12 Şubat 2017 Pazar

Nesli Tükenmekte Olan Bir Kuşun Kurtarılması, Türü Tekrar Nasıl Tehlikeye Soktu?



Hiç “çiftleşme şapkası” diye bir şey duydunuz mu? Hayır mı? Eh, o zaman size biraz insan destekli kuş üremesi hakkında bir şeyler anlatmalıyız.

DDT böcek ilaçları 1970’lerde bayağı doğan (Falco peregrinus) popülasyonunu tehdit ettiğinde çevreciler, bir yetiştirme programı çerçevesinde, üzerine erkek kuşların konup “çiftleşeceği” deri şapkalarını taktılar. Kuşların boşalttıkları meni, yapay döllenme için toplandı ve o zamandan beri doğanların sayısında inanılmaz bir iyileşme görüldü. Bugün de güçbeğenir (müşkülpesent) evcil kuşlarını çiftleştirmek isteyen doğancılara hala çiftleşme şapkaları satılıyor. Hatta size bu konuda Kendin Yap ipuçları bile verebiliriz.

Çiftleşme şapkasına daha sonra yeniden döneceğiz.

Ta Yeni Zelanda’daki siyah ardıç kuşları bundan çok daha büyük iyileşmeler kaydetmiştir, belki de koruma programlarının tarihindeki en büyük başarı hikayelerinden biri olmuştur. 1980’de bütün dünyada sadece beş siyah ardıç kuşunun kaldığı o zor zamanları düşünün. Bugün yaşayan yaklaşık 250 siyah ardıç kuşunun hepsi sadece iki kuşun soyundan gelmektedir, Old Blue ve Old Yellow adındaki iki siyah ardıç kuşunun.

Çevreciler, siyah ardıç kuşunu kurtarmak için, daha fazla yumurtlamalarını sağlamak amacıyla oyunlar çevirmekten tutun, ağızdan gagaya suni teneffüs yoluyla hayata döndürmeye (en az bir vakada başarılı olmuşlardı) kadar ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Buna karşın siyah ardıç kuşu popülasyonunun toparlanmasına yardımcı olmanın merkezindeki teknik, yani kuş yumurtalarını yuvanın merkezine doğru hafifçe ittirme, küçük bir hareket gibi görünse de neredeyse türün sonunu getiriyordu.

‘80’lerdeki araştırmacılar çoğu dişi kuşun tuhaf bir şekilde yuvanın tam kenarına yumurtlama alışkanlığında olduğunu ve bu yumurtaların üzerine hiç kuluçkaya yatmadığını, dolayısıyla da bu yumurtalardan hiç civciv çıkmadığını fark ettiler. Ve yumurtaları kurtarmak için onları hafifçe ittiler. Kuşların daha fazla yavrusu oldu, fakat “kenardaki yumurta” davranışı popülasyon içinde yayıldı ve insan müdahalesi olmadan hayatta kalamayan bir alt popülasyonun oluşmasına neden oldu. Diğer bir deyişle sonraki siyah ardıç kuşu nesillerinin tümü, diğer türler tarafından kontrol edilen mekanik düzenekler gibi, yumurtalarının insanlar tarafından yuvanın merkezine itilmesine bağımlı olma riskiyle karşı karşıya kaldılar.


Aralık 2013’te bir grup bilim insanı 1980-1989 arasında yaşayan her bir siyah ardıç kuşunun aile ağacını çıkardı, ve yuva kenarına yumurtlamanın kuşaktan kuşağa nasıl aktarıldığını gösterdi (Kırmızı renk yuva kenarına yumurtlayan dişileri göstermektedir.). Doğal seçilim altında, yuva kenarındaki yumurtalardan çıkan kuşlar hiç çıkmayacak ve kenara yumurtlama davranışına neden olan gen varyantı sonraki kuşaklara aktarılmayacaktı. Az rastlanan bir gen varyantının yaygınlaştığı soy-içi üreme, çoğunlukla panda ve beyaz kaplan gibi nadir hayvanlar için sorun oluşturur.

Siyah ardıç kuşu hikayesinin sonu mutlu bitiyor, çünkü insanlar en sonunda bu kuşun yuvasını kurcalamayı bıraktılar. Doğal seçilimin işini yapmasına izin verdiler ve sonunda yuva kenarına yumurtlama davranışı azaldı. Daha önceki yuva kenarındaki yumurtalar kurtarılmasaydı siyah ardıç kuşlarının toparlanıp toparlanmayacağını söylemek çok zor, fakat rahatlıkla diğer yönde de çok uç noktalara gidebilirdi: ölümcül bir programlama hatası gibi yayılan bu davranış, ve sonrasında kuşların geri dönülmez bir şekilde insanlara bağımlı olmasıyla birlikte sonlarının gelmesi.

Korumak, evcilleştirmek değildir; korumanın nihai hedefi türün kendi başına hayatta kalabilmesi olmalıdır, ancak bu iki kavram arasında düz ve net bir çizgidense inişli çıkışlı bir eğim vardır. Örneğin kasklı beyaz giysiler içindeki insanların çok hafif bir uçağı kullanmak suretiyle göç etmeyi öğrettikleri turnalara bakıp bu kuşların ne kadar “yaban” olduğunu sorgulayabilirsiniz.

Çiftleşme şapkası insan destekli kuş üremesi kayıtlarındaki en komik düzeneklerden biridir, ve nesli tükenmekte olan türleri kurtarmak için ne kadar sıra dışı, ne kadar acayip şeyler yapabileceğimize güzel bir örnektir. Belki böyle eylemler çok kritik bir anda türün hayatta kalmasına yardımcı olmak için gereklidir, fakat eninde sonunda insanlar komik deri şapkalarını takmayı ve yumurtaları ittirmeyi bırakmalılar, yoksa sadece evcil kuşların olduğu bir dünyayla baş başa kalacağız (Bunu öngörmek o kadar da zor bir şey değil!).






.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder