21 Ocak 2017 Cumartesi

Direnişin 69.gün Güncesi - Polis Kamerası



Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, açık hava ve yakın çekim


Çocukluğumuzdan beri fotoğrafımız çekilir. Bizi sevenler geleceğe geçmişten bir iz bırakmak; o güzel anı sabitlemek için fotoğraf çekerler. Biz de sevdiklerimizin fotoğrafını çekeriz. Albümlerimiz mutlu anılarla doludur. Fotoğraf bunun için olmalıdır hayatımızda. Böyle olmalıdır diye düşünüyorken, hatırlarsanız televizyonda "biri bizi gözetliyor" diye bi program başladı. Alışamadık ilk zamanlar. "Ne ayıp. Insanın özeli bu denli ulu orta yaşanır mı? Ne yapmak istiyor bunlar?" Derken gizli kameralar düştü hayatımıza. "Hırsızlar, suçlular yakalanacak" yalanıyla ikna ettiler tertemiz insanları. 

Oysa biz çocukken, röntgenci derlerdi bunlara. Ve sapıklar röntgencilik yapardı. Tıbben hastalık; toplumsal olarak ahlaksızlıktı röntgencilik. Paparaziler türedi sonra. İnsanların özel yaşamlarını pazarladılar. Utanmadan seyreder olduk herkesi. Bunları tartışırken kaset savaşlarıyla satın aldılar siyaseti, siyasetçileri. Sonra mobesalar dizdiler sokak köşelerine. Biz onları villalarında, konaklarında, saraylarında göremezken onlar bizim hayatlarımızı ezberlediler. Ne yer ne içeriz? Ne satın alır, ne satarız? Neyi sever, neden nefret ederiz? Bildiler. Bilerek evire çevire yönetir oldular bizi. 

" Acun Karadag polis kamerasına çekme diyerek müdahale etti" diye haberlere konu olan aksiyon her eylemde yaşanıyor Yüksel Caddesin'de. Oturma eylemine başlarken, bitirirken burnumuzun dibine kadar gelip kameraya alıyor, fotoğraf çekiyor polis. Bir tane değil ayrı ayrı 3-5 polis. Kadınlı erkekli çekiyorlar. Bir nevi röntgen. Yüzlerce insanın ortasında en samimi hallerimizle; zaten her kareyi kendimiz fotoğraflayıp kameraya alıyor ve paylaşıyorken neden polis de çekiyor biliyor musunuz? Gizli kameraları mesrulastırdılarya, yadırgamıyorya kimse... 

Bunun yüzlerce örneği polis fezlekelerinde savcıların önüne sürülmüş kumpas dosyalarında vardır. Çünkü bu fotoğrafları kendilerince konulandırır, sıraya koyar, üzerine bir hikâye yazıp komplo hazırlar polisler. Siz bu kumpası ispatlayana kadar aylarca hatta yıllarca hapishanede kalırsınız. Çıktığınızda tazminat alırsınız evet. Tazminat alacak olmanız, kumpasçının umurunda bile değildir. Nasıl olsa bu tazminatı vergilerinizden devlet ödüyordur. Bu arada toplumun hangi kumpaslara kurban gittiğini de varın siz hesaplayın...

1984 romanı olmasın hayatımız. Hayatına sahip çık.

Sevgi ve umutla...
Nâmı diğer Acun Öğretmen







.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder