geçiririm.
- gazete falan okumuyorum. mümkünse televizyonda seyretmem. ruhum daralıyor.
- biz ekmek kavgasındayız oğlum. bilmeyiz öyle şeyler.
- tek eğlencemiz televizyon. biliyorum sen şimdi dizilere falan kızıyorsun ama başka bir eğlencemiz yok ki.
- kendimce bir tarz edindim. arkadaşlarımı bu nedenle seçerim. herkes düşmanında olabilir, dostunda. dikkatli olmak lazım değilmi. ne bilim böyle sözler iliştirilmiş sanki kulak arkamıza.
- otobüsü kaçıracam diye yol ortasındaki kazayı iyice seyredemedim. inşallah ölen falan yoktur. ama o arabalardan sağ birinin çıkması imkansız görmeliydin.
- küçücük maydonoz demetini 1.5 liraya verdi gavur. alsan bir türlü, almasan bir türlü. ne olacak bizim bu halimiz be yeğenim.

bu yüzden belkide kitaplar yazıldıkça karakter sıkıntısı çekmekte hiç zorlanmıyoruz. çünkü hangi hikayeden başlarsak başlayalım muhakkak kendi dünyalarının içinde kaybolmuşların adreslerine bir şekilde ulaşıyoruz.













.

7 Ekim 2013 Pazartesi

duvar mavi , bulut beyaz




Benim buralarda teller kopar, elektrikler kesilir, su gider, susuz kalırsın sevgili. 
Dün gecede oldu bu bana. Tam solurken kelimelerini, içine düştüm bir kez daha kör kar
anlığın. Oysa ne uzun yazmıştım sana söylemek istediklerimi. Daha çok söyleye bildiklerimi. Şimdi fotoğraflarında dolaşıyorum. Kendimi inançsız, geride bıraktıklarına bağışlatıyorum. Gözlerindeki hüznü kalemimle siliyorum. Kalem kırılıyor, ben daha derin üzülüyorum. Hani elmacık kemiğin sevinirde, tenine verir ya pembe rengini. Yanakların al al olur ya. İşte o malum düşlerdeyim şimdi. Yanaklarım pembe, utancım arsız.

Benim buralarda teller kopar sevgili. 
Dibine düşersin karanlığının. Düşlerine perde gerer nefretinle direndiklerin. Kimi zaman sistem zorlar seni, kimi zaman yaşama küser senden önce bileklerin. Oysa sana söylemek istediklerim, kendimle ilgili. Söyleyemediklerime sebep arama. Ne olur, sende yaratma. İzin ver nefesime sarayım seni. Hani demiştim ya yanaklarım pembe, utancım arsız diye. Bak şimdi mavi, bulut beyaz. Ellerimde dün akşamın izleri. Dokunuşlarımı unut, bedenim soğuk benim. Yanaklarım mavi, bulut beyaz. Görmek istediklerim sadece ara sıra uğrar bana. Düşlerim gibi. Biraz biraz.

Benim buralarda teller kopar sevgili. 
Rüzgâr eser, ağaç dallarına takılır narin bedenleri. Gaz lambasında yazarsın, daktilonun tuşlarında bulduğun sonsuz derinlikleri. Tuşlar susar, sense uyutursun tüm geceyi. Gece uyur, sen büyürsün. Kalemin sözlerinde. Daktilomun şeridinde. Tüm yazabildiklerim kendimle ilgili.

Sense 
Düşlerimdesin artık sevgili.












.