11 Eylül 2016 Pazar

düşünce



"seyahatlerimin birinde hemen hemen benimle aynı yaşlarda bir adam tanımıştım. ilginç biriydi. düşüncelerinde bir türlü sabit kalamıyordu. daldan dala atlıyordu adeta. neden böylesin dediğimde bana çok düşünürüm dedi. hemde çok fazla. öylesine ve o kadar basit söylemişti ki bunu onunla sohbet ederken değişkenliklere hazır olmalıydınız yoksa zira kafayı sıyıra bilirdi insan.
somut ve fiziki bir ağırlığa sahip bir yeryüzünde yaşıyorsunuz, hemen hemen her şeyin birer sesi var üstelik, gürültüleri var ve siz tüm bunlar hakkında bir fikre yada farklı farklı düşünceye sahipsiniz. işte o zaman şöyle diyor insan kendine, somut ve fiziki olanı çoğaltan düşüncelerimizin birer ağırlıkları var. onların boyutlarını ve hacimlerini belirleyen unsur ise insanın kendisi oluyor.
düşünce aklın önüne geçtiği zaman onu alıp taşıyan insanlarla bir mesafeye ve hacme bürünüyor. ve her zaman bir kelebeğin ömrü kadar vakit buluyor kendine oralarda. sonrası mı. bu defa kanatları siz oluyorsunuz ve onu uçuran da siz oluyorsunuz. tıpkı seyahatimde tanıştığım o adam gibi. özünde özgürlük bizlerin onu taşıyabildiğimiz kadar bir uzaklığa ve yine bizlerin onu büyüte bildiğimiz kadar bir hacme sahiptir.
aydınlanamazsak özgürleşemeyiz."









.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder