15 Şubat 2017 Çarşamba

Sanat / çı Nerede ?













iç gıcıklayıcı ve neredeyse mükemmel değil elbette ama sanat nerede sorusunu bize yöneltmiş olan günümüz meşguliyetçileri, yavan ve çiğ köfte tokluğunda insanlara kültürel anlamda bir şeyler katmaktan giderek uzaklaşmışlar gibi size de görünmüyorlar mı ne dersiniz.
sahne zeminlerinin eski ahşap eskimişliklerine bu günün sabunsu kayganlığında değerlendirirken, tiyatro sahnelerinin içler acısı yok olma sürecine girmesini yaşıyor olmak çok üzücü geliyor bana. konservatuvar öğrencisi olmanın o eski günlerde pembe düşler ülkesinin seçkinlerinden olmak anlamını taşıdığı bir dönemin kapanması ile sürecin hızla dejenere olmuş bir yapıya hizmet ediyor olması elbetteki siyasaldır kanımca. çünkü gerçek sanat düşündüren ve yorumlatan özelliğini yüklendiği misyonun sorumluluğundan alandır.
topluma aydınlanma ve ilericilik anlamında katkılarının olmasını ilke edinmiş olan gerçek sanatçılar, hepsi günlük sevinçlerinden ziyade kalıtsal birikmeler vermekle kendilerini bütünlediklerine inanırlar ve sanat adına icra ettikleri eserlere o anlamın ışığında sadık kalırlar. sanat ve o sanatı icra eden sanatçılar bu haliyle toplumun aynası olma hüviyetini hiç şüphesiz sundukları eserlerin halkın üzerinde kalıcılık oranlarından almıştır.
bu anlamda bu günün Türkiyesin de görsel ve yazımsal sanata olan ilginin azalması ve gerçek sanatçıların zor günler yaşamalarına sebep oluşturan asıl neden, ülke yönetim sellerinin şekilcilik anlamında ortaya koydukları icraatları ile ilgili olduğunu hepimiz kabul etmeliyiz. halka ne verirsen onu alır dar zihniyeti ile bir toplumu değişim sürecine tabi tutmak ancak gerçek sanattan uzaklaştırmakla mümkün olacağı kendileri tarafından bilinmektedir. 

totaliter rejimler, bağnaz ve gerici iktidarlar döneminde düşündüren ve sorgulatan sanata olan düşmanlık, her fasılda halkın aydınlanması karşısında yer alan en büyük silah olarak kullanılmıştır. bu yüzdendir ki toplum bugün sanat adı altında seyre daldığı garip figürleri evlerinin içine taşırken, kendini de bir anlamda sistemin sömürüsünden habersiz bırakmakta, bilinç altına yerleştirilen bir uyuşukluğun dışa dönük usanç lığının kendisine yaşatılmasına kifayetsiz izin vermektedir.
bugün adına sanat denen her şey bilinmelidir ki eğer sokaktaki sıradan insanı yansıtamayacak kadar sabunsu sığ yüzeylerde icrasını alkışlatıyor ise, ülke yönetim seli amacı olan toplum şekilciliğine kansız ve plansız ulaşmış demektir.
aynı zamanda böyle bir yapının sahne arkasında gerçek sanat ve sanatçılar artarak devam edecek olan bir baskı ve zulme tabi tutulup, seyri zaman içinde can çekişir hale getirilmiştir. sanat her anlamıyla halka karşı sorumlulukları gereği muhaliftir ve sanatçıda sistemin bizzat muhafeletdarıdır.
bunun dışındakiler eğilir el etek öper. günümüzde örnekleri akil yada tekil olmak üzere sisteme şan şöhret ve kapital babında bağlılıklarını kanıtlamış olmakla beraber, aynı zamanda devamlılıklarını sürdürebilme anlamında gebedirler.
bir ülke de sanatçısının halkına karşı sorumlulukları hafife alınamaz ve yok sayılamaz. gerçek sanatçılar ülkesinin halkçı tabirine uyan profillerden meydana gelmiş, icra ettikleri sanat dalları da halkının sözlerine aydınlık özneler yükleme sorumluluğu ile eş değerlidirler.
sanat halkçıdır ve halk içindir.

Ahmet Söylemez





.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder