3 Şubat 2017 Cuma

Sovyetler Birliği'nin Savunmasından Sorumlu Ulusal Komiserin Emri - Moskova




Düşman cepheye büyük kayıplar vermeyi göze alarak yeni birlikler sürüyor ve Sovyetler Birliği'nin derinlerine ilerliyor, yeni bölgeler ele geçiriyor, şehir ve köylerimizi yakıp yağmalıyor ve Sovyet halkının ırzına ve canına kastediyor. Voronej bölgesinde, Don havzasında, güneyde ve Kuzey Kafkasya’nın kapılarında çatışmalar sürüyor. Alman işgalcileri Stalingrad'a ve Volga'ya doğru ilerliyor ve her ne pahasına olursa olsun petrol ve buğday kaynaklarının bulunduğu Kuban ve Kuzey Kafkasya’yı ele geçirmek istiyor. Düşman çoktan Varoşilovgrad, Starobelsk, Rossoş, Kupyansk, Valukyi, Novoçerkassk ve Don üzerindeki Rostov ile Voronej’in yarısını ele geçirdi. Güney cephesindeki birliklerin bir kısmı, bozguncuların peşine takılıp Rostov ve Novoçerkassk’ı ciddi bir direniş göstermeksizin ve Moskova’dan emir almadan, sancaklarını utanç içinde saklayarak terk etti.

Ülkemizin Kızıl Ordu'yu seven ve ona saygı duyan nüfusu yavaş yavaş ondan ümidini kesmekte ve ona olan inancını kaybetmektedir. Pek çok kişi doğuya kaçıp insanlarımızı Alman boyunduruğuna terk ettiği için Kızıl Ordu'ya lanet etmektedir.

Cephedeki bazı akılsızlar kendilerini daha da doğuya çekilebileceğimize, çok toprağımız, çok yerimiz, kalabalık bir halkımız olduğuna ve böylelikle daima ekmeğimiz olacağına yönelik fikirlerle avutmaktadır. Bütün bu argümanlar tamamen yanlıştır, uydurmadır ve düşmanlarımızın işine yaramaktadır.

Her komutan, her Kızıl Ordu askeri ve her siyasi komiser olanaklarımızın sınırsız olmadığını anlamalıdır. Sovyet devletinin toprakları bir çöl değil, işçiler, köylüler, entelijansiya, babalarımız, analarımız, karılarımız, kardeşlerimiz ve çocuklarımız; insanlarımızdır. Düşman tarafından ele geçirilen ve ele geçirilmek istenen SSCB toprakları ordumuzun ekmeği ve diğer ihtiyaç duyduğu ürünler, endüstrimizin çelik ve yakıtı, fabrikalar, ordumuza silah ve mühimmat sağlayan tesisler ve demiryollarıdır. Ukrayna, Belarus, Baltık cumhuriyetleri, Donetsk ve diğer bölgelerin kaybından sonra çok daha az toprağımız, insanımız, ekmeğimiz, çeliğimiz, tesisimiz ve fabrikamız kaldı. 70 milyondan fazla insanımızı, yılda 365 milyon kilogram ekmek ve 10 milyon ton çeliğimizi kaybetmiş durumdayız. İnsan yedeğimiz açısından da, ekmek yedeğimiz açısından da Almanlardan üstün değiliz. Daha fazla geri çekilmek, kendimizi ve Anayurdumuzu harcamak demek olacaktır. Düşmana bıraktığımız her yeni toprak parçası onu güçlendirmekte ve bizi, savunmamızı, Anayurdumuzu zayıf düşürmektedir.

Bu sebeple sınırsız bir geri çekilme olanağımız ve çok fazla toprağımız olduğuna, ülkemizin büyük ve zengin, halkımızın kalabalık olduğuna, daima ekmeğimiz olacağına dair konuşmaları ortadan kaldırmak gerekmektedir. Bu konuşmalar yanlış ve asalakçadır, bizi zayıflatmakta ve düşmana faydalı olmaktadır. Eğer geri çekilmeyi durdurmazsak ekmeksiz, yakıtsız, çeliksiz, hammaddesiz kalacağız, fabrikalarımızı, tesislerimizi ve demiryollarımızı kaybedeceğiz.

Bu bizi şu sonuca getirmektedir: geri çekilmeyi bırakma zamanı gelmiştir.

Bir adım geri atılmayacak! Bundan sonra ana sloganımız bu olacaktır.

Her mevzinin, toprağımızın her metresinin kanımızın son damlasına kadar savunulması, her karış Sovyet toprağına dört elle sarılmamız ve onu mümkün olan en uzun süre boyunca elimizde tutmamız gerekmektedir.

Anayurdumuz zor günlerden geçiyor. Artık durmalı ve karşı saldırıya geçip bedeli ne olursa olsun düşmanımızı ezmeliyiz. Almanlar, bozguncuların gözlerine göründükleri kadar güçlü değiller. Son birliklerini zorluyorlar. Onlardan gelecek darbelere şimdi dayanmak, birkaç ay içinde zaferi garanti altına almak demektir.

Bu darbeye dayanıp, düşmanımızı batıya püskürtebilir miyiz? Evet, bunu yapabiliriz çünkü cephe gerisindeki fabrikalarımız ve tesislerimiz çalışır durumda ve ordumuza her gün daha fazla uçak, tank, top ve havan topu sağlıyor.

Peki, eksiğimiz nedir?

Alay, tabur ve bölüklerimizde, tank birliklerimiz ve uçak filolarımızda düzen ve disiplin yok. Temel eksiğimiz budur. Eğer durumu düzelteceksek ve Anayurdumuzu kaybetmeyeceksek, ordumuzda en katı düzen ve çelikten disiplini yerleştirmemiz gerekiyor.

Kumandan ve komiserlerin birliklerin mevzilerini terk etmelerine izin vermelerine daha fazla göz yummamız mümkün değildir. Savaş alanında sonucu kimi bozguncuların belirlediğini, bu kişilerin kaçarken askerlerin geri kalanını da yanlarında çekerek cepheyi düşmana teslim ettiklerini itiraf eden kumandan ve komiserlere göz yummamız mümkün değildir.

Korkaklar ve bozguncular oldukları yerde imha edilecektir.  

Bu günden itibaren her kumandan, her Kızıl Ordu askeri ve her komiser için çelik disiplinin birinci kuralı, üstünden emir almadan tek bir adım geri atmamak olacaktır. Üstlerinden emir almaksızın geri çekilen alay, tabur, bölük ve takımlar ile bunların kumandan ve komiserleri Anayurdumuza ihanet eden hainlerdir.

Anayurdumuzun emirleri bunlardır.

Bu emri uygulamak, topraklarımızı savunmak, Anayurdumuzu kurtarmak ve nefret ettiğimiz düşmanı yenip yok etmek demek olacaktır.

Alman ordusu kışın, Kızıl Ordu’nun yarattığı basınç altında geri çekilirken disiplinini kaybettiğinde Almanlar disiplini yeniden sağlamak için çok keskin tedbirler aldılar ve bunlar oldukça iyi sonuçlar sağladı. Bunun için korkaklık ve şaşkınlık nedeniyle disiplini bozan askerlerden 100 ceza bölüğü oluşturdular ve bu bölükleri cephenin en tehlikeli yerlerine konuşlandırarak bu askerlere işledikleri günahları kan pahasına affettirmelerini emrettiler. Benzer biçimde, korkaklık ve şaşkınlık nedeniyle disiplini bozan komutanların rütbelerini söktüler ve bunlardan da yaklaşık on tabur oluşturup, günahlarının bedelini ödemeleri için cephenin daha da tehlikeli yerlerine gönderdiler. Son olarak, özel mangalar oluşturdular ve bunları kaçmaya meyilli birliklerin gerisine yerleştirip, emir almaksızın geri çekilme ya da teslim olmaya kalkışan bozguncuları vurmalarını emrettiler. Bildiğimiz gibi, bu önlemler etkili oldu ve artık Alman askerleri kışın savaştıklarından çok daha iyi savaşıyorlar. Ve durum öyle ki; Alman ordusu Anayurt savunması gibi bir yüce amaca değil, başka bir ülkeyi dize getirmek gibi haydutça bir amaca sahip olsa da Alman askerleri daha iyi bir disipline sahip ve bizim askerlerimiz tecavüz altındaki Anayurdumuzu savunmak gibi bir yüce amaca sahip olsa da, böyle bir disipline sahip olmadıkları için yeniliyorlar. Nasıl atalarımız geçmişte düşmanlarını gözlemleyip zafer kazandılarsa, bizim de düşmanlarımızdan öğrenmemiz gerekiyor.

Ben bunun gerekli olduğunu düşünüyorum.

Kızıl Ordunun Genelkurmay Karargâhının emirleri şunlardır:

1-      Cephelerin askeri konseyleri ve hepsinden önce bizzat cephe komutanları,

a.       Askerlerdeki geri çekilme eğilimini kayıtsız şartsız ortadan kaldırmalı ve daha da doğuya çekilebileceğimize, böyle bir geri çekilmenin bize zararı dokunmayacağına dair propagandayı acımasızca yasaklamalı,

b.      Cephe komutanlığından emir almaksızın, yetkisi olmadığı halde askerlerinin kontrol altında tutmakta oldukları mevkiden geri çekilmesine izin veren ordu komutanlarını kayıtsız şartsız görevden almalı ve divanı harp önünde yargılanmak üzere üst karargâha sevk etmeli,

c.       Her cephede, korkaklık ve şaşkınlık nedeniyle disiplini bozan kumandan, üst kumandan ve tüm sınıflardan komiserlerin gönderileceği, (mevcut duruma göre) bir ila üç ceza taburu (800 kişilik) oluşturmalı ve bu taburları zorlu mıntıkalara yerleştirip, bu taburlara gönderilecek askerlere, Anayurda karşı işledikleri suçları kanları pahasına affettirme fırsatı sağlamalıdır.

2-      Orduların askeri konseyleri ve hepsinden önce bizzat ordu komutanları,

a.       Ordu komutanlığından emir almaksızın, askerlerinin kontrol altında tutmakta oldukları mevkiden geri çekilmesini kabul eden kolordu ve ordu komutanları ile komiserleri kayıtsız şartsız görevden almalı ve divanı harp önünde yargılanmak üzere cephe askeri konseyine sevk etmeli,

b.      Her ordunun olanakları çerçevesinde 3 ile 5 iyi silahlandırılmış (her biri en fazla 200 kişiden oluşan) savunma birliği oluşturmalı, bu mangaları çözülmeye meyilli bölüklerin gerisine yerleştirerek, onlara bölüklerin bir kısmının paniğe kapılması ya da dağılarak geri çekilmeye başlaması halinde bozguncu ve korkakları oracıkta vurarak bölüklerde bulunan onurlu askerlerin Anayurda olan ödevlerini yerine getirmelerine yardımcı olmayı emretmeleri,

c.       Her ordunun olanakları çerçevesinde (ve mevcut duruma göre), korkaklık ve şaşkınlık nedeniyle disiplini bozan sıradan askerlerin ve düşük rütbeli subayları gönderileceği en fazla on tane ceza bölüğü (her birinde 150 ila 200 kişi olmak üzere) oluşturmalı ve bu bölükleri zorlu mıntıkalara yerleştirip, bu taburlara gönderilecek askerlere, Anayurda karşı işledikleri suçları kanları pahasına affettirme fırsatı sağlamalıdır.

3-      Kolorduların komutan ve komiserleri,

a.       Kolordu ya da bölük komutanlığından emir almaksızın askerlerinin yersiz biçimde geri çekilmesini kabul eden alay ve tabur komutan ve komiserlerini kayıtsız şartsız görevden almalı, sahip oldukları nişan ve madalyaları sökmeli ve divanı harp önünde yargılanmak üzere cephe askeri konseyine sevk etmeli,

b.      Orduya mensup birliklerin düzen ve disiplinini güçlendirmekle görevlendirilmiş savunma birliklerine her türlü yardım ve desteği sağlamalıdır.

Bu emir tüm bölüklerde, süvari bölüklerinde, bataryalarda, zırhlı birliklerde, komutanlıklarda ve karargâhlarda okunacaktır.

Savunmadan sorumlu ulusal komiser: J. Stalin.







.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder