30 Mart 2017 Perşembe

Yetmez Ama HAYIR







EVET ÇIKARSA NE OLUR?

AKP’de işin ortası, kararı yoktur. Hep daha güçlü görünmeye mahkumların iktidarı altındayız. Yarın, dün olduklarından birazcık daha az güçlü görünseler tekneleri su almaya başlar; iktidar çözülür. Çözüldükçe hesap vermekten kaçamayacakları gün gelir. Suçlarının hesabı ise verilebilir gibi değil!


Aslında epey zamandır bir başkanlık rejiminin tepesindeymiş gibi yaşıyorlar. Ama bu fiili durum yetmiyor. Hep, her gün biraz daha güçleniyormuş gibi yapmalılar ki güçten düşüşleri gizlensin. Fiili durumu anayasa haline getirmeleri gerek ki fiili gücü kaybettiklerinde kendilerini yasadan koruyacak bir yasaya sığınabilsinler.

Devletin her kademesinde laikliği ezdiler. Ama yetmez: laiklik yasalardan da çıkmalı aksi onlar için bir tehdit unsuru.

Üniversite babalarının çiftliği, orta öğrenim imam hatipleştirilmiş ama yetmiyor. Hurafelerden gayrisine, örneğin bilime değer verilmesin istiyorlar Bilim, onlar için bir tehdit. 

Her gün iş kazası denilip geçilsin istedikleri bir cinayet işleniyor. Patron kârına kâr katsın diye işçinin ölümü olağanlaşsın istiyorlar. 

Her sandalyesini aslında tek şefin belirlediği bir meclis çoğunluğu yetmiyor. Meclis veya başka bir kurumun denetiminden mal kaçırmakta güçlük çekmiyorlar ama denetim denilen şey olduğu gibi tarih olsun istiyorlar.

Referandumdan evet çıkarsa bugüne kadar fiilen, yasa, hukuk dinlemeden yaptıklarını anayasa gereği yapacaklar.

Çalışan, sokağa çıkan, sosyalleşen kadın, özgürlük demek. Kadınlar sadece evde çocuk doğursun isterler. Evet’le bütün özgürlükleri yok etme yetkisini de elde edecekler.

AKP bir Amerikan projesi. Referandum zaferini emperyalizme ne kadar da vazgeçilmez olduklarını göstermek için istiyorlar. Milli iradenin mazbatası, Amerikan emperyalizmine pazarlık masasında sunulacak bir tapu.

AKP bir sermaye partisi. Kriz zilleri çalarken, referandumda “Evet”i alınca para babalarına alternatifsiz olduklarını kanıtlamış sayacaklar kendilerini.

AKP’nin savaşa ihtiyacı var. Evet’le kan dökme yetkisini ceplerine koyacaklar.

AKP şeriatçı ve faşist. Evet çıkarsa Türkiye’de şeriatçı faşizme yasallık sağlanmış olacak.
Ama o kadar.

Evet, var olanın daha kötüleşerek sürmesidir ama bir oylamayı daha kazandılar diye son perde de kapanmış olmayacak.

Evet sonucu onlar için çok önemli ama bu sonucu bile geçersiz kılacak, yok hükmüne indirecek bir halk “boyun eğmem” demeye devam ettikçe son söz söylenmiş olmayacak.



HAYIR ÇIKARSA NE OLUR?
Gerici iktidar her gün ülkeyi karanlığa biraz daha gömmek zorunda. HAYIR, bu yolda tökezlemesi anlamına gelecek.

Karanlık bir çırpıda dağılmayacak ama Türkiye’nin direncinin tükenmediği, tüketilemediği görülecek. Halka boyun eğdirmelerinin imkânsız olduğunu söyledik hep. Boyun eğmeyenler moral bulacak.

Evlerine tıkılmak istenen kadınlar yeniden seslerini yükseltme cesareti bulacaklar. Gençler, geleceksizliğin kader olmadığını hissedecekler. Öğretmenler cehalete karşı insan yetiştirmenin mümkün olduğuna yeniden kanaat getirecekler. Bilim, hurafelere karşı başını yine dikleştirecek. Hukuk hatırlanacak. Hukukun birilerinin iki dudağının arası değil, her şeyden önce adalet duygusu olduğu düşüncesi, karanlığın içinde ışıldayacak.

Analar ve babalar, çocuklarının sorgusuz sualsiz ölüme yollanmasının da engellenebilir olduğunu hissedecekler. “Savaş bir kader değil” denecek.

Toplum yalana, hırsızlığa mahkûm olmadığını düşünecek. Yalancıya yalancı, hırsıza hırsız demek için cesaretini toplayacak insanlar.

İşçiler, iş başında ölmenin çalışmanın fıtratında olmadığından emin olacak. İşsizler, yoksulluk kaderinin de kırılabilir olduğunu fark edecek.

Ama o kadar!
AKP karanlığı tökezleyecek ama bir oylamayı kaybetti diye şafak sökmeyecek. Ülkeye fiilen yaşattıkları karanlığı sağlam bir anayasa kazığına da bağlayamadılar diye bir anda çökmeyecekler.

Referandumdan, HAYIR’dan önceki fiili duruma geri dönmek isteyecekler.

Kaybettikleri oylamayı telafi etmek için daha beterini deneyecekler.

Ne yapabilecekleri hakkında bin bir rivayet dolaşıyor. Sabah akşam tehdit ediyorlar. Savaşla, ölümle, zulümle tehdit ediyorlar… Hepsini yapabilirler. Zaten yeri geldiğinde ellerinden geldiği kadarıyla yapmıyorlar mı?

HAYIR çıktığında saldırganlaşacaklar. Ama aynı zamanda referandum öncesine göre güç kaybetmiş olacaklar.

Evet çıktı diye halkımız sinmeyecek. HAYIR çıkarsa da AKP teslim olmayacak. Mücadele devam edecek.

AKP, oylamayı kaybetti diye gerici diktanın süpürülmesini kendiliğinden başlatmayacak. 

Süpürülmeleri, hesap sorulması daha mümkün hale gelmiş olacak.

Örgütlenirsek, mücadele edersek bu olacak.

HAYIR çıktığında eğer örgütlenmede eksik, mücadelede isteksiz kalırsak oylamayı kaybetmenin acısını çıkartacaklar.



EVET ÇIKARSA NE YAPMALI?
Paranın saltanat sürdüğü bu düzende, demokrasi denen oyunda, seçimler çoğunlukla bir şeylerin nedeni değil, sonucudur.

Evet çıkarsa bu sonuç, halkın baskıya, yok sayılmaya, zulme karşı mücadelesindeki eksiklerin ağır bastığını gösterir.

Bu sonuçta baskıların, sahteciliklerin rolü mutlaka olacaktır. Evet’i baskı sayesinde elde etmişlerse halk baskıyı geri püskürtememiş demek olur. Evet’i sahtecilikle elde ederlerse halk sahteciliği önleyecek ölçüde örgütlü olmadığı için bu gerçekleşmiş olacaktır.

Yani bu düzende baskı da, sahtecilik de oyunun parçasıdır.

AKP bu oyunu kazanmakla meşruluk kazanmaz. Bu oyunun kendisi meşru değil.

Meşru olmayan bir işlemle AKP’den kurtulma hayaline kendimizi kaptırmazsak referandumdan Evet çıktığında yıkılmayız. Doğrudur, belki hevesimiz şimdilik kursağımızda kalır ama kaldığımız yerden, hatta daha iyisini yapmak üzere mücadeleye devam ederiz.

Referandumdan Evet çıktığında fiili dikta rejimi engellenemez, itiraz bile edilemez bir mertebeye yükselmiş olmayacak.

Evet oyunun çoğunluk olması, hukuksuzluğu, adaletsizliği, savaş kışkırtıcılığını, işçi katliamlarını, kadınların baskı altına alınmasını, çocukların çalıştırılmasını meşru hale getirebilir mi? Evet çıktı diye Türkiye’de cumhuriyet fuzuli, saltanat kader haline gelmiş mi olur?

Tersine. Baskı rejiminin yandaşlığı, insan düşmanlığı çoğunluk mu çıktı? Bu, böyle bir ülkeyi kabul etmeyen milyonlar için daha kararlı, daha örgütlü bir mücadeleye davet anlamına gelir.

Sandıktan çıkan Evet sonucunun bir yıkım, her şeyin sonu olarak okunacağını düşünmeyin sakın. Evet çıkarsa dönün, HAYIR’lara bakın.

“Bugünkü örgütsüzlüğümüzle bu kadar kalabalıksak” diyelim, “siz bizi bir de örgütlendiğimizde görün!”

Kendilerini çok güçlü sanacaklar ve yaptıklarının daha beterini yapmak için harekete geçecekler. Çocuklarımızın öldürülmesini, işsizliği, kadınların kapatılmasını, yoksulluğu sineye mi çekeceğiz? Saldıranı örgütlenerek, karşı durarak yanıltacağız.

Türkiye Komünist Partisi orada olacak ve sizi bir kez daha örgütlenmeye, örgütlü mücadeleye çağıracak.



HAYIR ÇIKARSA NE YAPMALI?
Referandumdan HAYIR çıkarsa AKP ve Erdoğan bu yenilgiyi daha büyük bir zaferle telafi etmek isteyecektir. “Halk bizi reddetti” diye geri çekilmeyecekler. Acısını çıkartmak için harekete geçecekler. İntikam hırsıyla saldıracaklar.

Ama referandumun öncesine göre daha güçsüz düşmüş olacaklar. Halkın işi de asıl o zaman başlayacak.

Türkiye sadece anayasa değişikliklerine hayır mı demiş olacak, yoksa bu şeriatçı faşist dikta heveslilerinin her şeyine mi?

HAYIR’cılar olarak kazandığımızda kendimizi bir yol ayrımında bulacağız. Yollardan biri AKP’ye ayar vermeye çıkacak. Birilerinin “derslerini aldılar, artık dikkat ederler” diyeceğine şüphe yok. “AKP’ye çıkış yolu için el uzatalım” denecek. Yenik başkan ve çetesinin “artık oyunun kuralına uyması” beklenecek. Referandumda kazanırsak halkın zaferi, yani HAYIR oyları, suçların örtülmesi için kullanılmak istenecek. “Fazla zorladınız” diyecek bazı muhalifler, “bu kadar abartmayın”. Başkaları da müzakere masasını hatırlatacaklar yeniden. Barışa çağıracaklar AKP’yi. El sıkışmaya…

Diğer yol ise hesap sormaya giden yol olacak.

Savaş kışkırtıcılığı yapmak, sadece “biraz ileri gitmek” midir? Yüz bin kişiyi bir hamlede işsiz bırakmak, “birazcık abartmak” mıdır sadece? On milyonlarca insan HAYIR oyunu yıllardır işçi ve kadın öldürülmeyen bir gün bile geçmediğini unutmak için mi vermiş olacak?

Anayasa değişikliğine hayır dedikten sonra, çocuklara “bir kere” tecavüz edilmesini onaylayacak mıyız?

HAYIR diyorsak örgütsüzlüğe, mücadelesizliğe, boyun eğmeye hayır diyoruz.

HAYIR’ın anlamı bu, “Hayır”ın anlamı bu olmak zorunda.

Yoksa AKP HAYIR’ın acısını öyle bir çıkartır ki, bugünleri aratır!

Türkiye halkı doğrusunu yapar ve referandumdan HAYIR çıkarsa... Türkiye halkı orada durmaz ve hesap sormak için yola devam ederse…

Emeğin, aydınlığın, özgürlüğün, adaletin, eşitliğin Türkiyesi’ne doğru yola çıkmış oluruz.

Türkiye Komünist Partisi orada olacak!






.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder