6 Şubat 2017 Pazartesi

AKP ekonomiyi batırdığı gibi, dış politikayı da rezil etti





Emperyalizmin ne olduğunu unutup, geçmişi bugüne taşımaya kalkarsanız işte böyle gülünç durumlara düşersiniz.

İşin başında Irak’tan, Suriye’den toprak koparabileceklerini, Afrika diyarlarında ekonomik tahakküm kurabileceklerini sandılar.

Obama’nın Ortadoğu politikasındaki tedirginlikler Onlar'a bu cesareti verdi. ABD’nin emperyalist hegemonya kriziyle bağlantılı tutukluğunu kendi güçleri zannettiler.

Olmaz. Hem emperyalizme bağımlı olacaksınız, bütçenin iki yakasını bir araya getirebilmek için bile yabancı parasına ihtiyaç duyacaksınız, elinizde gram petrol, doğalgaz olmayacak, hem de efendilerinizden izinsiz iş çevirmeye kalkışacaksınız.

Dış politikadaki çöküşün, Putin’den özür dilemek zorunda kalışın esas nedeni bu irrasyonel düşünce tarzıdır.

Rusya’ya yanaşmaları da mecburiyettendir. Yani tek başına hareket etme kabiliyetinin hiç olmamasından. Mutlaka sığınacak bir kanat gerekir. ABD tepeliyorsa acaba Rusya sularında hayat bulunabilir mi?

Rusya bu. Amerika’nın eski gücünde olmadığının farkında. Suriye’ye Eylül 2015’te yaptığı hamle bu tespitle gerçekleşti. Ancak şüphesiz eli AKP gibi boş değildi. Dünyanın doğal kaynaklarına sahip. Sosyalizm sonrasında en büyük yatırımını orduya yaptı. Çin ile çok yönlü stratejik ilişkiler geliştirdi. Suriye’ye bütün bunlara güvenerek girdi.

Sonra, çok gerçekçi öngörülerle hareket etti. ABD ile yaşadığı sorunlarını fırsat bilerek AKP’ye daldı. Erdoğan’ın özrünü bu bakımdan itinayla kullandı.

Bir yanda emperyalist hiyerarşinin tepesine oynayan Rusya, öte yanda Osmanlı’dan çare uman AKP. Bu ilişkiden AKP’ye yine bağımlılıktan başka hiçbir şey düşmez.

Rusya adım adım ilerledi: En önemli meselesi Suriye’yi, Esad’ı güvene almaktı. Halep’in temizlenmesi bu bakımdan çok kritikti. Erdoğan’ı Nusra’nın Halep’ten çıkarılması konusunda devreye sokmak bu planın ilk maddesiydi. Putin oltanın ucunda tutmak için AKP’yi yanına aldı. Kendisini esas aktörler arasında sansın istedi.

Tamamen taktikseldir. Bu taktik Suriye stratejisinin parçasıdır. Rusya cihatçıları bölmek, Suriye’nin kuzeyinde sıkıştırmak, yok etmek için Erdoğan’ı değerlendiriyor.

AKP’nin Astana görüşmelerine dahil edilmesi de aynı taktikle bağlantılı.

AKP Ortadoğu’da üzerine yerleşmiş bulunduğu politik koordinatlardan bu oyun içinde kopuyor. Kendi altının boşaltılmasını çaresizce seyrediyor.

Öyle ki, Suriye’deki kırmızı çizgilerinin Astana’da silinmesine bile itiraz edecek hal bulamadı. Rusya bu süreçte Suriye Kürt güçleriyle Lazkiye’de ve Moskova’da görüşmeler yaptı. Bu arada Kürtler’den Suriye için hazırladığı anayasaya dair görüşlerini istediği de belirtiliyor. Öte yandan ABD de yerinde durmadı. Trump hem Kürtleri Washington’a davet etti hem de Onlar'a zırhlı araçlar verdi. AKP açından öyle bir sefalet ki, bu tankların Türkiye’de üretildiği çıktı ortaya.

Rusya en nihayetinde Suriye anayasası taslağını kamuoyuna yansıttı. Astana’ya Kürtlerin davet edilmesini ve anayasaya laiklik kelimesinin sokulmasını engelleyen tarafın AKP olduğu belirtiliyor. Ne gam, anayasa her ikisi açısından da durumu önemsizleştiren bir içeriğe sahip.

Zira, girişinde Suriye çok kültürlü ve çok inançlı bir toplum olarak tanımlanıyor. Bu şüphesiz laiklik anlamına gelmiyor, ancak dinsel politikalara kapıyı kapattığı ve AKP’nin Suriye’ye ilişkin mezhebi hedeflerini öldürdüğü açık.

Ancak bugün için esas önemlisi bu değildir. Suriye anayasasının getirdiği kritik düzenlemeler 4. maddede Kürt kültürel otonomisinin, ana dilde eğitim hakkının ve 9. maddede de Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve dokunulmazlığının net bir ifadeyle düzenlenmiş olması.

Bunlar AKP’nin bölgesel misyonunu bitiriyor. Toprak bütünlüğü vurgusu ile AKP Suriye topraklarını terk etmek zorunda kalacaktır. Kürt otonomisinin tanınmasıyla da Suriye Kürdistan’ını (adına kısa vadede böyle denilmeyecek olsa bile) kabullenecektir.

Esad’ın düşmanlaştırılmasının nedeni neydi: Kendi halkını katleden bir diktatör olarak görülmesi. Gelişmeler Esad iktidarının en azından orta vade için Rusya tarafından korumaya alındığını bir kez daha teyit ediyor.

Cerablus’a girilmesinin nedeni neydi: Kürt bölgeselleşmesinin engellenmesi. Şimdi Türkiye Astana’da Kürt özerkliğine onay veriyor.

İş bitti. El Bab operasyonunun fiilen durmuş olması da bu gelişmelerle ilişkilidir. AKP El Bab’a girmek istediğinde büyük askeri kayıplara uğrayacağını bilir, ama bunu önemsemeyeceği de bilinir. O’nu orada durduran faktör Suriye’nin geleceğiyle ilişkili kararın netleşmiş ve bunun AKP’ye de kabul ettirilmiş olmasıdır. Zaten Esad da Bab’ın kapısına dayanmıştır.

AKP Rojava’yı da, Suriye’den çıkmayı da kabullenecek. Daha şimdiden dediklerinin tamamını yalayıp yutuyor. Sıra Türkiye Kürt meselesinin emperyalizmin masasına yeniden yerleştirilmesine de gelecek.

Dış politikadaki öngörüsüzlüğe, tel tel dökülme haline ilişkin son durum şimdilik böyle.





.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder