3 Ekim 2015 Cumartesi

bir devrimcinin günlüğünden
















Bir gün
Düşlerimi çalan bir çocuk görmüştüm rüyamda
Eli yüzü kir pas içinde, cılızmı cılız kara bir oğlan çocuğu
Güldüm ona
Dedim ki ne işine yarayacaklar, onlar benim
Kazağı ile akan burnunu silip
Yanılıyorsun, onları senden geri alıyorum sadece ben dedi

Eyleme çocukluk ruhuyla dokunamazsanız
Düşlerinizi uyutmak büyüklere kalıyor

Ankaraya her gidişimde ilk gün Denizi ziyarete giderim mutlaka. Onunla konuşur dertleşirim uzun bir süre. Sonra şehrin kalabalığına dalar yaşamların o omuzlarıma vuran duyumsuz kokularına suskunluğumu karıştırırım. Hiç bitmeyecek bir slogan gibidir benim suskunluğum. Avazım çıktığı kadar susmayı bana öğreten bir yankıdan doğmuş gibi kalemimi bugün sıkı sıkı tutuyor, içimdeki Denizleri özgürleştiriyorum.
Denizi anlamayan, toprak da ıslanamaz









.