9 Şubat 2016 Salı

Leninist



Sosyalizmin sefalet ve yoksunluk temelinde, kişisel gereksinimlerin sınırlanması ve insanların yaşam standartının, kendileri de yoksul kalmak istemeyen ve varlık içinde bir yaşama ulaşmaya çalışan yoksulların yaşam standartına düşürülmesi temelinde kurulabileceğini varsaymak aptallık olurdu. Böyle bir sosyalizmi kim ister? Bu sosyalizm değil, sosyalizmin karikatürü olurdu.
Sosyalizm yalnızca, toplumun üretici güçlerinin şiddetli bir gelişi temelinde, ürünlerin ve malların bolluğu temelinde, emekçilerin varlık içinde bir yaşamı temelinde, kültürün şiddetli bir gelişimi temelinde kurulabilir. Çünkü sosyalizm, kişisel gereksinimlerin sınırlandırılması değil, bilakis çok yönlü genişlemesi ve gelişmesi, bu gereksinimlerin tatmininin sınırlanması ya da tatmininden vazgeçilmesi değil, bilakis kültürel olarak gelişmiş emekçi insanların tüm gereksinimlerinin çok yönlü ve eksiksiz tatmin edilmesi demektir.
Marksizm, eşitlikten, kişisel gereksinimler ve yaşam tarzı alanında eşitlikçilik değil, sınıfların kaldırılmasını anlar, yani:
a) Bir kez kapitalistler devrildikten ve mülksüzleştirildikten sonra, tüm emekçilerin sömürüden kurtuluşta eşitlik;
b) Üretim araçları bir kez tüm toplumun mülkiyeti haline geldikten sonra, herkes için, üretim araçları üzerinde özel mülkiyetin kaldırılmasında eşitlik;
c) Herkes için yeteneklerine göre çalışma yükümlülüğünde eşitlik ve tüm emekçiler için performansına göre ödenme hakkında eşitlik (sosyalist toplum); herkes için yeteneklerine göre çalışma yükümlülüğünde eşitlik ve tüm emekçiler için gereksinimlerine göre alma hakkında eşitlik (komünist toplum).
Ve Marksizm burada, insanların zevklerinin ve gereksinimlerinin nitelik ya da nicelik bakımından, ne sosyalizm döneminde, ne de komünizm döneminde eşit olmadığı ve olmayacağından hareket eder. Marksist eşitlik anlayışı budur. Marksizm, başka bir eşitlik tanımamıştır ve tanımaz. Bundan, sosyalizmin, toplum üyelerinin gereksinimlerinin eşitlikçiliğini, eşitleştirilmesini, aynılaştırılmasını, onların beğenilerinin ve kişisel yaşam tarzlarının aynılaştırılmasını talep ettiği, Marksistlerin planlarına göre herkesin aynı giysiyi giymesi ve her birinin, aynı yemekleri aynı miktarda yemesi gerektiği sonucu çıkarmak; birtakım yavan şeyler, bayağılıklar söylemek ve Marksizm’e kara çalmak demektir...
Burjuva yazarları, Marksist sosyalizmi, her şeyin eşitlikçilik ‘ilkesine’ tabi olduğu,eski bir çarlık kışlası gibi göstermeye pek heveslidirler. Ama Marksistler, burjuva yazarlarının cahilliklerinden ve ahmaklıklarından sorumlu tutulamazlar.

(Jozef Stalin - Eserler, Cilt-13,s.308-309-311-312-313)





.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder