5 Eylül 2016 Pazartesi

söylem




hep aynı şeyler. değişen bir şey yok bu günde gazetelerde. tiraj korkusu basit olanı büyütür ve süslerken insanların hayatındaki asıl önemleri göz ardı ediyorlar. bir çığlık yada bir benin olgunluk dönemi gibi makalelerden uzak kimi kalemlerin cüzdanlarına bizleri sıkıştırmışlar. bizleri yazdıklarını sanıyorlar. bize sunulanın, bize benzediğinden eminler. elbette satıyorlar gazeteleri. bu kolay. ve bu kolaycılık bir halkın besin kaynağına dönüşmüş durumda üstelik. bunu söküp atacak bir eğitim sistemi olmadığı sürece uzun bir müddet daha bu şişkinliklere okuyucu bulmakta zorlanmayacaklar gibi.

gözlerimi bunlarla acıtamam. nede zamanımı. yelkovan ve akrebin arasında bir yerde bir unutulmuşluk hissi var tüm bu insanların. ve o unutulmuşluk hissinin üzerini örten, onlara bunu hatırlatmama çabasına girişmiş bir çıkar grubu var. ve çok güçlüler. tabi en büyük güçleri ekonomik alandaki güçleri. bunları ezilen sınıflar üzerinde kullanma aparatlarını çok iyi biliyorlar. incitmeden düzmek gibi kaba bir tasvir kullanmak istiyorum burada. incinenleride yine o az incinenlere şikayet ediyorlar. bu kısır döngü içinde insan sömürülüyor. kazanan her farklılığın temel unsur olan bu sömürülen insanlar üzerinden edinim çabaları var. ama onlara götürdükleri bir şey olmadığı gibi sürekli o insanlar kaybediyor. böyle bir resime bakarken ne düşünebilirim. aptallar. öyle aptallar ki kendilerindeki en büyük gücün fakirlikleri olduklarını bilmiyorlar. çünkü kaybedecekleri hiç bir şey yok. diğer taraftan mücadele etmezlerse kaybetmek onlar için kanıtsanmış bir varlık vergisine dönüşmüş durumda zaten. bunu fark edemiyor olmalarını anlayamıyorum. 

artık bir şeyler okuyamıyorsan yazmalısın demiştim kendime. yazdıkça da anlıyorum ki insana söylenen yalanların ardında birilerinin çıkar sağladığı ve gerçekliğinden büyük nemalanan doğrular var. işte bunu değiştirmediğimiz sürece, tersine çevirmediğimiz sürece ve yazmadığımız sürece o kanıtsanmışın bedelini ödemek zorunda olanlar tiraj korkusuna yatmış ve pusu kurmuş gazetelerin aboneleri olmaya devam edecekler. yazdıkça da gözlerim acıyor. bu acının nedenini düşünüyorum. çok fazla insan olmakmı yoksa çok fazla insandan olmakmı. 

işte bu ayrımın ikileminde bu günlerimi harcamakla geçiriyorum.
evet bugün bunları düşünüyorum. 










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder