26 Ocak 2016 Salı

AKP evlerde laiklik sistemine geçiyor



AKP laikliğe karşı yürüttüğü saldırının her adımında hep aynı iddiayı dile getirdi. Kimsenin hayat tarzına karışmıyorlardı ve hatta herkesin hayat tarzı AKP'nin güvencesi altındaydı.
Türkiye'de dinselleşme ilerledikçe AKP'nin kime, nerede karışmayacağı netleşti.
AKP'nin insanlara bu özgürlüğü bahşettiği mekan evlerdi. Evde isteyen istediğini yapmakta özgürdü. Kamusal alan ve toplumsal yaşantı ise bambaşka bir hikayeydi. Orada geçerli olan AKP'nin kurallarıydı.
Oysa laik bir ülkede esas amaç kamusal alan ve toplumsal yaşantının dinsel etkilerden arındırılması ve dinsel kurallara bağlı kalmaksızın düzenlenmesiydi.
AKP'nin derdi tam olarak bu ilkeyi ortadan kaldırmak, laikliğin öngördüğünün tam tersini yapmaktı. İsteyen evinde laik olabilir demeye getiren AKP, aslında dalga geçmiyor, Türkiye'nin dinselleşmesi doğrultusunda oldukça ciddi bir adım atıyordu. Üstelik insanların bu konudaki zaafını da görmüştü. İçki içilmesine mi karışılıyordu, nasılsa evde eş dost çağrılıp içilebiliyordu. Ramazanda öğlenleri açık lokanta mı bulunamıyordu, ama evde yemek hem daha ucuz hem daha sağlıklıydı. Cuma genelgesiyle işyerinde Cuma namazları zorunlu hale mi getirilmişti, eve gidip dinlenmek için bundan daha uygun fırsat olamazdı.
Evlerdeki sınırsız özgürlük alanının insanlara cazip gelmesi için daha onlarca neden sayılabilir. Sokağın, okulun ve işyerinin karanlığından eve kaçmak kolaydır. Oysa dışarıda bu karanlıkla mücadele etmek, gerektiğinde bu karanlığın üzerine yürümek gerekir.
Dileyen evlerin yerine şimdilik kurtarılmış gibi görünen bölgeleri de koyabilir. Birtakım kıyı kentlerinde veya kasabalarındaki rahatlığı veya büyük kentlerin bazı semtlerindeki özgürlüğü yeterli görebilir. Evde laiklik, Trakya'da, Çankaya'da ya da Kadıköy'de laiklik olarak değiştirilebilir ama sonuç değişmez.
Bugün, AKP attığı her adımla Türkiye ilericiliğini kamusal alanlardan dışarıya doğru sürüp ilericiliği evlere hapsetmeye çalışıyor.
İnsanların toplu halde bulundukları ve yaşadıkları yerlerden çekilen ilericilik doğal olarak bireyselleşiyor ve toplumsallıktan kopan, bireyselliğe mahkum olan her düşünsel akım gibi parçalanıyor.
Böyle devam ederse, ilericilik bu şekilde varlığını sürdüremez. Evlerdeki bireysel tercihlerin ve korunan yaşam tarzlarının toplamından ne bir mücadele çıkar ne de ülkeyi değiştirmeye muktedir bir düşünsel akım.
Birtakım bölgelerin, semtlerin dinselleşmenin etkisinden korunması elbette önemlidir. Ancak ülkeye dair bir iddiayı taşımayan ve böylesi bölgelere sıkışan, maddi ve düşünsel üretimin gerçekleştiği mekanlarda varolamayan bir fikrin zaman geçtikçe bu bölgeleri de kaybedecek olması bir kuraldır.
Evlerin içi bir mücadele mevzisi olarak görülemez. Evin içi ya da aynı anlama gelmek üzere insanın bireysel alanı laiklik mücadelesinin kurulacağı yerler değil, laikliğin sonucu ya da çıktısı olarak kendiliğinden korunacak alanlardır.
Bu nedenle ilericilik, işyerlerinde, okullarda, sokaklarda kalmak, yaşamın maddi ve düşünsel olarak yeniden üretildiği alanlarda olmak zorundadır. Bu alanları terk eden ya da bu alanlarda dinselleşmeye boyun eğerek kendi gibi olmaktan vazgeçen bu ülkeyi AKP'ye altın tepside sunar.
Evden veya bölgeden çıkan ve ait olduğu yere, kamusal alan ve toplumsal yaşantıya dönen laikliğin ise sınıfsal bir zemine oturması zorunludur. Evin parçalayıcı ve atomize eden etkisinden sıyrılan, bölgeselliğin ülkeye dair ufuksuzluğundan kurtulan laik bir mücadele yeniden boşlukta kalmamak için sınıfsallığın birleştirici ve tutarlı yaklaşımına muhtaçtır.
Bu tutarlılık yoksa, yalnızca yaşam tarzına bakıp Erdoğan'ın daimi iş ortağı Koç'tan laik bir kahraman çıkarılabilir örneğin. Oysa yalnızca yaşam tarzıyla insan ancak evde ilerici olur ve evde laiklik ne kadar tutarlı bir iddiaysa, Koç'lardan laik ve ilerici kahramanlar yaratmak o kadar mantıklıdır.
Evlerindeki yaşam tarz ve standardını korumak için işyerinde, okulda ya da sokakta AKP ile birlikte emekçilere ve yoksullara karşı her türlü dolabı çevirirken, yeri geldiğinde o yaşam tarzını pazarlayan sahtekarlara karşı tavır almak Türkiye'de laiklik mücadelesinin olmazsa olmazıdır.
Patronların arasından ilericilik çıkmaz. Gericilikle birlikte evlere kapatılması gereken onlardır. Laiklik değil...









.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder