22 Nisan 2017 Cumartesi

Lenin 147 yaşında...



Bugün Vladimir İlyiç Ulyanov Lenin’in 147. doğum günü. 22 Nisan 1870'de dünyaya gelen Lenin, sosyalizmin 20. yüzyıla damga vurmasında en önemli isim oldu. İşte Lenin'in kişisel ve politik yaşamındaki kırılma noktalarından bazıları... Ve bazı 20. yüzyıl aydınlarının Lenin için yazdıkları...

1917 Ekim Devrimi'nin önderi marksist düşünce, siyaset ve eylem insanı Lenin, bundan tam 147 yıl önce bugün dünyaya geldi.  

İLK YILLAR 
Vladimir İlyiç Ulyanov, 22 Nisan 1870 yılında Simbirsk’de doğdu. Babası devlet memuru olan Lenin’in abisi Aleksandr İlyiç Ulyanov Rus Çarı III. Aleksandr’a yönelik suikaste katıldığı için idam edilir.

Kazan Üniversitesi’nde hukuk eğitimi alırken, öğrenci gösterilerine katılan Vladimir İlyiç tutuklanır. Üniversiteden atıldıktan sonra, 1891 yılında avukatlık yapmak üzere lisans alır.
Lenin abisi Alexandr sayesinde Marx’la tanışır. Marx’ın Kapital’ini ilk olarak abisinde görür.

Abi Aleksandr devrimci kimliği ile kardeş Vladimir üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Ancak Aleksandr’ın Çar III. Aleksandr’a dönük suikastte yer aldıktan sonra tutuklanıp idam edilmesi Vladimir’in hayatında bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Aynı zamanda kızkardeşi Anna Ulyanova da tutuklanmıştır.

ÜNİVERSİTE YILLARI
Vladimir Ulyanov’un aktif siyasal mücadele dahil oluşu hukuk eğitimi aldığı üniversitede gerçekleşir. Politik faaliyetlerinden dolayı üniversitede iken tutuklanır, eğitimini yarıda bırakır. Bir yıllık sürgünün ardından, Kazan şehrine yerleşir. Burada Marksistlerle tanışan Lenin bir yandan da başta “Kapital” olmak üzere Marx’ın eserlerini incelemektedir.

1891 yılında Petersburg Üniversitesi Hukuk Fakültesinden diplomasını alır. Politik faaliyetlerini sürdüren Lenin, işçi ve köylülerin devrimci ittifakına dayalı bir mücadelenin savunuculuğunu yapmaktadır. 1894 yılında Nadejda Kurpskaya ile tanışan Lenin, 1895’te tutuklanır. 14 ay hapishanede kalır ancak çalışmalarını burada da sürdürür. Daha sonra sürgünle cezalandırılarak Sibirya’ya gönderilir. 1897 – 1900 arasında geçen sürgün yaşamının ardından, Rusya’dan ayrılır. 1898’de Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi (RSDİP) kurulur. Aynı yıl Lenin ve Krupskaya evlenirler.


LENİNİST ÇİZGİNİN İNŞASI

1900 yılı Aralık ayında yayın hayatına başlayan Iskra (Kıvılcım) Lenin’in siyasal yaşamında önemli dönemeçlerden birini oluşturmaktadır. RSDİP’in 1903 yılında yapılan II. Kongresinde “parti üyeliği”nin koşulları üzerine yaşanan tartışma, Menşevik Bolşevik ayrımını beraberinde getirdi.

Lenin, Bolşevik kanadın başını çekiyordu ve parti içinde Menşeviklere karşı mücadele yürütüyordu. Bolşeviklere göre, parti üyesi, bir parti örgütünde veya partinin yönettiği bir örgütte fiilen çalışma yapmalıydı.

Rusya’da 1905 yılında yaşanan devrimin ardından, RSDİP’in III. Kongresi toplanır. Lenin bu kongrede devrimin hız kesmeden devam etmesinden yana tavır koyar. 1905 yılı Kasım ayında Rusya’ya dönen Lenin, 1905 ayaklanmasını başarısız bulan Menşeviklerin karşısına, daha ileri bir devrimin provasının yaşandığını savunarak çıkar.

Bolşevikler ve Menşevikler, Nisan 1906’da Stockholm’de birleşme kongresi toplamasının ardından, 1907’de Londra’da toplanan V. Kongre ile Bolşevikler siyasi tezlerini kabul ettirirler. Lenin 1907’de Sosyalist Enternasyonel’in Stuttgart Kongresine katılarak savaş durumunda, savaşı devrime çevirmenin olanakları üzerinde durulması gerektiğini savunur.
Aralık 1907’de Cenevre’ye yerleşen Lenin, zorlu bir süreçle baş etmek zorunda kalır. Yoğun baskıların yaşandığı bu dönemde mücadele açısından bir geriye çekiliş yaşanmaktadır. Lenin birkaç yıl sonra durumu şu sözlerle özetlemektedir: “Bir yenilgiye uğrayan bütün devrimci veya muhalif partilerin içinden, en düzenli bir şekilde geriye çekilenler, ordularına en az kayıp verdirenler, Bolşevikler olmuştur.”


SAVAŞTAN DEVRİM ÇIKARMAK

Ocak 1912’de RSDİP’in VI. Kongresinde Lenin, Rusya’da gizli parti örgütlerinin kuruluşunu, bunların etrafına da elden geldiği kadar geniş legal örgütlerin yer almasını savunur. 1912 Nisan ayında yasal olarak kurulan Pravda’da yazmaya başlar.

1914’te İsviçre’ye geçmek zorunda kalır, Eylül ayında Bern civarında bir ormanda, savaş sırasındaki ilk Bolşevik toplantsını yapar. Bolşevikler, işçi sınıfının savaştan bir çıkarı olmadığını ve burjuvazinin kesinlikle desteklenmemesi gerektiğini savunmaktadır. Savaş yıllarında Lenin’i, aynı zamanda da Bolşevikleri zor günler beklemektedir.

Ağustos 1915’de Avrupa sosyalist partilerinin sol azınlıkları bir araya gelerek “Zimmerwald Konferansı”nı toplarlar. Bu toplantının ardından, 1916 Mayısında yapılan ikinci Konferansta Lenin’in etkisi iyice hissedilmiştir. Lenin işçi sınıfının barışçıl söylemlerle pasifize edilmesine karşı savaş açmıştır.

Nisan 1917’de İsviçre’den ayrılan Lenin, ünlü “Nisan Tezleri”ni yapılan toplantıda Bolşeviklere sunar. Burjuva Hükümet ve işçilerin Sovyet örgütlenmesini iki ayrı iktidar olarak tarif eden Lenin, tüm iktidarın Sovyetlere geçmesi için mücadele çağrısı yapar.

Ekim (6 Kasım) 1917’de Hükümetin Bolşeviklere yönelik engelleme girişimlerine rağmen, santraller, garlar ve köprüler ayaklanan Bolşeviklerin kontrolündedir. Artık Rusya’da yepyeni bir dönem başlamıştır. Lenin’in önderliğinde Sovyet Rusya, 1918’de savaştan çekilir. Artık Sovyet iktidarı iç savaşla baş etmek zorundadır.

DEVRİMDEN SONRA

Mart 1919’da Kremlin Sarayında, Komünist Enternasyonel’in (Komintern) kuruluş toplantısı yapılır. Lenin bir yandan da ülkenin ekonomik kaynaklarının kamusal denetime geçmesi için yapılacak düzenlemeleri planlamaktadır.

1920 Aralık ayında Lenin, Sovyetlerin VIII. Kongresinde ekonominin yeniden teşkilatlanması ve gelişmesi için hazırladığı planı sunar. GOELRO ( Rusyanın Elektirkleşmesi için Devlet Planı) olarak bilinen bu çalışma Lenin’in başkanlığında 200 uzman tarafından hazırlanır. Daha sonra gelen Yeni Ekonomik Plan (NEP) döneminde de Lenin süreci yakından takip ederek, yazılı üretimlerde bulunur.

Kasım 1922’de Komünist Enternasyonel’in IV. Toplantısında söz alan Lenin NEP’in bilançosunu çıkararak, “İspat ettik ki, Devlet olarak emtianın (metalar) dolanımını örgütleyebilir, tarımı da sanayii de geliştirebilir, ileri gidebiliriz” der.

Halkla son buluşması Kasım 1922’de Moskova Sovyetine hitaben yaptığı konuşma olan Lenin, burada şu sözleri sarf eder: “Sosyalizmi gündelik hayata soktuk, kendimizi onda bulabilmeliyiz. İşte bugünkü görevimiz, dönemimizin görevi.”

12 Aralık 1922’de Lenin son kez Kremlin’deki yazıhanesinde çalışa da, 1923 başında bazı makaleleri dikte edebildi. Lenin, 21 Ocak 1924’te Gorki kentinde öldü.


20. YÜZYILIN BAZI ÖNEMLİ AYDINLARI LENİN İÇİN NE YAZDILAR? 
Henri Barbusse – 7 Şubat 1924

Lenin bana şimdiye kadar var olan en geniş, en tam figürlerden birisi olarak görünüyor. Aslında, tarihin bilinen tüm yaratıcılarından daha yukarıda o o gerçek bir yaratıcı. Bunu yaşadım ve çok defalar söyledim: yaşamını, aklını ve iradesini bütünleştirdiği doktrinde beni her şeyden daha fazla şaşırtan, kelimelerden ve imgelerden oluşan, gerçeklik denilen bu muazzam insanlık komedyasında arayıp ortaya çıkarmak zorunda olduğu erdemdi.

Heinrich Mann – 1924

Lenin’in yaşamında büyük davaya bağlılık, kaçınılmaz olarak bu davanın önüne engel çıkarmak isteyenlere karşı hoşgörüsüzlükle el ele gidiyordu.

Bağlılığa hak ettiği katkıyı sunabilmek için, hoşgörüsüzlüğü kabul etmek zorunda hissediyorum kendimi. Ve benim için bunu yapmak, Lenin’in, davasını hayattaki insanların ivedi taleplerine tabi kılma kapasitesine kendimi ikna ettikten sonra daha kolay oldu. İşte bu yüzden insanları seviyordu, davası gibi, ve bu yüzden büyük bir adamın eserini bıraktı arkasında.


Bertolt Brecht – 1926

Yok Edilemeyen Yazı
Dünya savaşı sırasında,
San Carlo’daki İtalyan hapishanesinde,
Kaçaklar, dilenciler ve hırsızlarla dolu bir hücrede,
Bir hüküm gibi kazıdı kurşun kalemiyle sosyalist
bir asker:
“Yaşa Lenin!”
Çok yükseğe, neredeyse tavana yazılıydı bu,
alacakaranlık hücrede
duruyordu,
ve kelimeler zorla seçiliyordu.
Ama gardiyan gördü bunları, ve hücreye
bir boyacı gönderdi.
Boyacı, bir kireç fırçasıyla,
bunları silmek istedi.
Bu tehlikeli yazının üzerinden geçti
kalın fırçası.
Fakat duvarda, bu defa kurşun kalemle değil, kireç içinde mürekkeple,
bir kez daha
ortaya çıktı:
“Yaşa Lenin!”
Başka bir boyacı geldi ve tüm duvarı beyaza boyadı.
Yazı ortadan kayboldu, ancak güneşin doğmasına yakın,
kireç kuruduğunda, yüzeyde tekrar
göründü:
“Yaşa Lenin!”
O zaman gardiyan bir duvarcı getirtti,
harf harf kazıdı duvardan adam,
tam bir saat boyunca.
Ancak tam işine son verdiği sırada
yazı, taşa yontulmuş olarak, bir kez daha göründü:
“Yaşa Lenin!”
Ve asker seslendi-: Şimdi
tüm duvarı sökün!


Alejo Carpentier – 1970

Leninist düşünce artık o kadar aramızda ki –devrimciler bir yana– kapitalistler, tekeller onu hesaba katmak zorunda. Hareket ediyor. Yaşıyor. Bolivya’daki madenciye ilham veriyor, Şili’de Lotta madenlerindeki köleye ilham veriyor, Brezilya’da Rio de Janiero’nun ve Sao Paolo’nun korkunç favelalarında yaşayanlara ilham veriyor, Karakas’ın tepelerinde yaşayanlara ilham veriyor, Şili’de Concepcion’un teneke şehrinde yaşayanlara ilham veriyor, bir şairin dediği gibi, “bir elini uzatmış, yol kenarında, ya da bir caddenin köşesinde bir dilenci eliyle sadaka beklemeyi sindiremeyenlere” ilham veriyor. 

Herbert G. Wells – 1920

Kremlin’deki Hayalci: Petersburg’dan Moskova’ya yolculuğumun temel amacı Lenin’i görmek ve onunla konuşmaktı. Onu görmek istiyordum ve itiraf etmeliyim ki ona karşı önyargılıydım. Ancak, aslına bakarsanız, beklediğimden tamamen farklı bir insan gördüm.

Ben marksizmin bir doktrineriyle karşılaşmayı bekliyordum. Ama hiç de böyle olmadı. Bana Lenin’in yukarıdan anlatan bir ses tonuyla konuştuğunu söylemişlerdi, ama, bu defa, bu da olmadı. Betimlemelerde, Lenin’in gülüşüne çok önem verilirdi, başlangıçta hoş görünen, ancak sonradan sinizm hissettiren bir gülüş. Ben bunu da hissetmedim. Alnındaki çizgiler bana birini anımsatıyordu 


Paul Vaillant-Couturier – 1925

Vladimir İlyiç kesintisiz eylemin cisimleşmesi ve aynı zamanda tepeden tırnağa bir marksistti, ve böyle olmayı sürdürüyor. Onunla temas etmek, soluğu kesilmiş bir odaya kasırga girmesi izlenimi yaratıyordu insanın bilincinde: önyargılarla ve biçimsel doktrinlerle dolu beyni tazeliyordu.

Aydın Lenin, bir işçi gibi düşünmesini biliyordu. Hatip Lenin, kof ve dolambaçlı laflar kullanmadan konuşurdu. Tüm dünyayı sarsan ve bilinci, o dünyada nefes alan ve kalbi atan her şeyle sürekli olarak bütünleşen adam, bilinçli yaşamının sonuna kadar, o olağanüstü, Çinli bir ırgat gibi, siyah bir hizmetkâr gibi hissetme ve düşünme yeteneğini korudu. Ezilen bir Annamlı’yla (Vietnamlı) Hintli onun için aynı derecede anlaşılabilirdi, Petrograd’daki metal işçisi, Paris’teki terzi ya da New Virginia’daki madenciyle aynı açık kitap gibiydiler. Lenin yeni insanın son haliydi, bizim için gelecekteki insanın prototipi oldu.

Onu ilk gördüğüm günlerden beri Vladimir İlyiç bana böyle göründü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder