2 Şubat 2017 Perşembe

Başkanlık derken zorunlu BES’i atlamayalım




Bireysel emeklilik özel bir sistem. İsteyen katılır. Zorunlu olur mu ? Olmaz tabi ki. Ama OHAL işte bunun için var.

Ekonomiyi batırdılar. Sanayiyi, tarımı erittiler. Bilimden, yatırımdan anlamazlar. Emperyalizme çevresinden tutunabilen bir ülkenin hali de böyle olur nitekim.

Elde para kalmadı. Fakat tarihe adlarını yazdırmaları icap eder. Vizyonda Yeni Osmanlı, padişahlık, sultanlık var. Ecdatları köprüler yaptırmış, camiler inşa etmiş. Bunların bakış açısı da işte bununla sınırlı.

İstanbul’a yeni bir köprü, havaalanı, kanal söz konusu. Hepsi taze kaynak ister. Bir de savaş durumları. Suriye’deki tanklar ithal benzinle işliyor.

Üstelik yabancı kurumlar artık borç vermekte nazlanıyor. AKP yerinde durmadı. 15 yılda cari açığın ulusal gelirdeki payını %3’den %6’ya; toplam borcu 250 milyar Dolar’dan 650 milyara çıkarmayı başardı. Türkiye’yi borçsuz yaşayamaz hale getirdi. Yabancılar bu tablo nedeniyle daha fazla risk almak istemiyorlar. Türkiye ekonomisini fazla kırılgan buluyorlar. Haklılar.

Aslında hep öyleydi. Ama ilk zamanlar AKP’nin bölgesel bir görevi vardı. Mali oligarşi riski o tamamlanınca hatırladı. Neyse. Konunun bizi şu anda ilgilendiren tarafı AKP’nin nakit ihtiyacıdır.

Para bulmaları lazım ve şimdi gözlerini hazır fonlara ve halkın cebine diktiler.

En büyük hazır fon: İşsizlik sigortası fonu. Tam 150 milyar TL birikmiş. Bunun 45 milyarını harcamışlar ve yalnızca 13 milyarını işsizler için kullanmışlar. Kalanı ne olmuş?

Anlaşılan hazırdaki de yetmiyor. Ekonomi önlenemez biçimde daralıyor. İşte emekçilerin özel emeklilik sistemi içine zorla dahil edilmesi bu noktada icap ediyor.

Biz emekçiyiz. Memleketimizi severiz. Buradaki her şey bizim emeğimizin ürünü. O’na gözümüzün içi gibi bakmamız gerektiğini biliriz. Gerekirse fazlasını da yaparız. Her şeyimizi paylaşırız. Memleket zor durumdaysa daha çok çalışırız.

Ancak şimdi durum farklı. Neden birilerinin kişisel ihtirasları için brüt gelirimizin %3’ünü daha verelim. Vergi yükü zaten omuzlarımızda. Kötü yönetimin faturasını neden biz üstlenelim. Bankacılık sektöründe para kalmamış. Doğru. Onlar değil mi yılda en az %60 kar edip, emekçilerine %10 maaş artışı veren.

Bu memleketi savunmak için öncelikle kötü yönetimden, bu sömürü düzeninden kurtulmak gerekiyor. Zorunlu BES’e hayır demeyi, çıkış dilekçelerini acilen doldurmayı zorunlu kılan esas neden budur.

Bir de çok janjanlı bir gerekçe bulmuşlar. Türkiye’nin tasarruf oranı düşükmüş. %15’i ancak buluyormuş. Oysa tasarruf etmeye ihtiyacı olmayan zengin ülkelerde bile oran %40’lara vuruyormuş. Biz bu yoksulluğumuza bakmadan har vurup harman savuruyor, vur patlasın çal oynasın keyif çatıyormuşuz.

Osmanlı ya. Tez elden tasarruf edilecek, etmeyenin maaşından zorla kesilecek demeye getiriyor.

Tasarruf oranımız düşük. Bu da doğru. Doğru da sormayacağımızı mı sanıyorlar: Ancak geçinebilen işçi ailesi nasıl tasarruf eder diye.

Bakın, hanelerin borcunun gelirine oranı 2002’de %4 imiş, 2015’de %50’ye yükselmiş. Toplam hane halkı borcu 2016’da 441 milyar TL’ye ulaşmış. Bunun içinde tüketici kredileri ile kredi kartı borcunun oranı %60’a çıkmış. Yani aileler yaşayabilmek için borçlanmış. Bu durumda nasıl tasarruf edilecek ?

Dedik ya dert başka. Daralan ekonomiye para pompalamaları gerekiyor. Bankaların, devletin borçlanması artık zor ve pahalı. O halde vatandaşın parasına zorla el konulur.

Bir de yalan: Size ikinci emeklilik veriyoruz, daha ne istiyorsunuz. Sendikalar hesapladı: Asgari ücretliden yapılacak kesinti ayda 50 TL. Bu işçi arkadaşımız 10 yıl ve 56 yaşına kadar sabrederek  başlangıçtaki 1000 TL’lik ve her ay düzenli %25’lik devlet katkısını da kesintisiz hak etmeyi başarırsa, bugünün parasıyla eline geçecek para en iyi ihtimalle ayda 70-80 TL olacak. Tekrar: En iyi ihtimalle. İkinci emeklilik dedikleri bu. Aynı parayı vadeli hesapta tutsa ayda en az 100 TL geri alacak.

Devlet değil misin. Emekçiye neden hakkını vermiyor, emekliliğine zam yapmıyorsun? İktidara geldiğiniz yıl ortalama emeklilik maaşı asgari ücretin 1.5 katıydı. Sayenizde 0.9 kata, yani asgari ücretin altına geriledi.

Kaptırmayın bunlara paranızı. Emeklilik fonları sizden topladığı primin bir kısmını borsada değerlendirecek. Bu nedenle 2011’den beri zarardalar, çünkü borsa zararda. Ayrıca bu zorunlu BES sistemi herhangi bir şekilde gelir garantisi de vermiyor. Yani yatırdığınız parayı bile geri alamama ihtimaliniz var.

2 aylık süreniz içinde çıkın sistemden.  Türkiye kapitalizmi 1960’lardan beri tam 4 tane benzerini batırdı. Son ikisi AKP’nin referansı Özal’lı yıllara ait. Konut edindirme yardımı ile zorunlu tasarruf fonu. İlki battı. İkincisinde biriken paralarımızı ise zor bela, taksitle, zararla geri alabildik. Hatırlayanlarınız mutlaka olacaktır.

Başkanlık referandumuna zaman var. Ancak 1 Şubat itibariyle özel sektör işçilerinden ilk zorunlu BES kesintisi yapıldı. Kısa vade için mücadeleyi buraya odaklamak gerek. İlk hayır buradan çıkmalı. İşçi sınıfı düzenin yalanını dolanını ilk olarak burada yere çalmalı.





.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder