20 Ocak 2017 Cuma

TKP Kılıçdaroğlu'na mektup yolladı




TKP bu mektubu CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğluna 2010 da göndermiştir. Bugün partimizin o gün CHP hakkında ortaya sürdüğü tüm öngörüleri gerçekleşmiştir. 

.............................

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,

Bu mektup Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı'na seçilmeniz üzerine bir kutlama mesajı yazma ihtiyacı ile kaleme alınmadı. Riyakarlığın neredeyse kural haline geldiği bir ortamda karşılığı olmayan nezaket gösterilerine soyunacak değiliz. Bugün siyasette en fazla gereksinilen niteliklerden birinin samimiyet olduğunu mutlaka kabul edeceksinizdir.

Türkiye Komünist Partisi, on yıllardır yasaklarla, yalanlarla, terörle yok edilmeye çalışılan bir siyasal akımın temsilcisi, daha önemlisi bir işçi sınıfı partisi olarak açık, tereddütsüz, ilkeli bir mücadele sürdürmek ve bu mücadelenin gerektirdiği medeni cesareti göstermek durumundadır.

Bu bağlamda, Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve onun genel başkanı olarak size başarı dileme ikiyüzlülüğünü gösteremeyiz. TKP, kendi program ve hedefleri olan bir partidir ve halkımıza yoksulluk, onursuzluk ve baskıdan başka bir şey sunmayan sömürü düzenini devrimci bir müdahaleyle sonlandırmak için faaliyet göstermektedir. Burada başkanlığını üstlendiğiniz Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal varlığı ile karşı cephelerde olduğumuz açık.

Ancak yine ikiyüzlü davranmayacaksak, Türkiye'nin yoksulluk, onursuzluk ve baskıya mahkumiyetinden rahatsızlık duyup, umut arayan geniş bir kesimde sizin genel başkanlığınızın yarattığı heyecanın asla küçümsenmemesi gerektiğini de söylemek durumundayız.

Bu heyecandan rahatsızlık duymuyoruz.


Türkiye'de AKP iktidarında cisimleşen ama asla ona indirgenemeyecek olan karanlık döneme karşı toplumun geniş bir kesiminin ayağa kalkma çabası içine girmesi, içi nasıl doldurulursa doldurulsun bu arayışın "sol"da tanımlanması sevindirici bir gelişmedir.

CHP'deki yönetsel değişim, Türkiye siyasetine ve toplumsal/kurumsal yapılara dönük yürütülmekte olan kapsamlı operasyonun bir uzantısı olarak ortaya çıkmaktadır. Öte yandan (söz konusu değişim) bununla açıklanamayacak ve bu sınırlar içine hapsedilemeyecek toplumsal dinamikleri de harekete geçirmiştir.

Henüz konuşmak için erken olmakla birlikte, düne kadar birbirinden kopmuş, birbirine sırtını dönmüş ve farklı arayışlara girmiş ideolojik eğilimlere aynı anda canlılık katmak gibi özgün bir misyon yüklenmiş durumdasınız. İşin gerçeği, bu misyonu size yüklediler ve "aynı anda her şey olan", hem ulusalcıları hem de liberalleri heyecanlandıran, bir CHP için düğmeye bastılar.

Karşıt gibi gözükseler de, liberalleri ve ulusalcıları birbirine bağlayan güçlü bağlar olduğunu yıllardır söylemekteyiz. Bu bağlar "piyasa"nın damgasını yemiştir. Kapitalist yolun dokunulmazlığı, Türkiye'de sosyalistler, komünistler dışındaki bütün siyasal-ideolojik akımların tutkalıdır. Bunu hatırlatırken maksadımız hakaret etmek değildir.

Gerçek bu ve şimdi CHP, emekçi sınıflara eşi benzeri olmayan şiddetle saldıran AKP hükümetinin başından beri büyük bir beceriyle sürdüregeldiği "ezilenleri temsil" iddiasını "sol" adına boşa çıkarmaya soyunurken, ortaya sizin kişisel sorununuz olmayan büyük bir çelişki çıkmaktadır.

Türkiye'nin AKP ve yandaşlarından ibaret olmayan liberal güçleri, uzun bir süredir "sol"a istedikleri biçimi vermek için çaba harcıyorlar. Solun gericiliğe boyun eğen, emperyalist kuşatmayı kabullenen, piyasanın kutsallığını ilan eden bir çizgiye çekilmesi ya da böyle bir çizgiyle anılması için her yolu deniyorlar.

Solun evrensel değerleri vardır, solun yıllarca sol olmayanlar tarafından kirletilmeye kalkılmasına karşın, bir kavram olarak da değeri vardır. Değerlerimize dokundurtmayacağımızı kanıtlamış bulunuyoruz. Türkiye'de solun eşitlikçi ve özgürlükçü misyonunun, anti-emperyalist, kapitalizm karşıtı ve aydınlanmacı karakterinin silikleştirilemeyeceği herkes tarafından anlaşılmış olsa gerek.

Bu anlamda sola dönük andığımız kapsamlı operasyon boşa çıkarılmıştır.


Sayın Kılıçdaroğlu,

Sizin niyetleriniz ne olursa olsun, bugün CHP'ye bu kez benzer bir operasyonda rol biçiliyor.

Adaylığınız ortaya çıktıktan sonra yaptığınız açıklamalar, CHP kurultayındaki konuşmanızın bu role uygun düşmesi, sola ait kavram, hatta sloganları dillendirmiş olmanız elbette tek başına bir eleştiri konusu olamaz. Bunun solun Türkiye'de henüz siyasal tabloya yansımayan ağırlığını göstermesi açısından bile bir anlamı var.


CHP Genel Başkanı faşizme karşı mücadeleden, yoksulluktan, işsizlikten, emekçi kitlelerin sorunlarından, taşeronluğun kaldırılacağından söz ediyor. "Bunları ne hakla ağzınıza alıyorsunuz" demeyiz… Partinize üye olan, oy veren, ilgi gösteren ya da sizi bir siyasetçi olarak destekleyen geniş kesimler içinde CHP'ye sol adına umut bağlayan küçümsenmeyecek bir bölmenin niyetlerini sorgulamak da bize düşmez.

Yoksulluğun, işsizliğin, eşitsizliklerin, bağımlılığın, gericiliğin panzehiri sosyalist bir düzendir, biz bunun güncel ve tarihsel gereklerini yerine getirir, ülkemizin temel sorunlarını çözmeye dönük devrimci programımızı hayata geçirmeye çalışırız.

Bu süreçte sermaye sınıfının saldırıları karşısında emekçi kitleleri güçlendirecek, işçi sınıfının özgüvenini artıracak, emperyalistlerin ülke içi manevra yeteneğini azaltacak, gericiliğin yükselişini durduracak, Kürtlerin eşitlik arayışını halklarımızın birliğini pekiştirecek kanallara yerleştirecek somut kazanımlar da partimizin devrimci mücadelesinin parçasıdır.

Bütün bu başlıklara ilişkin atacağınız gerçek adımları "bunlar demagoji" diyerek karşılamayacağımızdan emin olabilirsiniz.

"Taşeronluğu kaldıracağız" dediniz hükümet olmayı beklemeyin, bu konuda gerçek bir çalışma yürütün. Bir mücadele zaten sürüyor, gözünüzü karartıp, sözünüzün arkasında durursanız, bu mücadele size enerji verecektir. Yanıtlamanız gereken soru, Avrupa Birliği uyum yasalarına, özelleştirmelere, kapitalizmin bugün her tarafa yayılan örgütlenmesine dokunmadan taşeronluğu nasıl kaldıracağınızdır. Doğrusu sorunun yanıtını biz de merak ediyoruz.

Ezilenlerden, yoksullardan, emekçilerden söz ediyorsunuz. On yıllardır özelleştirme politikaları toplumsal eşitsizlikleri artırdı, Türkiye ekonomisinin bünyesini zayıflattı, bağımlılığı pekiştirdi, işsizliği tırmandırdı, emeğin örgütlü gücüne yeni darbeler vurdu.

Şimdiye kadar yaptığınız gibi "kamu yararına", "saydam", "yolsuzluklara izin vermeyen" özelleştirmelerden mi dem vuracaksınız, yoksa TÜPRAŞ, TEKEL, TELEKOM ve benzeri işletmelerdeki özelleştirme uygulamalarını iptal mi edeceksiniz?

İkincisine sizi ortaya atan, bugünkü rüzgarı sağlayan iç ve dış odaklar izin vermez ilkini tercih ettiğinizdeyse bunu "sol" adına yapmanıza biz asla izin vermeyiz.

Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkileri AKP'nin tekelinden çıkarmanız mümkündür elbette ama bu "başarı"nızı solculukla örtüştürmeniz mümkün olmayacaktır. İzin vermeyiz.

Türkiye cemaatlerin, tarikatların kontrolündeyken "sol" adına yapılması gerekenler bellidir. "Samimi müslümanlara" hitap ederek işin içinden çıkamazsınız. Bunun yapılmasına kimse itiraz etmez ama Türkiye gericiliğini durdurmak için herhalde başka şeyler gerekecektir. Bundan kaçındığınızda size misyon yükleyenlerden gelecek "aferin"e büyük bir değer veriyor olabilirsiniz.

Bizim ve halkımızın geleceği için solun değerleri büyük önem taşıyor. Bu değerleri AKP''nin, yandaşlarının yok etmesini engelledik, siz buna soyunduğunuzda, size de engel oluruz.

Dahası, AKP'nin yarattığı karanlıktan duyulan kaygı, hatta korku kullanılarak halkımızın bir kez daha bu karanlığı meşrulaştıracak bir hamleye kurban edilmesine hiç izin vermeyiz.

Sayın Kılıçdaroğlu,

Türkiye solunun, bugün sandığa kesinlikle yansımayan bir ağırlık ve öneme sahip olduğunu unutmayın. İşçi sınıfının bütün hak arama mücadelelerinde, sermaye sınıfının saldırgan hamlelerini püskürtmeye dönük etkili-etkisiz sayısız kavgada, gericiliğe ve faşizme karşı direnci simgeleyen eylemlerde, emperyalizme karşı yurtsever tavrın açığa çıkmasında solun merkezi bir yeri oldu. Bunu hafife almamanızı öneririz.


Size TKP adına yazıyoruz. Ama bilin ki, bugün size umut bağlayanların önemli bir bölümü de AKP'nin açtığı yola "sol" adına giriş yapılmasına asla tahammül etmeyecektir.

Türkiye'nin çileli yoksullarını bu uğursuz yola bu kez "sol"dan sokmak için size yüklenen misyonun size yalnızca onursuzluk getireceğini bilmenizi ve başka her şeyden önce bundan korkmanızı diliyoruz.

Saygılarımızla.








.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder