7 Mart 2017 Salı

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ DEĞİL; EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜDÜR



Burjuva sınıfı işçi sınıfının devrimci öğelerini baskı ve şiddetle yok etmeye çalışırken ideolojik olarak da işçi sınıfının devrimci mücadelelerini bulanıklaştırmak, uyuşturmak, gerçek içeriğinden saptırmak için olağan üstü bir çaba gösterir. Burjuva kapitalist toplumun doğurduğu sorunları bu toplumun meydana getiren tüm sınıfların ortak sorunuymuş gibi göstererek kapitalist toplum meşrulaştırılıp bu toplumsal koşullar altında çözüm arayışına yöneltir. İşçi sınıfını da kapitalizme karşı durarak değil kapitalizm için de sorunların çözümüne yöneltme gayreti ve çabası içindedir.
Burjuvazi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ nü, Dünya Kadınlar Günü olarak lanse ederek emekçi kadınların sorunlarını genel bir kadın sorunu tüm burjuva kadınlarının da sorunları olarak gösterme çabasıyla işçi sınıfının sınıfsal mücadelesini burjuvazinin yedeğine katarak pasifize etme çabasını gösterir.
Her yıl 8 Mart lar da olduğu gibi bu yıl da burjuva basını başta olmak üzere burjuva sınıfının tümü 8 Mart ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kapitalist sömürü ve zorbalığın gözlerden uzaklaştırılmasıyla genel olarak her türlü sınıf farkının karartıldığı bir kadın erkek sorunu olarak göstermeye çabalıyor. İşçileri yozlaştırma görevini burjuva sınıfı adına kendi asli görevi olarak gören burjuva aydınları çalışan emekçi kadınların kapitalist sömürünün, burjuva ahlakının burjuva toplumunun aile yapısının karakterine değinmeden pembe, mor tablolarla burjuva kadınlarını sorunlarını ön plana çıkararak, kapitalist burjuva toplumunun sorunlarını magazinleştirerek hamasi demeçlerle geçiştiriyorlar.


Komünistler her şeyden önce burjuva aydınlarının bu ikiyüzlü aşağılık propagandalarını açığa çıkarmalıdır. Biz komünistler burjuva kadınlarını sorunları için burjuva ailesinin ikiyüzlülüğü alım ve satıma dayanan burjuva evlilikleri ve bu evliliklerin doğurduğu sorunlar için dertlenmeyiz. İşçi sınıfı nasıl ki kapitalist sınıfın kar oranının düşüklüğü ya da yüksekliği sorununu kendilerinin nasıl daha iyi sömürüleceği sorununu burjuva adına dert etmeyeceği gibi burjuva kadının gencinin burjuva bireyinin kişisel sorunlarını, toplumsal sorunlarını dert etmeyecektir. Burjuva kadınının aşk acıları için gözyaşı dökmez.
Feministler 8 Mart’ı sınıflar üstü, cinsler arası bir sorunmuş gibi ele alır. Bir burjuva demokrat hareketi, düşüncesi olan feminizm uzlaşma ve reformizm hareketidir. Feminizm in ilgi alanı sınıflar savaşımı içinden doğan kadın sorununa sınıflar üstü bir bakış işçi sınıfı mücadelesini burjuvazinin yedeğine taşıma hareketidir.


Tarih içinde toplumun ezen ve ezilen olarak ayrışmasıyla kadın cinsi erkek cinsi karşısında ki eşitliğini, hatta ilkel toplumlarda ki üstünlüğünü ataerkil toplum kaybetti. Kapitalizm öncesi sınıflı toplumlarda köleci ve feodal toplumda her türlü insani, cinsi haklarından mahrum bırakılan aşağılanıp erkeğin kölesi durumuna dönüşmüştü. Burjuvazi kadının bu köleliğine kısmen son verdi. Kapitalist sanayi, kapitalist sömürü emekçinin özgürlüğü temeline dayanır. Bu özgürlük köleci ve feodal toplumda efendisine kişisel bağlarla bağlı olan emekçinin özgürleşmesini gerekli kılar. Emekçi kendi emek gücünün sahibi olarak onu istediğine satabilme hakkına sahip olmak zorundadır. Görünüşte kapitalist ve işçi iki özgür insan olarak karşı karşıya gelir, bu durum emek gücünün meta haline gelmesinden doğar. Kapitalist üretim sanayi de makineleşmeyle beraber sadece kas gücüne dayanan işlerin makineyle kadın ve çocuklar tarafından yapılabilir hale gelmesi özellikle bazı ince işlerde kadın ve çocuk emeğinin ön plana çıkmasıyla burjuvazi kadın ve çocukların üzerindeki erkek egemenliğine son verdi ve son verme eğilimi taşır. Kadın özgür bir emekçi olarak çıkmalıdır kapitalistin karşısına.
Burjuvazi kadının kocası karşısında ki kişisel bağımlılığına burjuva ekonomik ilişkilerinin gelişmesi oranında karşıdır. Ya da taraftardır. Kadın ve çocuk emeğine duyduğu ihtiyaç oranında bu bağımlılığın sürmesi ya da koparılması yönünde yasal düzenlemelere yönelir. Burjuva aile hukuku medeni kanun burjuva üretim ilişkilerinin yeniden üretilmesinin hukuksal düzenlemesini yapar. Mülkiyetten yoksun ücretli köle proleter için bu hukuksal biçim daha başlangıç da sona eren kâğıt üzerinde göstermelik bir şekilden ibarettir.


Kapitalizm öncesi küçük üretimin yaygın olduğu aile ekonomisinin tarımda ve küçük sanayii üretiminde hüküm sürdüğü burjuva üretimine bağımlı alt üretim biçimlerinde kadın ve çocuk emeğinin aile ekonomisi içinde ücretsiz bir biçim aldığı sömürü koşullarında kadınlar bu ekonominin karakteristik özelliğiyle eş (koca) ve babaya bağımlıdır. Bu bağımlılık ikiyüzlü cinsel töre vb. biçimlerde sürer. Her türlü cinsel yozlaşmanın, baskının tecavüzün, kadın cinayetlerinin, aile içinde çocuklar üzerindeki sayısız zorbalığın yüzlerce çeşidiyle beraber yaşayan bu iktisadi üretim biçimi kendi devamı için kadın üzerinde ahlak baskısıyla sürer. Egemen burjuva kapitalist sanayi kendisine ayak bağı olmadığı sürece bu baskının sürmesinden yanadır. Kadına karşı uygulanan şiddeti fiziki ve ruhsal baskıyı özendirir görmezlikten gelir. Kapitalist üretim görece daha geri olduğu tarımda ve küçük sanayide henüz kapitalizm öncesi küçük meta üretiminin kısmen hüküm sürdüğü koşullarda bu baskı ve şiddet ikiyüzlü bir ahlak anlayışıyla birlikte yürür. Liberal ve demokrat küçük burjuvazi üretim ilişkilerine hiç değinmeksizin bu baskı ve şiddet karşısında yüzünü buruşturup, acıma duygusuyla toplumdan bağımsız, bireysel kötü koca, zalim baba, mağdur anne, zavallı kadın edebiyatı döktürür.
Köleci, feodal toplumun karanlığından doğan bu toplumsal ahlakın günümüze kadar süren ilişkileri kadının erkek karşında ki eski iktisadi ilişkilerden doğan köleliğini mistik dünyaya havale ederek kutsar. Analığı yüceltip onu yaratan ilişkileri cinselliği erkeğin tekeline bırakarak kadının cinselliğini aşağılar. Kadını erkeğin cinsel kölesi, haremi olarak tanrı katında mistik dünya ya havale ederek, kadını şeytanlaştırarak aşağılanmasını taçlandırır. Burjuvazi, feodal, köleci toplumdan miras aldığı bu bakış açısını üretim ilişkilerinin gereksinmesi doğrultusunda işine yaradığı kadarını değiştirerek sürdürür. Örneğin kadın cinselliği, fuhuş, şehvet burjuva üretim ilişkilerinin dayanağı servet edinmenin zenginliğin araçları halini aldığı ölçüde kutsanır. Genel evler, fuhuş burjuva devleti tarafından koruma altına alınır. Buralardan elde edilen karlarla burjuva devletine verilen vergiler, verginin kutsallığına örnek gösterilir.

Politikada, edebiyatta günlük yaşamın her alanında kadın sadece bu günkü burjuva toplumunun hukuksal dayanaklarının ikiyüzlü dayatmalarını değil, geçmiş yüzyılların baskılarının da bir sonucu olarak kadın cinsinin binlerce yıllık gerilemesinin, sindirilmesinin sonuçları olarak erkek cinsi karşısında kadının kısmi olarak geriliğine tanık oluruz. Bu durum cinsler arasında ki tarihsel sürece dayanan eşitsizliğin baskının, köleliğin bir sonucu olarak değil kadın cinsinin zayıflığı olarak gösterilmeye çalışılır. Kadın cinsine bu zorla dayatılmaya çalışılır.
İşçi sınıfının biliminin kurucuları Marks ve Engels Kadın sorununu ele alırken bu sorunun kadın ve erkek arasında ki fiziksel bir sorun olarak değil toplumsal üretim ilişkilerinin tarihsel gelişmelerin sonuçları açısından ele alıp incelediler.
Engels, Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Gelişmesi adlı eserinde sorunun tarihsel boyutunu, insan ilişkileri açısından durağan bir sorun olmadığını gösterdi. Bu günkü burjuva toplumu kadının kurtuluşu sorununu işçi sınıfının kapitalist kölelikten kurtuluş sorunu olduğunu gösteriyor.
Komünistler kadının kurtuluşu sorununa işçi sınıfının kurtuluşu sorunu olarak bakar. Burjuva toplumu içinde işçi sınıfının bedensel ve ruhsal gelişmesinin korunması açısından işçi sınıfının ekonomik ve demokratik taleplerini ileri sürerken kadın sorununu da bu açıdan ele alırlar. Burjuvazi her konuda olduğu gibi kendi sınıfsal istemleri konusunda da devrimciliğini eski toplumsal ilişkiler ve bu ilişkilerin ahlaksal biçimleri karşısında ki devrimciliğini kapitalizmi koruma korkusuyla çoktandır yitirdi. Burjuva toplumunun demokratik sorunlarını devrimci bir atılımla değil kapitalist üretimin ihtiyaçlarının kendisini tehdit etmeyecek boyutlarda evrimiyle sınırlandırdı. Bunun en çok acısını çeken emekçi sınıf ve bu sınıfın kadınlarıdır.
Komünistler kadının kurtuluşunun özel mülkiyetin, kapitalist sömürü biçiminin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olacağı gerçeğini bir an bile unutmaksızın burjuva toplumsal koşullar içinde emekçi kadınların aile içindeki bağımlılık koşullarının çocuk yetiştirilmesi, ev işleri erkeklerle aynı işçi yapan kadınların daha düşük ücretlerle çalışmalarını ortadan kaldırmak için demokratik taleplerini öne çıkarırlar. Kapitalist sanayinin asgari ücretle eşitlediği kadın ve erkek emeği arasında ki ayrımın ortadan kalkması yönünde işçi sınıfının fiziki ve ruhsal gelişmesi için talepler öne sürerler. Kapitalist üretimin uzun bir sürece yaydığı küçük sanayii ve tarımda ki küçük meta üretiminin sosyalist tarzda ki dönüşümünü ileri sürerler. Kadının eş ve babaya olan bağımlılığının iktisadi maddi koşullarını ortadan kaldırmaya yönelik dönüşümlerin gerçekleşmesini hazırlarlar.
Bu günkü burjuva toplumunda işsizliğin en büyük acısını kadın işçiler ve işçi sınıfının toplumsal iş bölümünde henüz iş bulamayan ve ev kadını olarak adlandırılan eşleri yaşar. Komünistler ilk elden yapılacak toplumsal dönüşümün kadının bireysel ev işlerinden koparılması, çocuk bakımı ve ev işlerinin toplumsallaşmasını, emekçi kadınların her türlü mesailer ve ağır çalışma koşullarının yasaklanmasını talep ederler. “Ev kadınları” için işsizlik sigortası talep eder. Bütün kadınların çalışmalarını engelleyecek özel koşullar dışında ki zamanlar haricinde çalışma hakkı talep eder. Çalışabilecek yaşta ki tüm erkek ve kadın emekçiler için işsizlik sigortası talep eder. Komünistler işçi sınıfının günlük ekonomik demokratik mücadelesinin sözcülüğünü yaparken bunların tümünün burjuva toplumsal koşullarda gerçekleşebileceğinin ham hayalini yaymazlar. İşçi sınıfının siyasal ufkunu açmak kendi kurtuluşunun ekonomik ve siyasal koşullarının sınıf mücadelesinin gelişmesine hazırlanmasına yardımcı olmak amacıyla bu talepleri ileri sürerler.
Sınıfın hazırlanması, eğitimi, örgütlenmesi sosyalist bir devrimin öncül gerekliliğidir.
Tüm yoldaşlarımın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun.




.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder