11 Mart 2017 Cumartesi

Caravaggio ve engizisyon yargıcı



Engizisyon mahkemesi yargıcı Caravaggio’yu Katolik kilisesine karşı geldiği, isyankar davrandığı, Giordano Bruno’nun izinden gittiği, sarhoşları, hayat kadınlarını ve tavernaları resmettiği için suçluyor.

Geçtiğimiz yıl eylül ayında yaşamını yitiren İtalyan yazar ve gazeteci Ermanno Rea’nın kaleme aldığı, Caravaggio ile engizisyon yargıcını karşı karşıya getiren bu kurgu  “La parola del padre: Caravaggio e l’Inquisitore” başlıklı tiyatro yapıtının içeriğini oluşturan bir monolog. Tanıtımı bu ayın başında Napoli’de gerçekleştirilen kitaba illüstratör ve senarist Lino Fiorito da katkı verdi.

İtalya’da ocak ayında okura ulaşan ve Manin yayınevinin bastığı kitap, engizisyonun korku ve terör estiren ortamında Caravaggio ile ressamı sorgulayan yargıç arasında hayali bir diyalogu bugüne taşırken günümüzün baskıcı, despotik yönetimlerine gönderme yapıyor.

OTORİTEYE İTAAT
Mahkeme sürecinde Caravaggio’nun savunmasını, seçtiği sözcükleri ve ifadesini okur, engizisyon yargıcının gözleri ve sesi aracılığıyla takip ediyor. Rea, kendiyle hesaplaşan, konuşmakta zorlanan, neredeyse Caravaggio’ya hak verecek bir noktaya gelen, ona karşı duyduğu gizli hayranlığa teslim olabilecek bir yargıç portresi çiziyor. Oysa bu düşünceler silsilesi ve gelgitler dakikalarla sınırlı. Hakim, engizisyon yargıcı olmanın yüklediği sorumluluğu anımsayınca otoriteye, Tanrı’ya, kiliseye karşı gelemeyeceğini, tersine itaat etmesi gerektiğini anımsıyor.

Napolili yazar Ermanno Rea’nın engizisyon yargıcının karşısında hayal ettiği ressam Caravaggio, mahkeme boyunca yargıçla gelişen diyalog, otoriter yönetimler, bu idarelerin baskıcı diktatörleri konusunda düşünmeye davet eden, vatandaşların benzer durumlarda üstleneceği sivil sorumluluğa dikkat çeken gerilim yüklü bir metin. Eleştirel mantık, özgür düşünce ve insan gibi kavramları 16. yüz yılın gerçeğinde hayal eden “Caravaggio e Inquisitore”nin yazarı Rea, aslında günümüzün baskıcı yönetimlerinden söz ediyor.

Ermanno Rea’nın sözleriyle noktalayalım, “Bu monolog kısmen Caravaggio’nun Roma’daki atölyesinde dev boyutlu beyaz bir tuvalin karşısında gözlemde bulunurken, kısmen de engizisyon mahkemesinin bir salonunda gelişiyor. Bu büyük ressam açısından dramatik bir an. Caravaggio’nun bir kavga sırasında bir adamı öldürdüğü biliniyor. Bir cinayete karıştığı için Roma’yı, yaşadığı evi, en yakın arkadaşları ve dostlarını acilen terk etmesi gerekiyor. Beyaz renkli tuvalin karşısında kendini yitirerek çıldırma noktasına geliyor. Bu sürecin ardından kendini bir engizisyon yargıcının karşısında buluyor. Mahkeme Caravaggio’dan Katolik kilisesine itaat etmesini istiyor. Bu gerçek bir anı olabilir mi? Bilinmiyor. Hayali bir anı olabilir, hiç yaşanmayan bir olayın anısı da. Dönemin kaynakları, Caravaggio’nun engizisyon yargıcı tarafından sorgulandığına ilişkin hiçbir belge  sunmuyor.”

Rea’nın kurgusal tiyatro yapıtı, engizisyon yargıcının karşısına çıkan bir ressama, sanatçının özgürlüğüne, din adına emredilen kurallara., otoriter ve baskıcı rejimlere yüz yıllar öncesinden baksa da aktarılanlar günümüz için de geçerli.  





.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder