29 Kasım 2016 Salı

hasta la victoria siempre - zafere kadar daima





Küba sokaklarında Che'nin fotoğrafları, çizimleri her yerde. Fidel'in hiç yok. Neden diye sorduk, "Fidel yasakladı" dediler. Gerekçesi:

"Ben devlet adamıyım. Che devrimci bir halk kahramanı. Sokaklara halk kahramanlarının resimleri yakışır, devlet adamlarının değil."

Saygıyla, yoldaşça bin selam!








.



28 Kasım 2016 Pazartesi

Küba’nın yasaklarının bazılarına bir göz gezdirelim…





• Sömürücü ülkelerin bayraklarının yakılması yasak; çünkü onlar yöneticileri değil o ülkenin halklarını temsil ediyor.
• Karalamacılardan dahi olsa birisinin ölümüne sevinmek yasak; çünkü ailesinin acısına saygı duyulur.
• Birilerinin karşısında diz çökmek yasak.
• Onuru kaybetmek yasak.
• Gerçekten özgür olmanın gücünü kaybetmek yasak.
• Fidel Castro”nun heykelini yapmak veya adına anıtlar dikmek yasak. Ona tapmak yasak, o yaptığı işleri insanlığın çıkarı için yaptığını, kişisel olarak çıkar sağlamak veya yücelmek için yapmadığını söyler.
• Zaten hak olan bir şey için yalvarmak, dilemek onu bir mükafat gibi görmek yasak.








.

27 Kasım 2016 Pazar

insanlık seni unutmayacak



çocukların karanlıktan korkmasını affedebiliriz diyor Kant. ama asıl trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır diyor.
koşulların insanları sınırlı bir mücadele biçimine yönlendirdiği söylenir. bu doğru bir tespittir. ama kime göre doğru bir tespit. tabii ki kölelere ve korkaklara göre. insan koşulların adresi olamaz.
sosyalizm mücadelesinde ömürler ve canlar veriyoruz. eşit bir dünya istiyoruz. paylaşımda eşit, emeğin yönettiği, sınırsız bir dünya uğraşımız var.
göz bebekleri küçülüyor uykusuz gecelerimizin. birlikte heyecanlar sürüklüyoruz. adım atılmış sokak taşlarında izlerimiz solunuyor. ter ve kan kokuyoruz.
böylesine bir fedakarlığı görmemiştir başka bir hayat. böylesine savrulmayı kendisi için hissetmemiştir özgürlük. oysa özgürlük bir çınar altı gölgesi şimdi yada şu sonbaharın alev alev yanan sobalarının kirli dumanıdır bilinmez sen tarafından.
merhaba henüz sıcak kan,
taze toprak kokusu,
nehirlere karışan sloganlarımız merhaba







.

26 Kasım 2016 Cumartesi

Commandante...........




Bizler çoğu kez insan hakları üzerine konuşuyoruz. Ama aynı zamanda insanların hakları üzerine de konuşmalıyız. Diğerleri lüks otomobillere binebilsin diye neden bazı insanlar çıplak ayaklarıyla yürümek zorunda? Diğerleri 70 yıl yaşasın diye neden bazı insanlar 35 yıl yaşamak zorunda?Diğerleri müthiş derecede zengin olsun diye neden bazıları berbat bir şekilde yoksul olmak zorunda? Ben, bir parça ekmeğe bile sahip olamayan dünya çocuklarının adına konuşuyorum

İşçi sınıfı yaratıcı sınıftır.
İşçi sınıfı bir ülkede maddi refahın gerektirdiği her şeyi üretir, iktidar işçi sınıfının elinde olmadığı sürece, işçi sınıfı, iktidarın sömürücü toprak sahiplerinin, haksız kazanç sağlayanların, tekellerin, yerli ve yabancı çıkar gruplarının elinde kalmasına izin verdikçe, silahlar işçi sınıfının değil de, çıkar gruplarına hizmet edenlerin elinde oldukça, bu çıkar gruplarının ziyafet sofralarından dökülmesine göz yumduğu kırıntılar ne denli çok olursa olsun, işçi sınıfı yoksul bir hayat sürmeye zorlanacaktır.
Bir katilin, bir hırsızın başbakan olduğu bir cumhuriyette, dürüst kişilerin yerinin ya mezar, ya cezaevi olduğunu anlayabilmek zor bir şey olmasa gerek. Biz yenilirsek kalkar yeniden deneriz, diktatörler yenilirse sonları olur.

Devrim hareketine 82 kişiyle başladım. Eğer bunu tekrar yapmak zorunda kalsaydım yanıma 10 ya da 15 sadık insan alırdım. Eğer sadıksanız ve hareket planınız varsa ne kadar küçük olduğunuzun hiçbir önemi yoktur

Ben bir Marksist-Leninistim ve yaşamımın son anına kadar da böyle kalacağım.

Commandante...








.