9 Şubat 2016 Salı

Leninist


Faşizm, emperyalizm ve toplumsal devrim döneminde, kapitalist burjuvazi ve diktatörlüğünün sınıf hakimiyeti sistemidir. Burjuvazi, emperyalist savaştan, muzaffer Rus Devrim'inden ve Sovyetler Birliği'nin on yıllık varlığından ve bu faktörlerin proletarya, köylü, baskı altındaki uluslar ve sömürge halkları üzerinde yaptığı büyük devrimci etkiden sonra eski parlamenter demokrasi biçimi ve yöntemleri ile halk kitlelerini sınıf egemenliği altında tutamayacak ve kapitalist istikrar ve rasyonalizasyon görevlerini yerine getiremeyecektir. Burjuvazinin tek çıkar yolu kitleleri faşizm ile zaptetmektir. 
Faşizm burjuvazinin sınıf egemenliğinin son aşamasıdır. Bütün burjuva devletleri eninde sonunda ya bir hükümet darbesi ile ya da "barışçı" bir yolla, ya da gaddarca ya da tatlı sert bir biçimde faşizme geçer; geçiş yöntemleri önemli değildir ve belirli bir ülkenin özel şartlarına, toplumsal yapısına, politik güçler ve sınıflar arasındaki dengeye bağlıdır.
Faşizm, proletarya ve sınıf sendikacılığı hareketi için devamlı ve büyüyen bir tehdittir. Bu tehdidin bütünüyle yok edilmesi ancak burjuvazinin egemenliğinin ortadan kaldırılmasıyla, burjuva diktatörlüğünün yerine emekçi köylüler ile işbirliği halindeki proletaryanın yerini alması ile gerçekleşir. Faşizmi, kapitalizm çerçevesi içinde yerini eski burjuva-demokratik rejimine bırakacak geçici bir yönetim olarak kabul ve büyük kapitalist ülkelerdeki gelişme tehlikesini inkar etmek, proletaryanın uyanışını ve direnişini yıpratmakla sonuçlanacak, faşist diktatörlüğün geçici olarak sağlamlaşmasını destekleyerek yardım edecek boş aldatmacalardır. Bu aldatmacalar kesinlikle reddedilmeli ve Sendikalar Enternasyonali taraftarları bunları güçsüz kılmak için bütün imkanlarını seferber etmelidirler.
Faşizm, yukarıdan aşağıya (devlet aygıtı yardımıyla) olan bu gelişinde devrimci işçi hareketine karşı sınıf savaşının bütün izlerini yok ederek bir "endüstriyel barış" politikası uygulayan, gaddarca savaşan ve açık bir faşist tavır takınan reformistler arasında değerli destekler bulmaktadır.
Faşizmin gelişmesi için sendikaların denetimini ele geçirmek, sınıf sendikacılığı hareketini yok etmek son derecede gerekli bir şarttır. Burjuvazinin faşist diktatörlüğü de proletaryayı ve köylüyü (herhangi bir yoldan) kendine bağımlı kılmadan ve hepsinden önemlisi sınıf sendikacılığı hareketini bastırmadan mümkün olamaz.

Faşizmin Güneydoğu Balkan kanadı sınıf bilincinde olan proletaryaya karşı demagojik sloganlar atmaktan, demagoji ve fesat yöntemleri kullanmaktan vazgeçmeden, Bulgaristan ve Macaristan'da olduğu gibi kitle katliamlarına girişip şiddet ve korkunç terör hareketlerine başvurmak zorundadır.

Faşizmin başlıca çabası ulaşım işçileri, madenciler ve endüstrinin diğer kilit noktalarındaki işçiler ve memurlar arasındaki hareketin denetimini ele geçirmeye yöneltilmiştir. Demiryolu ve maden işçilerinin, PTT ve devlet memurlarının sınıf örgütlerinin varlığına ve güçlenmesine karşı çeşitli engeller çıkaran faşizm, bu alanlardaki liderlerin doğrudan yardımları, reformcular ve sarı örgütlerin varlığı ile daha da güçlü bir hale gelmektedir. Balkan ülkelerinde bir yandan madencilerin yasal örgütler kurmak için gösterdikleri bütün çabayı yok ederken, öte yandan da demiryolları, PTT ve devlet personelinin mevcut örgütlerinin yöneticileri üzerinde şimdiden önemli bir etki sağlayabilmiştir. Faşizm, tarım işçileri ve aç işsiz kitleler üzerindeki etkisini de bunların kültürel geriliklerinden yararlanarak artırabilmek için elinden geleni yapmaktadır. Çeşitli spor ve diğer "kültürel" örgütlerle, ağlarına takmak istediği köy gençliği için de aynı çabayı göstermekte, emperyalist savaşın vahşetini gözleriyle görmemiş bulunan gençliğin duygularından yararlanmaktadır.

Yerli işçileri diğer ülkelerden gelen işçilerle karşı karşıya getirmeye, özellikle işsizleri aldatmaya ve kitleleri diğer ülkelere karşı kışkırtıp, ulusal duyguları körükleyerek diğer komşu topraklarını ve bölgelerini işgal etmeye, işçi sınıfının koşullarında meydana gelecek gelişmeler hakkında parlak resimler çizip kitlelerin ilgisini iç sorunlardan dış sorunlara kaydırmaya çalışan faşizm, ideolojik milliyetçilik ve şovenizm fikirlerinden yararlanır.

Faşizm, kapitalizmin, istikrara kavuşturulması ve üretimin rasyonalleştirilmesi için kapitalistlerle işçiler arasında işbirliği teorisini; sınıflar arasında ahenk ve çıkarlarının bir olduğu, sınıf kavgasının kaldırılması, grevlerin zorunlu hakemlikle değiştirilmesi, sendikaların burjuva devlet gücünün organları haline getirilmesi teorisini ortaya atmaktadır.

Bu noktada, reformcu sendika liderleri ve faşizm, yine aynı ideolojik ve politik görüşü paylaşmaktadırlar. Bu liderler yayınlarında aynı düşünceleri, aynı politikayı savunurlar. Örneğin, Bulgaristan'daki demiryolları ve PTT işçilerinin reformcu liderleri faşist bir örgüt olan Koubrat'ın üyesidirler ve proletarya, küçük burjuva ve özellikle sendikacılık hareketini ideolojik yönden etkilemek isteyen ve faşist bir dergi olan Zveno'da yazı yazmaktadırlar. Sınıf sendikacılığını baltalamak için faşizm ile aynı saflarda çalışırlar; daireler ve işletmelerdeki taraftarları karşı devrimcilerin haberciliğini yaparlar. Bütün Balkan ülkelerinde ve Macaristan'da durum budur.

Faşistler, aynı zamanda bazı meslek gruplarının üst tabakalarına dayanarak kendi sendika gruplarını kurmak için olağanüstü bir çaba harcamaktadırlar. Bu gruplar, sınıf sendikacılığının kuvvet kullanarak yok edilmesinden sonra, bütün sendika hareketinin denetimini ele geçirmeye çalışacak örgütsel bir çekirdek görevini yükleneceklerdir.

Bütün büyük işletmelerde emekli faşist memurlar ve çeşitli işsiz kişiler denetmen, koruyucu, vb. olarak görevlendirilmekte; işçiler ve personeli dağıtmak ve moralini bozmak isteyen, terör faaliyetlerinde bulunan silahlı gruplar meydana getirilmekte, işletmelerdeki devrimci proleter unsurlar temizlenmekte ve kitleler böylece lidersiz bırakılmaktadır.

Madenciler, demiryolu ve liman işçileri, endüstrinin diğer kilit noktalarındaki işçiler için genel olarak kanuni sendika örgütüne izin vermeyen faşizm, sınıf kavgasının temel unsurları olmayan küçük esnaf ve diğer endüstri kolları içinde de sınıf sendikacılığı hareketinin örgütsel temelini ve kapsamını sınırlamaya çalışmaktadır.

Faşizm, aynı zamanda sınıf sendikalarının ulusal birlikler halinde merkezileşmesini her şekilde önlemeye, bu sendikaları mücadelelerinde başarılı olmamaları için parçalamaya, yerel sendikalar durumuna getirmeye çalışmaktadır.

Meslek okulları, ulaştırma ve diğer önemli endüstri bölümlerindeki devrimci proleter kalifiye kadroların yerini alabilecek faşist eğitim görmüş yeni teknik kadroları yetiştirmek için kullanılmaktadır.

Faşizmin sendikacılık hareketine karşı politikası, "parçala ve yönet" sözleriyle ifade edilebilir. Faşizm, proletaryanın ayrı kategorilerini birbirine, işsizi işçiye, yerli işçiyi yabancı işçiye karşı çıkartıp parçalamaya, sınıf sendikacılığı hareketinin kalıntıları üzerine faşist örgütler kurmak için sendikaları dağıtmaya çalışmaktadır. Sendikacılık hareketi içinde birliğin kurulmasının güçlü bir düşmanıdır ve örneğin Yunanistan ve Macaristan gibi sendikaların henüz bölünmediği ülkelerde bunların bölünmesi için uğraşmaktadır. Faşizmin sendikacılık hareketine hakim olması, bağımsız sendikacılık hareketinin sonu, yani sendikacılık hareketinin bölünmesi ve sınıf sendikalarının yok edilmesi anlamına gelmektedir.

Faşizm, proletaryanın ve sınıf sendikalarının can düşmanıdır. Faşizme karşı sonuna kadar uzlaşmaz ve amansız bir kavga verilmelidir. Sınıf sendikacılığı ve faşizm arasında hiçbir uzlaşma olamaz. Sendikalar Enternasyonali üyeleri hiçbir zaman ve hiçbir yerde faşizm ile birlikte ya da paralel eyleme geçmemelidirler. Üyelerimiz, faşistler ile reformcuların kesin anlaşmaya varamadıkları (Bulgaristan Öğretmenler Birliği gibi) ve hâlâ rekabet halinde bulundukları yerlerde faşistlerin reformcularla yaptıkları mücadeleye karışmamalıdırlar. Sendikalar Enternasyonali, üyelerinin Bulgaristan'daki demiryolu işçilerinin ve öğretmenlerin örgütlerinde yaptıkları hatalardan gelecekte titizlikle kaçınmalıdır. Reformculuğa karşı mücadele her zaman faşizme karşı mücadele demektir. Ve faşizme karşı mücadele her zaman reformculuğa karşı mücadele demektir.

Sendikacılık hareketinde faşizme özellikle faşist sendikalara karşı bütün cephelerde ve her yerde sürekli olarak sistemli, inatçı ve amansız bir mücadele verilmelidir. Faşizm her görüldüğü yerde, işletmelerde, resmi dairelerde, örgütlerde, işsizler arasında, proletaryanın kurtarıcı sınıf savaşı açısından ve işçilerin ve personelin yakın çıkarlarına ve sendikaların özel görevlerine ilişkin olarak somut ve etkili bir şekilde- yok edilmelidir.

Faşizme karşı mücadele, sendikacılık hareketinin ideolojik, politik ve örgütlenme alanlarında aynı anda, şu yönlerde yürütülmelidir:
1. Proletaryanın devrimci sınıf ideolojisini azimle faşist ideolojiye karşı çıkartmak. Milliyetçilik, şovenizm, "endüstriyel barış" ve "sınıfların uzlaşması" düşüncelerinden vazgeçmek. Sınıf işbirliğinin ve reformculuğun her çeşidini yok etmek. Faşizmin, sendikacılık hareketinin çöküşünü hazırlayan bir katil olduğunu ortaya çıkarmak. Faşizmin banka sermayesinin ve emperyalizmin ideolojisi olduğunu belirtmek. Faşizmin savaş, özellikle Sovyet Cumhuriyetlerinin Büyük Birliğine karşı savaş tehlikesinin tek nedeni olduğunu açıklamak. Sendikalar Enternasyonalinin sınıf sendikacılığı hareketi Enternasyonali program ve taktiklerini kitleler arasında en geniş bir biçimde, yorulmadan yaygınlaştırmak.
2. Sınıf sendikaları, örgütlerini güçlendirmek ve örgütlenmemiş işçi kitlelerini bu sendikaların safları arasına katmak. Legal sınıf sendikalarının varlığının imkansız olduğu yerlerde (maden işçileri ve diğerleri), geniş kitlelerle ilişkiler kuracak ve mücadelelerinde önderlik edecek illegal sendika grupları oluşturmak zorunludur. Reformcu, milliyetçi, bağımsız ve diğer sendikalar içinde bilinçli unsurları, birlikte eylem ve mücadele için sınıf sendikalarıyla arasındaki bağlan güçlendirmek. İşletmeler ve resmi dairelerdeki işçi komiteleri ağını, kitleler içindeki organlar halinde geliştirmek ve çalışmalarını sınıf sendikacılığı hareketine bağlamak. İşsizlerin hareketini örgütlemek ve bu hareketi sınıf sendikalarının eylemiyle koordine etmek. Tarım işçilerini örgütlemek. Emekçi gençliği ve emekçi kadınları sınıf sendikalarının saflarına katmak. Yabancı işçileri her bakımdan korumak ve örgütlemek.
3. Kitle kampanyalarının, grevlerin ve grevlerin sürdürülmesinin daha yüksek ücret, daha kısa çalışma günü, iş güvenliği ve örgütlenme özgürlüğü konularında büyük önemi vardır. Kitleleri bu şekilde (işçilerin yakın çıkarları ve istekleri için mücadele sürecinde) faşizme (ve onun yardımcısı reformizme) karşı çıkartmak, böylece faşizmin ve reformizmin hain burjuva niteliğini ortaya koymak. Faşizmi ve faşist sendikaları bu yoldan proleter kitlelerden uzaklaştırmak.
4. İşçilerin mücadelesinde diğer şehir ve kır emekçi halkının da aktif, maddi ve manevi desteğini sağlamak. İşçiler ve köylüler arasında bir Birleşik Cephe kurmak. Mücadele sürecinde faşizmi emekçi kitlelerden uzaklaştırmak için endüstri sermayesine karşı ortak mücadelelerinde endüstri işletmelerindeki işçiler ile küçük hammadde üreticileri arasında sıkı bir işbirliği sağlamak.
5. Faşist baskıya karşı işletmelerde savunma sistemi kurmak. (Örgüt muhafızları, mitingler, grevler, sendika militanları, vb.) Faşist ajanların, yöneticilerin, casusların, provokatörlerin işletmelerden çıkarılması için kampanya düzenlemek.
6. Sendikacılık hareketinin sınıf işbirliği için mücadele eden politikasına karşı aşağıdan bir kampanya geliştirmek ve Amsterdam Enternasyonaline ve faşist sendikalara karşı amansız bir mücadeleye girişmek.
Sendikacılık hareketinde faşizme ve faşist sendikalara karşı savaş, sınıf bilincinde olan bütün ülkeler proletaryasının ortak çabaları ile uluslarası çapta yapılmalıdır. Faşist diktatörlüğün kurulmuş bulunduğu ülkelerdeki sınıf sendikalarının savunulmasını sağlamak için, uluslararası kampanyalar düzenlemek, son derece önemlidir. Faşizmin iktidarda bulunduğu ülkelerde durumunun zayıflaması, şüphesiz, faşist diktatörlüğün henüz kurulmadığı ülkelerdeki sendikacılık hareketine yapılan faşist saldırıya karşı mücadeleyi kolaylaştıracaktır.

Sendikacılık hareketinde faşizme karşı mücadelenin genel başarısı, ilk önce Sendikalar Enternasyonali üyelerinin sürdürdükleri çalışmaya, politikalarının doğruluğuna, kitlelerinin güvenini kazanabilmelerine, sermayenin saldırısına ve savaş tehlikesine karşı kitlelerin giriştiği mücadeledeki liderliklerine bağlı olacaktır ki; bunu daha ayrıntılı bir biçimde ortaya koymanın gereği yoktur.

Bunlar olmazsa, sınıf sendikacılığı hareketini korumak mümkün olamaz.


(Dimitrov, Faşizme ve Sarı Sendikalara Karşı Mücadele Tedbirleri, Sendikalar Enternasyonali Dördüncü Kongresi, Moskova, 1928)









.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder