18 Kasım 2017 Cumartesi

Ekim Devrimi ve Lenin...


Stalin'in sonradan belirttiği gibi, Sovyetler kongresi iktidarı Petrograd Sovyetinin elinden almaktan başka bir şey yapmamıştır. Dönemin bütün tanıkları, Troçki'nin o dönemdeki enerjik tutumunu, yetkinliğini ve devrim davasına yaptığı hizmetleri övmektedirler. Fakat devrimin genel stratejisini, seçtiği araçla, Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin Bolşevik kanadıyla Lenin yönetmiştir. Zafer, "tüm iktidar Sovyetlere" sloganı altında kazanılmış olmasına rağmen, sadece Sovyetlerin değil, Lenin’in ve Bolşeviklerin de zaferi olmuştur. Lenin ve parti, insan ve araç, şimdi birbirinden ayrılmaz tek bir şey haline gelmiştir. Partinin zaferi, neredeyse tümüyle, Lenin'in kendi iradesini partiye aşılamakta ve çekimser yoldaşlarını peşinden sürüklemekte gösterdiği başarı sayesinde gerçekleşmiş gibidir. Lenin adının saygınlığı kök salmıştır; temeller, parti içinde tek bir önderin üstün kişiliği üzerine kurulmuştur.



Bolşevizmin Ortaya Çıkışı
Sonraları "Rusya Komünist Partisi (Bolşevik)", daha sonra da "Sovyetler Birliği Komünist Partisi (Bolşevik)" adını alan örgütün geçmişine baktığımızda dokuz kişinin Mart I898’de toplanıp "Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi"ni kurdukları küçük kongreye kadar uzandığını görürüz. Bu dokuz delege Petersburg, Moskova, Kiev, Ekaterinoslav yerel örgütlerini ve yaygın olarak "Bund" denen Rusya ve Polonya Yahudi İşçiler Genel Birliği'ni temsil ederler. Kongre üç gün (1-3 Mart 1898) devam eder ve merkez komiteyi seçerek bir parti gazetesi yayımlamaya karar verir.  Ancak kongreye katılanlar, başka bir şey yapmaya vakit bulamadan tutuklanır. Bu ilk girişimden geriye birkaç örgüt ve yerel komitenin kullandığı ortak bir addan başka bir şey kalmaz. Bunların da ne bir merkez organı, ne de aralarında bağlantıları vardır. Minsk'teki kongreye katılan bu dokuz delegeden hiçbiri, ileride parti tarihinde önemli bir rol oynamaz. Kongre dağıldıktan sonra yayımlanan "Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi manifestosu" Marksist aydın Piyotr Struve tarafından kaleme alınır. Kongrenin gelecek nesillere bıraktığı en önemli miras bu olur.

Minsk’teki kongre Rusya topraklan üzerinde Marksist bir parti yaratmak için birlikte yapılmış bir ilk girişim olur. O döneme kadar başlıca Rus devrimciler Narodnikler‘dir. Narodnik kelimesi, köylü devrimi teorisine inanan ve otokrasi taraftarlarına karşı terör uygulanmasını kabul eden devrimci gruplar için kullanılan ortak addır. 1870'li yılların sonunda Plehanov bireysel terörizm konusunda Narodnikler ile anlaşmazlığa düşer ve yurt dışına gider. Yurt dışında Marksizm'i kabul ederek 1883’te İsviçre'de "Emeğin Kurtuluşu" adlı Rus Marksist bir grup oluşturur. Sonraki on beş yıl boyunca, Plehanov ve arkadaşları (Akselrod ile Vera ZasuIic) devrimin, ancak kapitalizmin gelişmesi sayesinde ve sanayi proletaryasının eseri olarak gerçekleşebileceğini savunarak Narodnikler’le sürekli bir mücadeleye girişirler.


O yıllarda, sanayinin ve fabrikaların Rusya'da hızla gelişmesi ve sanayi sektöründeki ilk grevler, başlangıçla gerçekçi değilmiş gibi görünebilecek bir programın anlamlı görünmesine yol açar. Çekirdek halindeki Marksist gruplar, 1890'larda Rusya'da da görülür ve 1895 yılında Petersburg'da, İşçi Sınıfının Kurtuluşu İçin Mücadele Birliği kurulur. Bu birliğin üyeleri arasında, Plehanov'u yürekten destekleyen genç Vladimir Ilyic Ulyanov da vardır.

Ulyanov, 1895 yazında Plehanov’u İsviçre’de görmeye gider ve Petersburg'a döndüğünde İşçi Sınıfının Kurtuluşu İçin Mücadele Birliği’ne katılır. Ancak bu birlik, sadece teoriyle ilgilenmez, birliğin diğer üyeleri gibi Ulyanov da, fabrika işçilerine devrimci bildiriler dağıtır. Bu faaliyeti  nedeniyle 1895 yılı sonunda tutuklanarak aylarca hapis yatar ve Sibirya’ya sürülür. Ulyanov o dönemlerde yurt dışında çıkarılıp gizlice Rusya'ya sokulan bir gazete etrafında bir parti örgütlenmesine gidilmesine yönelik kafasında tasarılar kurar. Bu tasarılarını, Nadejda Krupskaya, Krjijanovski, Potressov ve Martov ile tartışır. Ulyanov, Potressov ve Martov, 1900 yılı başında Sibirya'dan tahliye edilince, Cenevre'ye giderler ve Plehanov'dan birlikte çalışmalarını isterler. Hemen bir anlaşmaya varılır. "Emeğin Kurtuluşu" grubunu temsil eden Plehanov, Akselrod ve Zasulic ile Ulyanov, Potressov ve Martov'un yönetiminde Iskra (Kıvılcım) adlı haftalık bir halk gazetesi (1 Aralık 1900) ve Zarya (Şafak) adlı yetkin bir teorik gazete (1 Nisan 1901) çıkarılır.


Ulyanov ilk eserlerini "İlin" ve "Tulin” takma adlarıyla yayımlar ve Rusya’yı terk ettikten sonra Petrov ve Frei kimliğine bürünür. Aralık 1901’de Zarya'da yayımlanan bir makalede «Lenin» imzasını kullanır ilk kez. Lenin, tükenmez enerjisi ve görüşlerinin berraklığıyla diğer yazarlar arasından öne çıkar ve sivrilir. Ne istediğini gerçekten bilen bir tek o vardır: Herkesçe kabul edilen bir devrim öğretisi saptamak ve örgütlü bir devrimci parti kurmak. Bu hedeflerden ilki Iskra’nın sütunlarını yazıyla doldurmanın yanı sıra, bir parti programının resmen yayımlanmasını gerektirir. İkinci hedef ise, 1898’de başlanmış ve bir yana bırakılmış girişimin gerçekleştirilmesi için parti kongresinin toplantıya çağrılmasıdır. Iskra‘nın amacı, ilk çıkış bildirisinde de belirtildiği gibi, dağınık haldeki Rusya sosyal demokrat hareketinin fizyonomisini ve örgütlenmesini kesin hatlarla belirlemektir.

1902 ortalarına doğru Iskra, okurlarına, Plehanov’un daha ılımlı ve daha ihtiyatlı fikirleri ile, Lenin'in daha cüretli ve daha uzlaşmaz görüşlerinin dengeli bir karışımından oluşan bir parti programı taslağı önerebilecek durumdadır. Aşağı yukarı aynı anda Lenin devrimci öğreti ve devrimci örgütlenme üzerine ilk büyük özgün eserini, ”Ne Yapmalı?”yı yayımlar. 1903 başında hazırlıklar, aynı yılın Temmuz ayında Brüksel’de bir parti kongresi toplayabilecek kadar ilerler. Kongrenin yapılmasından önce, üç ideolojik mücadele verilmiş ve kazanılır. Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi, Narodikler‘e karşı, yaklaşan devrimin önder gücünün köylülük değil, proletarya olduğunu ileri sürer. Legal Marksistler’e karşı devrimci ve sosyalist eylemi önerir. Ekonomist’lere karşı ise, proletarya adına, hem ekonomik hem siyasal talepleri dile getirir. Legal Marksistler'in en dikkate değer kişisi, Minsk kongresi manifestosunun yazan Piyotr Struve’dur.


Narodnikler'in taban tabana karşıtı olan Legal Marksistler, burjuva kapitalizminin gelişmesini, sosyalizmin nihai zaferi için gerekli ilk aşama olarak gören Marksist tezi kayıtsız şartsız kabul ederler ve bu bakımdan, Rusya'nın Batı’yı örnek alması ve aynı yoldan gitmesi gerektiğine inanırlar. Fakat Legal Marksistler‘in, burjuva kapitalist aşamanın gerekliliği üzerinde ısrarla durmaları, kısa sürede onların bu aşamayı mutlak bir amaç olarak görmelerine ve sosyalizmin nihai zaferine devrim ile değil, reform ile ulaşılacağını kabul etmelerine yol açar; böylece, Bernstein‘ın ve Marksizm'in Alman "revizyonistleri"nin görüşlerine öncülük etmiş olurlar. Ekonomistler Legal Marksistlerle aynı pratik sonuca varırlar. Yani: proletaryanın devrimci sosyalist mücadelesini belirsiz bir tarihe erteleme ve bu arada burjuvaziyle ittifakı öneren reformcu bir demokrasi programına ağırlık verme, böylelikle Menşevizmin temellerini atarlar. "Kendiliğindenlik"  Ekonomistler'in başlıca sloganlarından biri olur. Çünkü Ekonomistler halk kitleleri arasında girişilecek ekonomik eylemin (sendikalizm, grevler, vb.) onları devrim için, ’'kendiliğinden" olgunlaştıracağını iddia ederler. Hem Plehanov ve "Emeğin Kurtuluşu" grubu hem de Lenin tarafından temsil edilen ortodoks sosyal demokratlar ise, işçileri ekonomik olduğu kadar siyasi de olan taleplerde bulunmaya teşvik etmek gerekeceğini ileri sürerler. Aynı zamanda işçilerin, kendi devrimci amaçlarının da bilincinde olmalarının ve onları bilinçli bir şekilde örgütlenmiş devrimci eyleme yönlendirmenin gerekeceğini de iddia ederler. "Bilinçlilik", "kendiliğindenliğe" karşı ileri sürülen bir slogan olarak kabul edilir.

Bolşevikler ve Menşevikler
Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi ikinci kongresi Temmuz-Ağustos 1903'te Plehanov'un başkanlığında (önce onun polis takibi korkusuyla taşınmış olduğu) Brüksel’de, sonra Londra'da toplanır. Bolşevikler ile Menşevikler arasında gittikçe genişleyip derinleşen, 1912’den sonra da tam ve resmi bir ayrılmaya dönüşen ünlü bölünme bu kongrede patlak verir. Kongreye tamamen Iskra grubu hakimdir. Kararlı tek muhalefet, hemen hemen sadece milli azınlıkların haklarını ve parti içindeki özerk durumlarını korumakla ilgilenen Bund delegelerinden ve Yurt Dışındaki Rus Sosyal Demokratlar Birliği'ni temsil eden "Ekonomist" eğilimli iki delegeden, Akimov ile Martinov’dan gelir.

Kongreyi bekleyen en önemli görevler bir parti programının ve bir tüzüğün kabul edilmesidir. Plehanov 1880'lerde, Lenin ise 1890'larda bir program hazırlamayı denemişlerdir; Iskra grubu güçlenmeye başlayınca parti programı talebi, yeni, canlı bir kongrenin toplanması talebiyle aynı zamanda kendini gösterir. 1902’nin ilk aylan boyunca devam eden tartışmalar, canlılıktan yana ve her türlü oportünist tavize karşı olan Lenin'i, devrim mücadelesinde daha geleneksel olmayı ve ihtiyatlılığı öğütleyen Plehanov'a karşı bir tutuma yöneltir. Plehanov tarafından yazılan ilk program taslağını Lenin, "pratik mücadeleye atılmış bir partinin programı değil —sanki öğrenciler için kaleme alınmış— bir ilkeler bildirisi" diyerek ciddi biçimde eleştirir ve kendisinin yazdığı bir karşı taslak sunar.

Program ve tüzük üzerinden başlayan tartışma bu sefer partiye üye olma üzerinden devam eder. Lenin, parti programını kabul eden, parti örgütlerinden birine şahsen katılan ve paraca destekleyen kimse parti üyesidir derken, Martov, parti programını kabul eden, parti örgütlerinden birinin önderliği altında düzenli işbirliği içine giren ve paraca destekleyen kimse Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi üyesidir der. Bu tartışma Bolşevik-Menşevik kavgasının başlangıcı olur. Martov ile Akselrod’a göre, örgüt ile parti arasında bir fark vardır. Gizli bir örgütün zorunlu olduğunu kabul etmekle beraber, bunun, geniş bir sempatizanlar partisinin çekirdeğini oluşturduğu takdirde bir anlam taşıyacağını ileri sürerler. Lenin ise gevezeler ile işçiler arasında kesin bir sınır çizilmeli der ve Martov'un tasarısını partinin kapısını herkese ardına kadar açıyor diyerek eleştirir. Plehanov, isteksiz bir biçimde Lenin'den yana olur. Iskra yazı kurulunun diğer üyeleri, Potressov ve Zasuliç, seslerini çıkarmazlar; fakat Akselrod ile Martov'un görüşlerini paylaşırlar. Troçki, beklenenin aksine, Martov'dan yana çıkar. Troçki’nin tercihinin “beklenenin aksi” olarak yorumlanması ise şuraya dayanır. Bin dokuz yüzlerin başı, Troçki eşini ardında bırakır, Rusya'dan kalkıp bin bir güçlükle Londra'ya gider… Londra’ya varıncaya kadar önce Viyana’da Avusturya Sosyalist Partisi’nin kurucusu Victor Adler’i bulup yolculuğun geri kalanı için ondan gerekli yardım ve parayı sağlar. Zurich’te Rus Marksizminin eski kurucularından Akselrod’un kapısını gece yarısı çalar, kendisini tanıtır ve yolculuğunun son kısmı için gerekli düzenlemeleri hazırlar… Londra’ya varır, daha o zaman herkes Troçki'den bihaber, Troçki Lenin ile Krupskaya'nın Londra'da King's Cross yakınlarındaki Holford Square'de 10 numaralı evlerinin kapısını sabahın köründe çalar. Şaşkınlık hali tabii Leninlerde, komşuları Leninleri Mister ve Misis Richter olarak bilirler...Troçki’yi alırlar içeri ve dinlerler… Lenin alıp Troçki’yi o dönem için Rus Marksizminin Martov, Vera Zasuliç, Plehanov gibi önde gelenleriyle bir araya getirir ve Plehanov’un ciddi muhalefetine rağmen Troçki’yi savunurak Iskraya sokmaya çalışır. Yani Lenin Troçki’nin kendisini destekleyeceğini bekler. Krupskaya da bu olayı şöyle aktarır: “Lenin, kongrede Troçki'nin kararsız bir tutum takınacağını aklına bile getirmiyordu". Ancak başka bir kaynak bize bu davranışın temelini açıklar. Bu kaynağa göre Troçki’yi, seyrek olarak gördüğü Lenin’den çok, aynı evde oturduğu Zasuliç ile Martov etkiler ve Troçki daha çok bunlara yaklaşır. Hala yetişme çağında olduğu için kafasını törpülemek için yakın toplumsal ilişkilere ve tartışmalara ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı Lenin değil, Zasuliç ile Martov karşılamaktadır bol bol. Lenin’in davranışı, çevresinde yarattığı bütün ilgiye ve saygıya rağmen Troçki’ye kuru ve soğuk gelmektedir (Troçki’ye gençliğinde de Marksizm kuru gelmektedir; insanlık haysiyeti ile uyuşmayan bir felsefedir. İnsanı iktisadi ve sosyal durumlar içinde hapsedilmiş göstermektedir; adsız bir tüketim araçlarının elinde oyuncak saymaktadır). Bu soğuk yaradılıştaki büyüklüğü Troçki ancak yıllarca sonra anlayacaktır.


Kongreden aslında Bolşevikler Menşeviklere göre üstün çıkar. Ancak parti konseyi başkanlığına getirilen Plehanov sonradan kongre kararlarını çiğneyerek Iskraya Lenin’in saf dışı bırakıp üstünlük kurmaya çalıştığı Menşeviklerle (Çünkü birçok Menşevik Plehanov’un eski arkadaşıdır) doldurur. Iskra Menşevik bir yayın organına döner. Başta Plehanov, Troçki olmak üzere Lenin’i ağır bir şekilde eleştiren yazılar yazarlar. Lenin’in partiyi merkeziyetçi yapmaya çalışması  "sekter bir kast" zihniyetini desteklemek olarak suçlanır. “Merkeziyetçilik mi, Bonapartizm mi?” başlıklı makalede Lenin, "proletarya diktatörlüğü ile proletarya üzerinde diktatörlük kurmayı birbirine karıştırmak” ile suçlanır. Troçki Lenin’in yöntemlerine "Jakobenler'in trajik uzlaşmazlığının soluk bir karikatürü" diyerek saldırır.

Bu bölünme Alman Sosyal Demokrat Partisi’ne kadar gider. Kautsky ve Luxemburg Lenin’i eleştirir ve Menşevikleri desteklerler. Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin yöneticilerinin en kıdemlisi Bebel, arabuluculuk yapmayı önerir. Menşevikler tarafından hemen kabul edilen bu öneriyi Lenin, kesinlikle reddeder.


Menşevikler Lenin’i, demokratik ilkeye karşı bürokratik ilkeyi desteklemekle suçlar. Menşeviklerin bu görüşlerinin arkasında eğer herhangi bir ilke varsa, o da «anarşizmin ilkesi» dir. Devrimin aracı olarak merkeziyetçi ve disiplinli bir parti kavramı Lenin’in düşüncesinin temel taşıdır. Menşevikler «burjuva-aydın bireyciliğini», Bolşevikler ise "proleter örgütü ve disiplini" temsil ederler. Menşevikler, Bolşevikleri, Rusya'nın gelişmesinin bu burjuva aşamasında objektif şartları mevcut olmayan bir proleter devrimi gizli ve tedhişçi yollardan gerçekleştirmeye kalkışarak Marksist evrimci şemayı atlamakla suçlarlar. Bolşevikler ise, Menşevikleri, devrimi, önceden hazırlanmış bir plana göre bilinçli örgütlenmiş bir şey olarak değil, bir "tarihi gelişme süreci’’ olarak ele almakla suçlar (Tarih Bolşevikleri haklı çıkarır).

Marx'in ünlü Feuerbach üstüne Tezler’ini hatırlatan Lenin, Menşevikler’i sadece "dünyayı farklı şekillerde yorumlayan" filozoflara benzetir. Oysa gerçek Marksistler olan Bolşevikler dünyayı değiştirmek isteyenlerdir.

1905 Devrimi ve Sonrası
1905 devrimini Bolşevikler de Menşevikler de güçsüz karşılar. Rusya'da devrimin 1905 yazı boyunca güçlendiği bir sırada, Bolşevikler Londra'da üçüncü parti kongresi dedikleri —ki tarihe de bu adla geçecektir— sadece Bolşeviklerin katıldığı bir kongre düzenlenir.Bu kongrede Bogdanov ve Lunaçarski Lenin’in en yakın arkadaşlarıdır. Ancak üç yıl sonra Lenin’den ayrı düşerler. Lunaçarski partiye 1917’de geri döner. Bunun dışında, Litvinov, Krasin ve 1917 devrimi sırasında devrim kararına yönelik yaptığı itiraz ile dikkatleri üzerine çeken Kamenev ilk defa bu kongrede ortaya çıkarlar.


Lenin hariç ilk partideki seçkin yöneticilerin tümünün —Akselrod, Potressov ve Martov gibi kayıtsız şartsız da olsa, Plehanov İle Troçki gibi yarı gönüllü de olsa— Menşevikler'in saflarına katılmaları, Lenin'i tek otorite haline getirir.

9 Ocak 1905'te Kışlık Saray önündeki kıyımla patlak veren devrim, ilkbahar ve yaz boyunca artan karışıklıkların etkisiyle gitgide hızlanır ve Ekim’de her yanı saran bir grev dalgası, Çar'ın liberal bir anayasa vadetmesi ve ilk İşçi Temsilcileri Sovyetlerinin kurulmasıyla en yüksek noktasına ulaşır. İlk kez görülen bu kurumların en erken olanları grevdeki işçi gruplarının kendiliğinden eyleminin sonucudur. Bu hareketin ilk başladığı yer bir sanayi şehri olan Ivanovo-Voznesensk’dir; birkaç hafta içinde, hemen hemen hemen bütün büyük sanayi merkezlerinde az çok örgütlenmiş Sovyetler ortaya çıkar. İlk kurutanlardan biri olan Petersburg Sovyeti, aynı zamanda diğerleriyle kıyaslanamayacak ölçüde önemli bir Sovyet'tir. Sovyet kurumunun tarihi Petersburg prototipi ile başlamış olur.

Petersburg İşçi Temsilcileri Sovyeti, 14 Ekim 1905'te kuruldu ve elli gün devam eder. İlk başkan, bu dönemde Sosyal Demokrat Parti'nin Menşevik kanadına katılan radikal hukukçu Krustalev-Nossar'dır. Hızla örgütlenen Sovyet, İzvestiya Soveta Raboçik Deputatov adlı haftalık bir gazete yayımlar (bu gazete, daha ünlü bir gazete olan, 1917’nin İzvestiya'sının atası sayılır). Bu Sovyet’te, en hızlı döneminde 250.000 işçiyi temsil eden 550 delege yer alır. Petersburg Sovyeti saflarında yer alan en önemli sosyal demokrat Troçki’dir. Troçki, kısa zamanda etkin ve çok yetenekli bir lider olduğunu gösterir ve Krustalev-Nossar Kasım 1905 sonunda tutuklanınca, Sovyet'in son günlerinde başkan olur. Troçki’nin daha sonra belirttiği gibi, Sovyet'in zayıflığı tamamen bir kent devrimi olmasından doğan bir zayıflıktır. Aralık başında hükümet kendini Sovyet'e karşı harekete geçecek kadar güçlü hisseder ve saldırır. Troçki ve diğer önderler tutuklanırlar. Petersburg Sovyeti, tamamen değilse bile büyük ölçüde sosyal demokratlardan oluşur ve parti içindeki bölünme göz önünde tutulursa ya tarafsız ya da Menşevik'tir. Rusya'nın hiçbir yerinde, 1905 Sovyetleri'nde yer alan Bolşevikler'in rolü önemli ve dikkat çekici olmaz.

Aralık 1905'te Finlandiya’da Tammerfors'da Bolşevikler'in bir konferansı ortak bir parti kongresi düzenlemek amacıyla, her iki kanadın merkez komitelerinin bir araya gelmesini kararlaştırır. Stalin'in bütün Rusya çapındaki bir parti konferansı ya da kongresinde ilk kez göründüğü ve Lenin’le tanıştığı tarihtir.


Yeni birleşik komite 1906 Ocak ve Şubatı'nda, Nisan’da Stockholm'de toplanacak kongre için gerekli hazırlıkların yapılmasını ilan edebilecek bir duruma gelir. Daha sonraki literatürde dördüncü kongre denmesine rağmen (Menşevikler 1905’tekı üçüncü kongreyi, sadece Bolşevikler katıldığı için geçersiz saydığından) bu kongre resmen "Birlik" kongresi diye adlandırılır, Nisan 1906’daki Stockholm «Birlik» kongresi, Ekim anayasasının ve ilk Duma’nın toplanmasının getirdiği iyimserlik havası içinde yapılır ve Menşevikler çoğunluğu sağlar. 1903'ten beri ilk kez kongrede görülen Troçki, "fraksiyonlar dışında" kalacağını söyler.

1907 Londra kongresinden hemen önce Bolşevikler ile Menşevikler yeniden birbirlerinden yakınmaya başlarlar. Lenin, Dan'ı ve diğer Menşevik önderleri Duma seçimlerinde Kadetler'le (Anayasacı Demokratlar, önemli Rus liberal partisi) pazarlığa girişmekle ve "işçilerin oylarını satmış olmakla" suçlar. Londra kongresinin dağılmasından on beş gün kadar sonra Petersburg’da ikinci Duma’nın feshedilmesi, sözde anayasa gereğince kurulmuş hükümete son verdi ve Stolipin'in gerici baskı dönemini açar. Şekli birlik Aralık 1908 sonunda Paris’te yapılan parti konferansıyla sürdürülür. Sonraki yıl boyunca Sotsial Demokrat adlı yeni bir parti gazetesinin bir kaç sayısı yayımlanır. Bu gazetenin yazı kurulunda Martov, Kamanev, Lenin ve Zinovyev vardır.


1906'dan 1911'e kadar zar zor sürdürülen şekli parti birliğinin ardında, zamanla derinleşen görüş ayrılıklarının ve yenilgilerin yarattığı hayal kırıklığı vardır. 1905'te zafer umutlarının boşa gitmesi, partiyi derinden yaralar. O yıl içinde olup bitenlerin ciddi bir tahlili, fraksiyonlar arasındaki görüş ayrılıklarının birbiriyle ne kadar bağdaşmaz olduğunu gösterir. Menşevikler, bir eylem programı çevresinde değil, daha çok ortak bir felsefe etrafında birleşmiş, geniş ama oldukça gevşek bir yapıya sahip bir grup olarak var olurlar. Bolşevikler daha tutarlıdırlar ve daha açıkça tanımlanmış bir politikaları vardır. Bu başlıca iki fraksiyondan herhangi birine dahil olmayanlar arasında, herhangi bir örgütlü destekten yoksun olmasına rağmen, entelektüel kavrayışı sayesinde, hem Bolşevikler’den hem de Menşevikler'den bağımsız bir tutum takınabilen en önemli kişilik Troçki'dir. Bu yıllar boyunca, Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi içinde 1905'in dersleri ve Rus devriminin geleceği üstüne tartışmalar, Marksist öğretinin, Menşevikler, Bolşevikler ve Troçki tarafından önerilen üç farklı yorumu ya da uygulaması çevresinde döner.

Bu arada 1905 yılında Lenin’in Demokratik Devrimde Sosyal Demokrasinin İki Taktiği adlı kitabını yayınladığını belirtmek gerek. Bu kitaba göre Birinci Taktik: Proletarya, zor kullanarak otokrasinin direncini kırmak ve burjuvazinin tutarsızlığını felce uğratmak için köylü kitleyi kendisine bağlayarak demokratik devrimi başarıya ulaştırmalıdır.  Proletarya, burjuvazinin direncini zor kullanarak kırmak ve hem köylülüğün hem de küçük burjuvazinin tutarsızlığını felce uğratmak için halk arasındaki yarı-proleter kitleyi kendisine bağlayarak sosyalist devrimi gerçekleştirmelidir. İkinci Taktik: Devrim ateşi Avrupa’ya sıçratılmalı Avrupa proleteryasının desteği alınmalıdır.

1917’de Lenin’in devrim kararının destekçilerinden olan Troçki Şubat 1905'te Rusya'ya aktif bir devrimci olarak döner. Troçki, 1906 başında tutuklanır, Hapishanede Sonuçlar ve Olasılıklar'ı yazar. Troçki’ye göre kapitalist sanayinin, dış güçlerin baskısı altında ve devlet himayesinde gelişmiş olması Rusya'nın sosyal yapısının özgünlüğünü oluşturur. Bunun içindir ki, Rusya’da girişimci, bağımsız bir burjuva sınıfı olmaksızın proletarya ortaya çıkmıştı. Bu nedenle, "ekonomik bakımdan geri bir ülkede proletarya, ileri kapitalist ülkeler proletaryasına oranla, daha önce iktidara gelebilirdi" ve "Rusya’da, 'işçi', ’patron'dan önce iktidarı ele geçirebilirdi". Troçki’nin bunu mümkün görmesi, sadece teorik bakımdan değil aynı zamanda 1905 tecrübesi ona bunun fiilen gerçekleşeceği inancını vermesine dayanır.

Lenin Ocak 1912’de Prag’ta bir konferans toplar. Lenin bu konferansta menşevikleri tamamen parti dışında bırakmaya çalışır. Konferans, bir parti kongresiymişçesine, Lenin,  Zinovyev ve Orconikidze'nin (sonradan Stalin’in yakın dostu olur) bulunduğu altı kişilik bir merkez komitesi ve Bubnov ile Kalinin'in dahil olduğu beş yedek üye seçer. Bolşevikler bütün "tasfiyecileri", Menşevikler'i ve diğerlerini dışarıda bırakarak Rusya Sosyal Demokrat İşci Partisi'ni tek başlarına kurmaya kararlı olduklarını açıkça gösterir. Böylelikle 1905'teki üçüncü kongredeki girişim tekrarlanır. Bu kez, atılan adımdan geri dönmek mümkün değildir. Bundan böyle, Bolşevikler artık parti içinde bir fraksiyon değil, partinin bizzat kendisi olur.


Konferansta parti tüzüğünde yapılan bir değişiklik, merkez komitesine ek üyeler atama imkanı sağlar. Bu düzenleme altında konferanstan az sonra merkez komitesine Stalin de girer. Aslında bu dönem gerçekten de kritik bir dönemdir. Çünkü 4 Nisan 1912’de, askeri birlikler Lena altın madenlerindeki grevci işçilere ateş açarlar; 500’den fazla ölü ya da yaralı vardır. Ocak 1905’len beri en dehşet verici katliam olan bu olay sanayi kesiminde yeni bir kaynaşma ve huzursuzluk döneminin başlangıcı olur. Partinin yeni faaliyetinin belirtilerinden biri, Petersburg’da yeni bir Bolşevik gazetenin, Pravda'nın çıkarılmasıdır; ilk sayısı 22 Nisan 1912'de yayımlanır. Bir başka belirti de, eylem alanına daha yakın olmak amacıyla, Lenin'in Paris’ten ayrılıp Avusturya Polonyası’ndaki Krakov’a yerleşmesidir. Sonraki iki yıl boyunca Rusya'da sürekli artan gerilim, sadece Rusya içinde devrimci faaliyet imkânlarım ve ihtimalini arttırmakla kalmaz, aynı zamanda Bolşevikler ile Menşevikler arasındaki bozuşmayı da arttırır. Lenin'in Prag'da takındığı otoriter tutum, partinin diğer gruplarını öfkelendirdi. Fakat hiçbir şey onun bağımsız bir yol izlemekteki kararlılığını sarsmaz. Troçki, farklı eğilimleri temsil eden bütün Rus sosyal demokratları, birliği sağlamak amacıyla Ağustos 1912’de Viyana'da toplantıya çağırır. Fakat bu toplantı Bolşevikler'in suçlamalarına ve alaylarına hedef olur. ’’Ağustos Bloğu" Bolşevikler'e karşı, Menşevikler, Troçkistler ve daha önemsiz diğer gruplardan oluşan geçici bir koalisyon haline gelir. Bu da Lenin ile Troçki arasındaki ilişkileri büsbütün bozmaktan başka bir sonuç vermez. Her ikisi de Ağustos konferansını takip eden 18 ay boyunca birbirleri hakkında ağır ve suçlayıcı ifadeler sarf ederler.

1914 Birinci Dünya Savaşı’nın devrim tohumlarının yeşermesine zemin hazırlayacağı beklenir, oysa savaşın ilk etkisi, devrimcilerin görevini son derece zorlaştırmak ve sahip oldukları gelişmemiş bir kaç örgütü dağıtmak olur. Petersburg'da, Duma’daki Bolşevik ve Menşevik milletvekilleri savaş kredilerinin kabul edilmesine karşı koymak amacıyla tüm Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi adına yayımladıkları ortak bir bildiride geçici olarak bir araya gelirler. Hükümetin ilk icraatı, Pravda dahil hükümet aleyhtarı gazeteleri kapatmak olur. Batı Avrupa'da bile, propaganda özgürlüğü sadece bir avuç tarafsız ülkeyle sınırlıdır. Avusturya'da tutuklanan ve hapse atılmakla tehdit edilen Lenin, İsviçre'ye sığınır ve Zinovyev'le buluşarak Bern’e yerleşir; bu da Bern'in kısa zamanda Bolşevizm’in yönetim merkezi olarak tanınmasına yol açar.

Batı Avrupa sosyalistleri İle sosyal demokratlarının Ağustos 1914’te tek bir vücut gibi, kendi milli hükümetlerini desteklemeleri ihanetlerin en katmerlisi olur. Fakat bu durum Lenin'in inancını sarsmaz. 1915 Şubatında Bern’de, aralarında Buharin, Krilenko, Piyatakov, Lenin ve Zinovyev’in de bulunduğu ve sayıca daha çok Bolşeviğin katıldığı bir konferans "işçi sınıfı ve Rusya'daki bütün halk kitleleri açısından, çarlık monarşisinin ve ordularının yenilgisi ehveni şer olacaktır" doğrultusunda bir dizi karar yayımlar.


Fakat bunlar tecrit bir grup olarak kalırlar. Plehanov milli savunmanın reform için gerekli bir başlangıç olduğunu savunur. Böylece II. Entenasyonal’e bağlı sosyal demokrat ya da işçi partilerinin Lenin tarafından "sosyal şovenlikle” suçlanan tutumlarından farklı olmayan bir tutum takınır; Menşevik görüş, Plehanov’un bu "Sağ" tutumuyla, enternasyonalist olduğunu ilân eden ve "emperyalist savaş"ın kınanması konusunda Lenin'e katılan Martov’un ’’Sol’’ tulumu arasında yalpalıyordu. Bununla beraber, Bolşevizm’le bu Sol Menşevizm arasında temel bir fark vardı. Lenin, savaşın Avrupa ülkelerinin tümünde, Rusya'nın burjuva devriminden doğrudan doğruya sosyalist devrime geçmesini sağlayacak bir sosyalist devrimle sonuçlanmasını bekler. Martov ise, savaşın milletlerin kendi kaderini tayin hakkı temelinde, toprak ilhakı ve savaş ödeneği talep etmeyecek bir burjuva demokratik barışla sonuçlanmasını ümit eder. Aslında Rusya'da yaklaşan devrimin burjuva niteliği hakkındaki inceliksiz dogmayı kabul eden hiçbir Menşevik'ten daha ileri bir tutum beklenemez.

Savaş sürerken önemli Bolşeviklerin (Sverdlov, Stalin ve Orconikidze) çoğu Sibirya’da sürgündedir. Bu da Rusya'daki Bolşevik merkez örgütünün fiilen parçalanmasına neden olur. Merkez komitesinin "Rusya bürosu" denen kolu faaliyetini on sekiz ay durdurur. 1916 baharı ya da yazı boyunca bu büro Şliyapnikov adlı parti çalışanı tarafından tekrar faaliyete geçirilir; savaş başlangıcında Paris'te yaşayan Şliyapnikov, 1915 Bern konferansına katılır ve daha sonra parti yayınlarının Rusya'ya gizlice sokulmasını sağlamak için Lenin onu İskandinavya'ya gönderir. Oradan Petrograd'a dönen Şliyapnikov, o tarihe kadar pek göze çarpmadıkları için baskı ve takip altında olmayan partili iki gençle, Zalutski ve Molotov'la (Molotov, asıl adı Skiriabin olan Kazanlı genç bir aydındır ve parti faaliyetine 1912'de Pravda yazı kurulunda başlar) işbirliği yaparak yeni bir "Rusya bürosu" kurar. Fakat yapılacak pek az şey vardır. Birkaç büyük merkezin yerel komiteleri gizli propaganda faaliyetine devam eder. Bununla beraber, İsviçre'deki merkez komitesi ile bağlantılar kesintili ve ilkeldir, özellikle bütün savaş boyunca Lenin tarafından düzensiz aralıklarla yayımlanan parti gazetesi Sotsial Demokrat ancak zaman zaman Rusya'ya ulaşabilir. Savaş başında Pravda kapatıldığından, partinin Rusya’da hiçbir yayın organı kalmaz.


Bu arada, Lenin İsviçre'de yazmaya devam eder, olup bitenleri gözler ve bekler. 1916’nın başlangıcında Bern'den Zürih'e geçer; orada savaş yıllarında yazılmış başlıca eseri Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması için gereken malzemeyi kolayca bulur. Savaş konusunda itilaf devletleri tarafından ön plana çıkarılan ve partinin görüş birliğine varamadığı sorun üstüne, milletlerin kendi kaderlerini tayin hakkı konusunda, sosyalistlerin tutumuna ilişkin birçok yazı yazar. 1916 Nisan'ında Zimmerwald grubunun Kienthal'de yapılan ikinci konferansına katılır. Konferansın seyri savaş aleyhtarı sosyalistlerin tutumunda sola hafif bir kayma olduğunu gösterir gibidir. Fakat gerçekte hiçbir görüş ve hedef birliği sağlanamaz. Lenin'in kendi inançlarının doğruluğuna güveni hiç azalmaz. Fakat yaşadığı hayatın çok monoton oluşu ve eylemde bulunmanın imkânsızlığı iyimserliğini biraz sarsar. 1911 sonbaharı boyunca gericiliğin en karanlık anı olarak görünen noktada, Lenin, "sözde barışçı burjuva parlamentarizmi yönetiminin sona ermekte olduğunun ve yerini burjuva düzenini yıkıp, komünist düzeni kuracak olan, Marksist görüş İçinde örgütlenmiş, eğitilmiş bir proletarya için devrimci mücadeleler dönemine bıraktığının" artan belirtilerini görür. Ocak 1917’de, İsviçreli dinleyiciler önünde yaptığı bir konuşmada "biz yaşlıların (o sırada 46 yaşındaydı) İlerleyen devrimin kesin savaşlarını görecek kadar yaşayabileceklerinden emin değilim" der (Aradan altı hafta kadar geçtikten sonra Rusya’da devrim patlak verir). Kaygıyla ve yorucu görüşmelerle geçen bir aylık bekleyişten sonra Alman makamlarının razı olması üzerine dışarıyla her türlü irtibatı kesilmiş bir vagonda Lenin, aralarında Zinovyev, Radek, Sokolnikov ve Safarov’un da bulunduğu yirmi kadar Bolşevikle birlikte Almanya ve İsveç'i geçerek 3 Nisan 1917'de Petrograd’a ulaşır.

1917 Şubat’ından 1917 Ekim’ine
1917 yılı başında, hızla kötüleşen ekonomik koşullar, dağılan askeri ihtiyatlar, korkunç insan kayıpları, hükümetin tarihte görülmemiş derecede güçsüzlüğü ve kötü yönetimi sonucunda, eski rejim Rus halkının hemen her kesiminin gözünde gerçekte iflas eder. 23 Şubatta, Uluslararası Kadınlar Günü'nde dondurucu soğukta ekmek almak için uzun kuyruklarda bekleyen ev kadınları arasında başlayan kargaşa, monarşiyi devirmeye ve savaşa son vermeye çağıran büyük kitle gösterilerine dönüşür. Bir hafta sonra da Çar II. Nikola çekilmek zorunda kalır. Romanov hanedanını deviren 1917 Şubat Devrimi, savaşın neden olduğu yoksunlukların ve ödenen bedelin paylaşımında açıkca görülen eşitsizliğin çileden çıkardığı bir halkın kendiliğinden isyanıdır. Burjuvazinin ve devlet memurlarının, otokratik hükümet sistemine, özellikle Çar’a ve onun danışmanlarına güvenini yitirmiş büyük bir kesimi bu devrimi hoş karşılar ve bundan yararlanır. Saygın ve ilerici bir zemstvo (zemstvo'lar 1864'te kurulmuş yerel, sınırlı öz yönetim kurumlarıdır) lideri olan Lvov başbakanlığında kurulan Geçici Hükümet halkın bu kesiminden oluşur. Devrim sırasında, Petrograd İşçi Temsilcileri Sovyeti’nin kurulması, merkezi bir yönlendirme altında olmayan işçi grupların kendiliğinden hareketinin sonucudur. 1905 devrimi boyunca kısa fakat şanlı bir rol oynamış Petersburg Sovyeti'nin yeniden dirilişidir bu aynı zamanda. Petrograd Sovyeti de, tıpkı 1905 Petersburg Sovyeti gibi, fabrika işçileri tarafından seçilmiş parti dışı bir örgüttür. Sosyalist Devrimciler, Menşevikler ve Bolşevikler, hepsi bu örgütte temsil edilir. Petrograd Sovyeti başlangıçta hükümet olmak istemez; bunun nedeni kısmen önderlerinin o zamana kadar Rusya'nın sosyalist devrim için değil, sadece burjuva devrimi için olgunlaşmış olduğu görüşüne inanmış olmalarıdır, kısmen de kendini hükümet olacak kadar yetkili ve hükümet etmeye hazır hissetmemesidir.

Her gün artan sayıda işçi ve asker tarafından tanınması Sovyet’e kendisine rağmen göz ardı edilemeyecek bir otorite gücü verir; bu, Şubat Devrimi’nin getirdiği "ikili İktidar"ın pratik ve hemen hemen rastlantısal temeli olur. Hükümet yönetimi, birbirlerine karşı takındıkları tutumla rekabet ve işbirliği arasında yalpalayan iki örgüt tarafından, Geçici Hükümet İşçi Temsilcileri Sovyeti tarafından gerçekleştirilir. Petrograd Sovyetinin ardından Moskova'da, diğer büyük kentlerde ve bir süre sonra bazı kırsal bölgelerde Sovyetler kuruldu ve bu olgu, Mart 1917 sonunda Sovyetlerin ilk «Tüm Rusya Konferansının» yapılmasına yol açar.

Başlangıçta, Rusya Sosyal Demokrat İşci Partisi'nin iki fraksiyonu içinde Şubat Devrimi'nden daha kazançlı çıkan Menşevikler olur. Tıpkı 1905'teki gibi, anayasal bir hükümet vaadi Menşeviklerin programlarını haklı çıkarmış göründüğünden, onlara Bolşevikler’den çok daha fazla bir üstünlük sağlar.

Burjuva kapitalizmi bütün imkanlarını tüketinceye ve sosyalist devrim yolu açılıncaya kadar saygın Marksistlerin eleştirel desteğine sahip bir burjuva devrimci rejim; işte Menşeviklerin, devrim sürecinin ilk aşaması için çizdikleri tablo tam da budur. Gerçekte, burjuva hükümetiyle proleter "yasal muhalefet" arasında anayasal bir ortaklık olarak kabul edilen "ikili iktidar", asıl olarak Menşevik bakış acısından kaynaklanır. Menşevikler için can sıkıcı nokta savaş karşısındaki tutumlarıdır, çünkü kendi aralarında görüş birliğine varamazlar. İşçi Temsilcileri Sovyetlerinin, İşçi ve Asker Temsilcileri Sovyetleri’ne dönüşmesi çok uzun bir zaman gerektirmez. Ordular çözülerek, barış ve toprak isteyenler, kendi özlemlerinin gerçekleşmesi için köylü devriminin geleneksel partisi Sosyalist Devrimcilere güvenen mücadeleci köylü kitleler haline gelirken doğal olarak Sosyalist Devrimcilerin yıldızı yükselmeye devam eder. Bu süreçte Bolşevikler en az kazançlı çıkanlardır.

Pravda 5 Mart 1917’de Molotov, Kalinin, Eremeev kontrolünde yeniden yayınlanır. Ve saldırgan bir politika izlerler. 13 Mart 1917’de Kamenev, Stalin, Muranov, Sibirya’dan sürgünden dönerler. Pravda’nın yönetimine geçerler. Ve daha ihtiyatlı bir politika izlerler. Bu yalpalamayı Lenin 3 Nisan 1917’de Petrograd’a geldiğinde kırar.


1917'deki Petrograd Bolşevik örgütünde Lenin'den önemli derecede farklı görüşlere sahip olan birçok lider vardır. Değişik inançlara sahip Bolşeviklerin parti politikasının belirlenmesinde ve onun nihai başarısına katkıda bulunmaya önemli etkileri olur. Diğerleriyle birlikte, Lenin'in temel kuramsal ve stratejik varsayımlarını tutarlı biçimde reddeden "ılımlı" ya da "sağ" Bolşevikler vardır. En ünlü ve en iyi konuşmacılardan birisi, 1903'ten beri Bolşevik olan Moskova doğumlu otuz dört yaşındaki Kamenev'dir. Kamenev Rusya' da burjuva demokratik devriminin tamamlandığı düşüncesini kabul etmez. İşçi sınıfının hala nispeten zayıf olduğuna inanır; Avrupa'nın devrimin eşiğinde olduğu varsayımına karşı çıkar ve Rusya' da sosyalizmin zafere ulaşmasına Rus köylülüğünün ve yabancı burjuvazinin izin vermeyeceğine ikna olur. Yumuşak tavırlı Kamenev Sibirya' dan 1917 Mart ayı ortasında döndüğü günden beri Geçici Hükümetin devrilmesinden çok onun üzerinde güçlü ve etkili bir sosyalist denetim kurulmasını savunur. İzleyen aylarda, Rusya'daki devrim derinleşirken Kamenev tümüyle sosyalist bir hükümet kurulmasından söz etmeye başlar. Bu sosyalist hükümet tüm büyük sosyalist grupları kapsayacak geniş bir koalisyondur ve Kurucu Meclisin ilan edeceği bir demokratik cumhuriyet kurulana kadar varlığını sürdüreceğini varsayar. Savaş konusunda, Kamenev barış pazarlıklarıyla sona erdirilmesi koşuluyla Rusya'nın savaş çabalarını destekler. Kamenev bu tavrıyla, Lenin'e değil, öteki ılımlı sosyalistlere daha yakın durur.

Lenin'i, Petrograd'a gelişinde merkez komitesi ve Petrograd parti komitesi üyeleriyle Pravda yazı kurulu karşılar. Aralarında Kamenev de vardır. Lenin, "Pravda'ya şu sıralar yazdıklarınız nedir öyle? Makalelerinizden bazılarını gördük, açık söyleyeyim, hakkınızda iyi şeyler konuşmadık" diye tatlı tatlı azarlar Kamenev’i. Aleksarıdra Kollontay'ın sunduğu çiçek buketini Lenin nasıl taşıyacağını bilemez ve grup, önceden imparatorluk bekleme salonu olan yere doğru ilerler. Lenin orada, Petrograd Sovyeti başkanı Çekidze tarafından resmi olarak karşılanır. Çekidze, "devrimimizi” savunmak için "bütün demokrasi saflarının sıklaştığını" görmek umudunu, dikkatlice seçilmiş birkaç cümleyle dile getirir. Lenin, dışarda bekleyen kalabalığa seslenmek için partili gruptan biraz uzaklaşır: "Sevgili yoldaşlar, askerler, denizciler ve işçiler," şahsınızda "muzaffer Rus devrimini selamlıyorum" diyen Lenin, "emperyalist yağma ve talan savaşı"nın bütün Avrupa’da iç savaşın başlangıcı olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamlar:

“Bugün değilse yarın; tüm Avrupa emperyalizminin çökmesi her an beklenebilir. Sîzler tarafından gerçekleştirilen Rus devrimi, bu süreci başlattı ve yeni bir devrin başlangıcı oldu. Yaşasın dünya sosyalist devrimi.”

Bu konuşma Çekidze’nin konuşmasına bir cevap olmaz. "Rus devrimi’nin, destekleyen ya da bizzat içinde yer alan herkesin kavradığı içeriğine" de uygun düşmez bu konuşma. Lenin’in ilk sözleri burjuva devrimine değil, sosyalist devrime ilişkin olur. Gar meydanında Bolşevikler'in bir kitle gösterisiyle karşıladığı Lenin, parti bayrağının dalgalandığı, gösterinin başını çeken zırhlı bir arabanın içinde ayakta durur. Coşkun kalabalığa aynı şeyleri söyler ve aynı günün akşamı parti genel merkezinde partili dinleyiciler önünde iki saat boyunca konuşur. Bu sözler karşısında, diğer parti önderlerinin şaşkınlığı giderek artar. Çünkü Lenin’den beklenti söyledir: Lenin gelecek ve merkez komitesinin Rusya bürosunu, özellikle. Geçici Hükümete karşı uzlaşmaz, düşmanca bir tutum almış olan yoldaş Molotov'u uyaracaktır. Beklenen budur. Oysa tam tersi olur. Herkesin içinde Lenin’e en yakın düşenin Molotov olduğu görülür.

Ertesi gün Lenin'in kız kardeşinin evinde ve Pravda’nın yayın merkezinde başka tartışmalar olur. Lenin öğleden sonra Sovyet'in oturumlarının yapıldığı Tauride sarayında, Bolşevikler, Menşevikler ve bağımsızlardan oluşan sosyal demokrat bir topluluk önünde konuşur. Görüşlerini özetlediği ünlü Nisan Tezleri'ni bu vesileyle okur ilk kez. Ve Lenin çok eleştirilir. Aynı akşam, Bolşevik yöneticiler önünde tezlerini tekrar okur ve bir kez daha yapayalnız kaldığını görür. Tezleri reddedilir.

14 Nisan 1917’de Petrograd parti konferansı, 24 Nisan 1917’de de Tüm Rusya Parti konferansı yapılır. Lenin tezlerini burada da savunur. Petrograd Parti Konferansında, Hükümeti devirmek diye yorumlanabilecek her şeye Petrograd’ın önde gelen Bolşeviklerin sözcülüğünü yapan Kamenev şiddetle karşı çıkar. Temel sorun, partinin Lenin'in önerdiği gibi, iktidarı Sovyetler'e devretmek için mi çalışacağı, yoksa Kamenev'in isteği doğrultusunda Geçici Hükümet üzerinde Sovyetler aracılığı ile son derece uyanık bir denetim mi uygulayacağı sorusunda düğümlenir. Belirleyici olan son oylamada, Kamenev'in önerisi 6 lehte ve 9 çekimser oya karşı 20 oyla reddedilir. Tüm Rusya Parti konferansında Lenin lehine daha da kuvvetli bir hava eser. Stalin kısa, Zinovyev ise uzun bir konuşmayla Kamenev'e karşı Lenin’i destekler. Başlıca kararlar 150 delegenin ezici desteğini alır. Tüm İktidar Sovyetlere sloganı kabul edilir.

Nisan konferansından itibaren, siyasi satrançtaki her hamle Bolşevikler'in lehine çalışır ve sanki Lenin’in en cüretli hesaplarını bile haklı çıkarır. Bir tarih profesörü ve Kadetlerin baş sözcüsü olan Milyukov (Geçici Hükümetin Dış İşleri Bakanı)’un 18 Nisan tarihli notası, Bolşevikler'den çok, bir yandan barışın iç savaş ve milli bozgun sayesinde sağlanacağı şeklindeki Bolşevik politikayı reddederken, diğer yandan "emperyalist" niyetlerden vazgeçilmesi, "demokratik” bir barışın gerçekleştirilmesi için hemen çaba gösterilmesi şeklindeki umutlarında ısrar eden ılımlı Sovyet delegelerinin yüzüne atılmış bir tokat olur. Milyukov'un istifası hükümetin devrilmesini getirir, İlk Geçici Hükümet'te tek sosyalist bakan Kerenski'dir. Devrimden önce Kerenski geniş ilgi uyandıran politik duruşmalarda ateşli bir savunma avukatı olarak öne çıkar. Ayrıca, Üçüncü ve Dördüncü Dumalarda solcu vekil olarak isim yapar. Mayıs ayı başında, yeni bir hükümet kurulur. Bu hükümette Lvov başbakan olarak kalmasına rağmen, Sovyet’i temsilen Sosyalist Devrimcilerden 2, Menşeviklerden 2 ve bağımsız sosyalistlerden 2 sosyalist bakan yer alır. Bu yeni düzenlemenin amacı, hükümet üzerindeki denetimini geliştirerek Sovyet’in gücünü ve itibarını arttırmaktır. Sonuç tamamen farklı olur. Burjuvazinin ve eski devlet memurları sınıfının egemenliğindeki yönetim aygıtının etkisinden kurtulamayan, müttefikleri tarafından iyice sıkıştırılan ve bir türlü çözülemeyen demokratik barış sorunuyla karşı karşıya kalan yeni hükümet, savaşın sona ermek üzere olduğuna dair bir güvence istemekte gittikçe daha fazla ayak direyen askerlerle işçileri tatmin edebilecek pek az şey yapabilir. O zamana kadar Sovyet, burjuvaziye karşı işçilerin çıkarlarını savunan bir sosyalist partiler koalisyonu olur. Şimdi güçlü bir şekilde temsil edildiği bir burjuva hükümetini hırpalamakla işçilerin gözünde itibar kazanamazdır artık. Sosyalist Devrimciler ve Menşevik partilerde sosyalist bakanları destekleyenlerle eleştirenler arasında ayrılmalar baş gösterir. Hepsinden önemlisi Bolşevikler şimdi, güçsüz bir burjuva-sosyalist koalisyona katılmakla kendini yıpratmayan ve ne pahasına olursa olsun açık seçik bir barış politikası güden tutarlı tek parti olarak kalır. Bolşevikler için, askerler ile işçilerin büyük çoğunluğunun güvenini kazanmalarına ve Sovyetlerde üstün güç haline gelmelerine imkân veren bir süreç başlar.


Mayıs ayı başında yaşanan önemli olaylar arasında Troçki’nin de ülkeye geri dönmesi vardır. Birleşik Devletlerden gelen Troçki, Britanya makamlarınca beş hafta alıkonulduktan sonra Petrograd’a ulaşır. Eyleme susayan Troçki hem Sosyalist Devrimcilerle Menşevikleri, hem de Lenin'in çağrısına cevap vermekte tereddüt etmiş yüreksiz Bolşevikleri küçümsediği için, devrim sahnesinde tek eylem adamı olarak Lenin'i görür.

1917 yazı Petrograd'da sürekli konferanslarla geçen bir dönem olur. Mayıs'taki Tüm Rusya Köylü Kongresi Sosyalist Devrimcilerin üstünlüğünde geçer ve kongre kesin bir biçimde Geçici Hükümet’in desteklenmesini kabul eder. 1917 Haziranında ilk Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi yapılır. Kongrenin en dramatik anı, ikinci gün Menşevik Posta ve Telgraf Bakanı Çereteli'nin konuşması sırasında ortaya çıktı; resmi tutanaklarda şöyle anlatılır:

“Şu anda hiçbir siyasi parti, "iktidarı bize verin, siz gidin, yerinizi biz alacağız" diyecek dununda değildir. Rusya'da böyle bir parti yoktur. (Lenin, oturduğu yerden seslenir: -vardır-.)”

Tüm Rusya Sovyetleri Kongresinde oy hakkına sahip 822 delegenin 285’i Sosyalist Devrimci, 248'İ Menşevik ve 105’i de Bolşevik'tir. 150’ye yakın delege çeşitli küçük gruplardandır ve 45'i partisizdir; bu durum, birçok Sovyet’in uzak bölgelerdeki siyasi uzantılarının henüz kararsız olduğunun belirtisidir. Kongreye Bolşevik önderlerin hepsi katılır. Troçki ve Lunaçarski, üç hafta devam eden kongre boyunca, Bolşevikleri tamamen destekleyen "birleşik sosyal demokratlar"ı temsil eden on delege arasında yer alır. Kongre, "tüm devlet iktidarının, Tüm Rusya İşçi Asker Köylü Temsilcileri Sovyeti'ne devredilmesini'' talep eden bir Bolşevik öneriyi reddederek, Geçici Hükümet'e olan güvenini onaylar. Bu kongrenin aldığı en önemli kararlardan biri de kendine bir tüzük hazırlama kararıdır. Kongre her üç ayda bir toplanacaktır. Yürütme amacıyla "Tüm Rusya Merkez Yürütme Komitesi" adlı bir "merkez organı" kurulur. Bu merkez organının kararları, kongreler arasındaki dönemlerde tüm Sovyetler için geçerli olacaktı. Tüm Rusya Merkez Yürütme Komitesi üyeleri derhal nisbi temsil temelinde seçilirler: 250 üyenin 35'i Bolşeviktir.

Lenin'in ise Bolşeviklerin iktidarı devralmaya kararlı olduklarını iddia etmesi, Geçici Hükümet'e karşı bir savaş ilanıdır ve Lenin'in kastı da budur. Koalisyon otoritesini yitirmeye başlar Troçki'nin "ikili iktidarsızlık" dediği dönemdir bu. Bundan sonraki adım, Petrograd'daki işçi ve askerlerin düşüncelerini öğrenmek için bir deneme yapılmasıdır. Bolşevikler, kendi sempatizanlarını 9 Haziran 1917'de bir sokak gösterisine çağırırlar. Ancak hükümete daha henüz destek ve işbirliği taahhüt eden bir karar almış olan Sovyetler Kongresi, önerilen bu yürüyüşü politikalarının yadsınması ve koalisyona doğrudan açık bir tehdit olarak görür. 9 Haziran' da, kongre delegeleri yürüyüşü önlemek için gereken tüm önlemlerin alınmasına karar verirler. Gösterilere üç günlük yasak getirilir (Kongrenin tavrının Petrograd işçi ve askerleri arasında desteklenmediği 18 Hazirandaki kitle gösterisinde açıkça görülür.) Delegeler işçi bölgelerine ve askeri kışlalara gönderilir. Bolşeviklere planlarını yeniden düşünmeleri için olabilecek en büyük baskılar yapılır. Bolşevik Merkez Komitesi yürüyüşü iptal eder. Daha sonra bizzat kongre 18 Haziran 1917'de büyük bir sokak gösterisi düzenler. Bu gösteri Bolşeviklere karşı bir uzlaşma hareketi işlevi görmeyi ve bu yolla, büyüyen huzursuzluğu kongre politikalarına destek sağlamaya yönlendirmeyi amaçlar. Menşevikler ve Sosyalist Devrimciler yürüyüşün başarısı için ateşli bir şekilde çalıştılarsa da, planları geri teper. Belirlenen günde, ılımlı sosyalist Sovyet liderliği uzun işçi ve asker kollarının yürüyüşünü izlemektedir. Bunlar gerçekte, Petrograd'ın tüm fabrika ve askeri alaylarını temsil ederler ve sayıları 400 binden fazladır. Taşıdıkları kızıl pankartlar üzerinde şu sloganlar yazılıdır: "Kahrolsun On Kapitalist Bakan!" "Kahrolsun Saldırı Politikası!" "Bütün İktidar Sovyetlere!" Tüm çağdaş gözlemcilerin kabul ettiği gibi, Bolşevik flama ve pankartlarının oluşturduğu kalabalıktan sadece ara sıra kongreyi onaylayan sloganlar işitilir. Yani Geçici Hükümet'e güven dile getirenler bir avuç göstericiyi geçmez.

Hükümet, itilaf Devletleri’nin baskısı altında Galiçya’da büyük çapta bir askeri saldırıya girişilmesini emrettiği sırada, 3 Temmuz 1917’de, daha ciddi bir halk ayaklanması başlar. Lenin bu ayaklanma başladığında kız kardeşi Maria ile birkaç günlüğüne dinlenmeye geldiği Finlandiya’dadır. Lenin 4 Temmuz sabahı Bolşevik Merkez Komitesi adına Petrograd'dan gönderi Maksimilian Saveliyev’den ayaklanma haberini alır almaz hemen ilk trenle Petrograd’a gelir. Gösteriler dört gün sürer ve çok ürkütücü bir hal alır. Parti önderlerinin, kendiliğinden patlak veren bir gösterinin söz konusu olduğunu ve bunu dizginlemeye gayret ettiklerini söylemelerine rağmen, bunun, iktidarı ele geçirmek için bizzat Bolşevikler tarafından girişilen bir hareketin başlangıcı olduğuna inanılır. Lenin ise,



Ne var ki bu kez hükümet Temmuz ayaklanmasının Lenin tarafından Almanlarla işbirliği içinde düzenlendiğini uydurarak ve Lenin’i Alman Ajanı olarak suçlayarak saldırıya geçer. Çarlık birlikleri başkente sevk edilir, Pravda kapatılır ve önde gelen üç Bolşevik yöneticinin tutuklanması emredilir. Kamenev tutuklanır; Lenin ve Zinovyev saklanırlar ve Finlandiya'ya kaçarlar. Gazeteler Bolşevikleri suçlayan haberlerle dolar taşar.


Rus sosyal demokrat hareketinin babası ve Edinstovo gazetesinin yayıncısı. Plehanov hükümetin önceki gün yayınladığı telgrafta yazan, "Temmuz karışıklıklarında Alman ajanlarının rol aldığı kesin olarak anlaşılmıştır," sözlerine yanıt olarak şöyle belirtir: "Eğer hükümet buna inanmışsa, ayaklanmalar taktik bir akıl karışmasının pişman duyulacak sonuçları olarak değerlendirilemez. ... Açıkçası, karışıklıklar ... yabancı bir düşmanın Rusya'yı parçalamak için yaptığı planın tamamlayıcı bir parçasıdır. Bu nedenle, onları bastırmak Rusya'nın ulusal savunmasını tamamlayan bir parça olmalıdır." Plehanov’un sözleri şöyle biter: "Devrim önünde kendisine engel olan her şeyi acilen, kesin ve acımasızca ezip geçmelidir."

Birkaç gün sonra, Galiçya saldırısı ağır kayıplara neden bir yenilgiyle sonuçlanır; yeni bir hükümet krizi Lvov'un istifasına ve Kerenski'nin başbakanlığa atanmasına yol açar. Başbakan olmasıyla birlikte attığı ilk adımlardan biri, Kornilov'u güneybatı cephesine komutan atamak olur (16 Temmuzda da Kornilov’u başkomutan yapar).  Troçki ve 4000 kişi kadar gücüyle Mejrayonka (Birleşik Sosyal Demokratlar) Bolşeviklere katılır. Bir dizi yeni tutuklama daha olur. Troçki, Lunaçarski ve Kollontay tutuklananlar arasındadır. Temmuz 1917'nin sonunda, Lenin ve diğer önderler hala gizlenmekte ya da hapiste iken, Petrograd’da altıncı parti kongresi düzenlenir. 1907 Londra kongresinden sonraki ilk kongresidir bu. Başkan Sverdlov’dur ve başlıca siyasi raporları kongreye sunmak Buharin ile Stalin'e düşer. Lenin, saklandığı yerde yazdığı Sloganlar Üstüne adlı bir broşürde nasıl hareket edilmesi gerektiğini göstererek "tüm iktidar Sovyetlere” sloganının kullanılmamasını önerir. Bu slogan, proletarya ve köylülüğü temsil eden Sovyetler'e iktidarın barışçı yoldan devredilmesinin henüz mümkün göründüğü bir sırada tasarlanır. Temmuz karışıklıklarından beri, burjuvazinin karşı devrime soyunduğu ve savaşmaya hazır olduğu açıkça görülür; varolan Sovyetler, burjuvazinin araçlarıdır. Stalin, tarafından, bu konuda baş gösterecek belirli bir muhalefete karşı ustaca yönetilen kongre, "tüm iktidar Sovyetler’e” sloganının, "devrimin barışçı yoldan gelişmesini ve iktidarın, burjuvazinin elinden işçi ve köylülere, kan dökülmeksizin devrini öngören bir slogan" olduğunu ve şimdi karşı devrimci burjuvazi tamamen tasfiye edilmedikçe hiçbir şeyin yeterli olamayacağını ilan eder. Nogin, Nisan konferansında Rikov’un dile getirdiği kuşkuyu söz konusu ederek, ülkenin "gerçekten iki ayda sosyalizme hazır hale gelecek kadar sıçrama yapıp yapamadığını" sorunca Stalin, bir an kuşku duymadan, "Rusya’dan, Avrupa ’başlayıncaya’ dek ’beklemesini' ve ancak ondan sonra sosyalist dönüşüme girişmesini istemek münasebetsiz bir ukalalıktır" ve "Rusya’nın sosyalizm yolunu gösteren ülke olması ihtimali bir tarafa anlamaz" cevabını verir.


1917 Ağustosu'nun başlıca olayı, ülkenin durumu hakkında bilgi vermek için bütün partilerin Kerenski tarafından Moskova’da bir devlet konferansına çağrılması olur. Çeşitli örgütleri ve kamu kuruluşlarını temsilen 2000 delegenin katıldığı bu toplantı tam bir fiyaskoyla sonuçlanır. Kerenski’nin zayıflığı bu konferansta ortaya çıkar. Aslında devlet konferansı gergin bir havada toplanır. 12 Ağustos'tan birkaç gün önce, Moskova, Kornilov'a bağlı birliklerin kentte toplandığı ve Kornilov ile destekçilerinin hükümete karşı harekete geçmek üzere olduğuna dair söylentilerle çalkalanır. Moskova'ya gelen konferans delegeleri, caddeleri Kornilov'u selamlayan posterlerle kaplı bulurlar. Kornilov'u, "Halkın ilk başkomutanı" diye öven tanıtım broşürü geniş çapta dağıtılır. Konferansta da delegeler büyük çoğunluğu yani burjuvazinin temsilcileri Kornilov'u ve düzeni yeniden sağlamlaştırmak için alınacak katı önlemleri inançla destekler. Konferans programında önceden planlanmamış olsa da Kornilov bir konuşma yapar. Kerenski ile Kornilov arasında iktidar üzerinden düşmanlık derinleşir.  Ve Ağustos sonunda, bu toplantının ardından, Sağ’dan gelen tek askeri darbe girişimi Kornilov isyanı olur. Alçakça bir girişim olarak kalan bu plan yürümediyse de, bütün sol parti ve gruplar için bir alarm olur ve tedirginlik yaratır. Hatta Lenin, Menşeviklere ve Sosyalist Devrimcilere bir uzlaşma önerir; burjuva partileriyle ilişkilerini kestikleri takdirde Bolşevikler onları Sovyetlerde destekleme kararı alır. Fakat bu öneri hiçbir sonuç vermez. Menşevikler ile Sosyalist Devrimciler Moskova'daki "devlet konferansı"na benzer bir "demokratik konferans" düzenlerler; kurucu meclis toplanıncaya kadar meydana gelecek boşluğu kapatmak amacıyla bir "cumhuriyet konseyi" kurulur ("ön-parlamento” olarak adlandırılır). O sırada Bolşeviklerin yıldızı hızla yükselir. Kornilov isyanından sonra, Tüm Rusya Merkez Yürütme Komitesinde Menşeviklerin ve Sosyalist Devrimcilerin egemen olmalarına rağmen Bolşevikler, Petrograd ve Moskova Sovyetlerinde çoğunluğu sağlarlar. Kendi kendilerini terhis eden askerlerin dönüşü ülkede toprak ihtiyacını artırır ve köylüler yer yer isyan ederler. Büyük arazileri yağmalama olayları gitgide sıklaşan bir hal alır. Sosyalist Devrimciler hiçbir şey yapmadıkları için itibarları her geçen gün biraz daha azalır ve her şeyi vadeden Bolşevikler’ karşı sempati artar. Devrimin Lenin tarafından Nisan Tezlerinde önceden dile getirilen olan ikinci aşamasına geçişi hali gösterecek şartlar hızla olgunlaşır.


Lenin'in ilk tepkisi, "tüm iktidar Sovyetlere" sloganını yeniden güncelleştirmek olur. Sonra, saklanmak zorunda kaldığı yerde sabrı taştığından, parti merkez komitesine 12, 13 ve 14 Eylül'de üst üste, Bolşevikler için iktidarı silahlı güç ile ele geçirme zamanının geldiğini bildiren iki gizli mektup yollar. Eylül ortasında serbest bırakılan Troçki, Bolşevik militanlığın odağı haline gelen Petrograd Sovyetine başkan seçilir. Bütün ay boyunca, Nisan Tezleri konusundaki tartışmalar, yeni içeriklere bürünerek tekrarlanır. Merkez komitesi içindeki ilk çatışma "demokratik konferans"a katılma konusunda patlak verir. Kamenev ile Rikov bu toplantıya katılmaktan yanadır. Troçki ve Stalin toplantının boykot edilmesini ister. Sonunda katılma kararı alınır. Lenin, bu kararı sert bir dille eleştirir ve Troçki’nin tutumunu var gücüyle destekler. 1917 Eylülü sonuna doğru gittikçe sabırsızlanan ve kararını vermiş olan Lenin, harekat sahasına daha yakın olmak amacıyla, Helsingfors'dan Viborg’a gelir. Raboçii Put'ta yayımlanan Kriz Olgunlaşmıştır başlıklı kısa bir makalesi önceki savlarını, bunlara bir yenisini ekleyerek ele alır: Savaşmış ülkelerdeki artan karışıklığın ve Alman ordu ve donanmasında  ayaklanmaların başlamış olmasının dünya çapında bir proleter devriminin eşiğinde olunduğunu açıkça gösterdiğini söyler. Bununla beraber, makalenin en anlamlı kısmı, yayımlanmak için değil, merkez komitesi üyelerine iletilmek için yazılmış bir dipnottur. Lenin, merkez komitesi üyelerini, önceki uyarılarını göz önünde tutmamakla suçlar ve parti saflarında dilediğince ajitasyonda bulunmak için merkez komitesine istifasını verir ve Lenin şöyle der:


Devrim Kararı Verilir
Lenin'in savurduğu tehdit merkez komitesini bir kez daha sıkıntılı bir sessizliğe iter. Lenin'e merkez komitesince cevap verildiğine dair hiçbir kayıt yoktur. Lenin'in başvurduğu bu kişisel etki, süregiden uyuşukluğu ya da şüpheciliği sarsmak için gereklidir. Lenin 9 Ekim 1917’de Petrograd’a başka bir kimlik altında gelir. Kollontay sonradan Lenin’i, "Temiz tıraşlıydı ve peruk takmıştı. Her haliyle Lutherci bir rahibi andırıyordu," diye anımsar. 10 Ekim’deki merkez komitesinin tarihi bir toplantısına katılır. Akşam saat 10:00' da, Merkez Komitesinin yirmi bir üyesinden, aralarında Lenin, Bubnov, Cerjinski, Zinovyev, Kamenev, Kollontay, Lomov, Sokolnikov, Stalin, Troçki, Yuritski ve Yaklova'nın da bulunduğu en az on ikisi Suhanov'un yemek masasının etrafında, tavandan sarkan bir lambanın loş ışığında otururlar. Dikkatleri hemen ana konuya döner: “mevcut durum”. Toplantıya katılmış olması ve "ayaklanma sorununa kayıtsız kalındığını" kınaması dengeyi bozmaya yeter. Merkez komitesi 2 aleyhte oya karşılık (Zinovyev ve Kamenev) 10 lehte oyla (Lenin, Troçki, Stalin, Sverdlov, Uritski, Dzerjinski (Cerjinski), Kollontay, Bubnov, Sokolnikov, Lomov) silahlı ayaklanmaya hazırlanmaya ve bunu gerçekleştirecek bir "siyasi büro" oluşturmaya karar verir. Bu "politbüro” (ki ilerde sürekli bir kurum haline gelecek şeyin ilk çekirdeğidir) yedi kişiden oluşur: Lenin, Zinovyev, Kamenev, Troçki, Stalin, Sokolnikov ve Bubnov.


Karar aleyhinde oy kullanmış iki kişinin yürütme komitesinde yer alması, o dönemde parti önderleri arasındaki dayanışmayı ve parti disiplininin gereklerini göstermesi bakımından ilginçtir. Altı gün sonra Petrograd Sovyeti, başkan Troçki'nin yönetiminde bir "askeri devrimci komite" kurar. Ayaklanma ile ilgili askeri hazırlıkları, partinin politbürosundan çok, bu komite yapar.



11 Ekim 1917’de Kamenev ve Zinovyev, "silahlı ayaklanma" kararını protesto eden bir mektubu başlıca Bolşevik örgütlere ulaştırırlar. 16 Ekim'de, merkez komitesinin düzenlediği ve Petrograd parti komitesinden, Petrograd Sovyeti askeri örgütünden, sendikalardan ve fabrika komitelerinden Bolşeviklerin katıldığı genişletilmiş bir toplantıda Lenin, iktidarın derhal ele geçirilmesi gerektiği tezini bir kez daha açıklar. Lenin, Kornilov olayından beri kitlelerin partiyi desteklediklerini söyler. Ve Lenin’ göre sorun şekli bir çoğunluğa sahip olmak değildir:

“Durum açıktır. Ya Kornilov'un diktatörlüğü, ya da proletarya ve köylülüğün en yoksul kesiminin diktatörlüğü. Kitlelerin ruh halinden rehberlik bekleyemeyiz, çünkü bu değişkendir ve hesaba gelmez. Devrimin objektif bir tahlili ve değerlendirilmesidir bize yön verecek olan. Kitleler Bolşeviklere güvenlerini belirttiler ve onlardan laf değil, eylem beklemektedirler.”

Lenin uluslararası durumdan söz eden, özellikle Almanya'daki durumun kendi görüşünü doğruladığını belirtir. Şimdi harekete geçtiğimiz takdirde bütün Avrupa proletaryasının yanlarında olacağını söyler. Tartışmanın ortaya koyduğu gerçek şudur: Merkez komitesi bütün tereddütüne rağmen, her ne kadar Lenin'in etkisinde kaldıysa da, Kamenev ve Zinovyev’in kaygıları partinin hala geniş bir kesimince paylaşılır. Zinovyev ve Kamenev itirazlarını yineler, Stalin ve merkez komitesinin diğer üyeleri Lenin’i destekler.

“İki yol var önümüzde, [diyordu Stalin]: Biri devrimin zaferine giden ve Avrupa'ya dayanan yol; diğeri devrime inanmayan ve muhalefet etmekten başka bir şey düşünmeyen yol. Petrograd Sovyeti, birliklerin geri çekilmesini reddetmekle, ayaklanmaya giden yolu şimdiden seçmiştir.”

Petrograd Sovyeti ve onun askeri devrimci komitesi etkin hazırlıklara girişir. Zinovyev'in, Tüm Rusya Sovyetleri'nin 20 Ekim'de (sonradan 25 Ekim’e ertelenir) yapılacak ikinci toplantısının beklenmesine ilişkin önerisi 6’ya karşı 15 oyla reddedilirken, derhal silahlı bir ayaklanma hazırlığına başlanması kararı 2'ye karşı 19 oyla kabul edilir. Toplantı sona erince merkez komitesi ayrıca toplanarak Sverdlov, Stalin, Bubnov, Uritski ve Cerjinski'den meydana gelen, Petrograd Sovyetinin askeri devrimci komitesinin bir parçasını oluşturacak, bir "askeri devrimci merkez” atar.

16 Ekim 1917 tarihli toplantının sonunda, Kamenev merkez komitesi üyeliğinden istifa eder. İki gün sonra, Sol'un parti dışı bir gazetesi olan Novaya Jizn'de kendisi ve Zinovyev adına bir kez daha karara karşı bir protesto mektubu yayımlar. Bu mektup sadece parti disiplinini çiğnemekle kalmaz (çünkü Kamenev hala parti üyesi idir) parti kararını da herkese açıklamış olur; ancak Geçici Hükümet'in dağınıklık ve acz içinde olduğu bir durumda ona karşı bir ayaklanma hazırlığı yapıldığının bu şekilde açığa vurulmasının yaratacağı sonuçları vardır. Bunlardan biri etkili karşı tedbirlerin alınması ihtimali kadar büyük bir panik de olma ihtimalidir. Parti, kendi kaderini en büyük denemeden geçireceği kesin eylemin arifesinde ciddi bir iç kriz geçirir. Lenin, 16 Ekim toplantısından sonra bir kez daha gizlenir. Fakat 18 Ekim'de, Novaya Jizn'la yayımlandığı gün, parti üyelerine yolladığı bir mektupta Zinovyev ile Kamenev’i  "grev kırıcılar" ve "caniler" diye niteleyerek, onları artık yoldaş kabul etmediğini belirtir ve partiden atılmalarım ister. Bu mektubun ardından ertesi gün, merkez komitesine aynı anlama gelen fakat daha ayrıntılı bir mektup gönderir. Troçki Petrograd Sovyetinde, silahlı ayaklanmaya geçmek için bir karar alındığını açıkça yalanlayarak Kamenev’in boşboğazlığını örtbas etmeye çalışır. Troçki'nin kendi görüşlerine katıldığına inanan ya da inanmış görünen Kamenev, onun bütün sözlerini benimsediğini bildirir; Zinovyev ise parti gazetesi Raboçii Put'a aynı görüşte bir mektup yollar. Bu mektup gazetenin 20 Ekim 1917 tarihli sayısında yayımlanır. Aynı sayıda Lenin'in, Zinovyev ve Kamenev’i, adlarını belirtmeksizin şiddetle eleştirdiği bir makalesi yer alır. Stalin, yazı kurulunun bir notunu, makalenin sonuna ekleyerek, meseleyi tatlıya bağlamaya çalışır:

“Kendi payımıza, Zinovyev yoldaşın demecinden sonra (ve Kamenev yoldaşın, Sovyet'teki demecinden sonra) meselenin kapanmış olduğunu umuyoruz. Lenin yoldaşın makalesinin sert ifadesi, meselenin özünde aynı görüşte olduğumuz gerçeğini hiçbir şekilde değiştirmez”

Merkez komitesi, 20 Ekim 1917'de Lenin'in gıyabında toplandığında gergin bir hava eser. Sverdlov, Lenin'in mektubunu okur. Tartışmalardan sonra Kamenev’in istifası 3’e karşı 5 oyla kabul edilir. Zinovyev ve Kamenev'e, merkez komitesinin ya da partinin kararlarına karşı hiçbir demeç vermemeleri için özel bir uyarı verilir. Lenin'in onların partiden ihraçlarına ilişkin talebine ise hiç değinilmez. Bu arada Troçki, sadece Zinovyev ve Kamenev'in demeçlerini değil, Raboçii Put yazı kurulunun onları suçsuz gösterme çabasındaki notunu da protesto eder. Sokolnikov, yazı kurulu üyesi olmasına rağmen, istifasını istemiş olduğunu belirtir. Merkez komitesi, ihtiyatlı davranarak, bu meseleyi tartışmamaya ya da istifayı kabul etmemeye karar verir ve diğer konulara geçer. Geleceğin rakipleri arasında ilk açık çatışmadır.

Kritik an çok yakındır artık: Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi'nin 25 Ekim'deki ikinci toplantısından önce darbeyi indirmeye karar verilir. Kararlaştırılan günden bir gün önce, merkez komitesi bazı hazırlıkları son kez gözden geçirmek üzere toplanır: Kamenev, —dört gün önce alınmış karar geri alındığından ya da unutulduğundan— merkez komitesindeki yerini alır. Troçki, posta, telgraf ve demiryolu ulaşımı ile ilgilenmek ve Geçici Hükümet'i denetim altında tutmak için, komite üyelerinin Petrograd Sovye- ti’nin askeri devrimci komitesine bağlı olmalarını istedi. Demiryollarına Cerjinski, posta ve telgrafa Bubnov bakar. Geçici Hükümet’in denetim altında tutulmasından Sverdlov sorumlu olur. Milyutin ise levazım işleriyle uğraşır. Parti komitesi içinde çekirdek halinde bir hükümet şekillenir.


25 Ekim 1917'de sabah erkenden, Bolşevik kuvvetler harekete geçerler. Kentin kilit noktalan işgal edilir. Geçici Hükümet üyeleri tutuklanır ya da kaçar. Lenin’in mutlaka alınmasını istediği Kışlık Saray geç de olsa ele geçirilir.   Öğleden sonra, Petrograd Sovyeti’nin bir toplantısında Lenin, "işçi ve köylü devriminin" zaferini ilân eder ve aynı günün akşamı, ikinci Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi, Rusya’da tüm iktidarın İşçi, Köylü, Asker Temsilcileri Sovyetlerine devredildiğini duyurur. 26 Ekim 1917 akşamı, kongrenin ikinci ve son toplantısında, barış ve toprak sorununa ilişkin kararnameler kabul edilir ve yaygın olarak Sovnarkom adı verilen ve ilk İşçi ve Köylü Hükümeti olan Halk Komiserleri Konseyi’nin kurulması onaylanır. 25 Ekim-7 Kasım zaferinin hemen hemen hiç kan dökülmeksizin gerçekleşmesini Petrograd Sovyeti ve onun askeri devrimci komitesi sağlar. Askeri devrimci komite Geçici Hükümetin gevşek ellerinden düşen iktidarı ele geçirir ve bütün dünyaya devrimin zaferini ilan eder.







.





9 Kasım 2017 Perşembe

Sosyalizm mümkün mü?


Son beş ayda Karayipler 7 büyük kasırga yaşadı. Irma ve Maria nedeniyle Barbuda ve Dominik Cumhuriyeti’nde konutların %90’ı kullanılamaz hale geldi. BM genel sekreteri bu gelişmelerin kesinlikle sera gazlarının yarattığı ısınmayla ilişkili olduğunu belirtiyor.

İklim felaketlerini önleyebilmek için, 2100 yılına kadar olan dönem boyunca küresel ısınmanın sanayi öncesi döneme göre 2 derecenin üzerine çıkmaması gerekiyor.

Küresel ısınma 2 dereceyi bulursa deniz seviyesinin birkaç metre yükseleceği, kıyıların sular altında kalacağı, var olan canlı türlerinin %30 kadarının yok olacağı tahmin ediliyor. Isınma 3 derece olduğunda Amazon ormanları yok olacak, su seviyesindeki yükselme 25 metreyi bulacak. 6 derecelik bir ısınma ise dünyanın yarısını insanların yaşayamayacağı bir duruma sokacak.

Küresel ısınma sera gazlarıyla ilişkili. Bu nedenle 2100 yılına kadar karbondioksit salımının her yıl %3 azaltılması şart. Gerçekteyse 2000’den 2014’e kadar bu oran her yıl %2.4 arttı.

Bütün bu nedenlerle Nisan 2016’da 191 ülke Paris Anlaşması’nı imzaladı. Amaç sanayide ve fosil yakıtların kullanımında gaz salımını azaltacak gerekli düzenlemeleri yapmak.

Ancak geçtiğimiz Haziran ayında Trump Amerikan tekellerinin çıkarları adına ABD’nin bu sözleşmeden çıktığını açıkladı.

Öte yandan işler Trump öncesinde de zaten kötü gidiyordu. Pek çok uzman bundan sonra ne tür önlem alınırsa alınsın 2 derece sınırının aşılmasının neredeyse kesin olduğunu ve 3 derecelik ısı artışının güçlü biçimde ihtimal dahiline girdiğini belirtiyordu.

Bütün bunlardan şunun için söz ediyorum: Tekellerin yaşamımızı felakete doğru sürüklediği ve bu konudaki sınırlamaları da kesinlikle kabul etmek istemediği bir dönemdeyiz.  Örneğin ABD’nin ucuz fabrikası haline dönüştürülmüş bulunan Çin’de kış aylarında sokağa maskesiz çıkmak mümkün değil. Artık ne işe yarıyorsa.

Çevre felaketinin aşacağı eşikler bakımından önümüzdeki 20-30 yıl belirleyici gibi görünüyor. Hep birlikte elimizi çabuk tutmalıyız. Dünyaya bir an önce sosyalizm gerekiyor.
Yani planlı, insanlığın ve dünyamızın ortak gereksinimlerini dikkate alan, tüketim kalıplarının ve çalışma düzeninin baştan belirlendiği yeni bir rejim.

Dünya sosyalizme mecbur. Aksi çok trajik bir yok oluş hikayesine açılabilir.

Öncelikle bu gerçekliği görmek ve kabul etmek zorundayız. “Sosyalizm mümkün mü?” sorusu anlamsız kaçıyor. “Mümkün mü?” ne demek, bir zorunlulukla karşı karşıyayız.

Daha az tüketmeli, akılcı yaşamalı, eşitlikçi paylaşmalı, zorunlu çalışma süresini kısaltmalı, herkese çalışma, kendini gerçekleştirme olanağı vermeli, hayatımızı çok yönlüleştirmeli ve süratle fosil yakıtlar dışındaki enerji kaynaklarına yönelmeliyiz.

Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı ve her birisinin varoluşu bir diğerini gerektiren ve hepsi birden de sosyalizm bağlamı içinde hayat bulabilecek düzenlemeler.

“Sosyalizm mümkün mü?” sorusu genellikle “sosyalizm doğru ve güzel ama başarılabilir değil?” imasıyla sorulur. Egemenler çok güçlüdür, ordu, polis ellerindedir, para babaları ideolojik aygıtlarıyla kitlelerin kafasını karıştırmak konusunda maharetlidir ve insanlar mücadele etmekten kaçınan konformist, korkak, bencil bir yapıya sahiptirler, vb…

Bu iddiaların tümünde bugün için doğruluk payının bulunduğu kesin.

Ama tarihte yaşanan olaylardan da biliyoruz ki insan özellikle kriz anlarında herkesi şaşırtacak işlere imza atmak bakımından çok yaratıcı ve çalışkandır. Böyle olmasaydı Afrika steplerindeki asalak-toplayıcı ekonomiden bugünlere ulaşmak mümkün olabilir miydi?

Sosyalizmin imkansızlığını insana dair kısıtlar üzerinden gerekçelendirmeye çalışanların hatası tarihselliği gözden kaçırmaları ve dar bir zaman dilimine sıkışarak düşünmeleridir.

Dünya ekolojik bir hesaplaşmaya doğru gidiyor. Ama esas önemlisi kar oranlarındaki düşme emperyalist sistem içerisinde çatlaklar oluşturmuş durumda ve bu iktisadi sorun kapitalist devletler arasındaki ve içindeki her tür gerilimi de artırıyor. İktisadi krizlerin ve siyasi çatışma ve savaşların iç içe geçtiği çalkantılı bir dönemin içindeyiz.

Bir de bu bakımdan sosyalizme mecburuz. İnisiyatifin tekellerde kalmasına izin verdiğimiz sürece, belli ki hepimizin hayatını daha beter duruma getirecekler.

İşte bu tarif ettiğimiz manzara aynı zamanda sosyalizmi mümkün hale getiren faktördür. İşler kötüye gitsin istemeyiz elbette. Ancak işlerin kötüye gitmesi durumunda büyük sosyal ve siyasal belirsizliklerin ortaya çıkacağını, yönetenlerin yönetemez hale geleceklerini, yönetilenlerin artık eskisi gibi yönetilmek istemeyeceklerini de biliriz.

Benim iddiam şudur: Yönetme krizi ile farklı bir yönetim sistemi talebinin ekolojik çöküşle el ele geliştiği bir süreç her türlü seçeneğin gerçeklik kazanma ihtimali dahiline gireceği bir zaman-mekan bütünlüğü demektir.

O karmaşada kurtuluş sosyalizmdir.

Dolayısıyla soru sosyalizmin mümkün olup olmadığı değil, o ihtimali gerçekliğe dönüştürme azmi gösterecek aktörlerin olup olmadığıdır.

Sosyalizm mümkün, ama gezegenin ve insanlığın tam bir enkaz haline dönme ihtimali de var. Önemli olan bizim ne istediğimiz ve istediğimiz şey için mücadele edip, etmeyeceğimiz. 






.