14 Mayıs 2017 Pazar

Halk Komiteleri 'Toplumcu Anayasa'yı tartışıyor



İlk kez 2007 yılında TKP tarafından gündeme getirilen "Toplumcu Anayasa", başkanlık dayatması sonrası Halk Komiteleri tarafından yeniden tartışmaya açılıyor. Halk Komiteleri ülke genelinde "Toplumcu Anayasa" tartışmaları başlatacakken, taslağın sunuş metninde, "Toplumcu Anayasa tasarısı düzen içi hesaplardan bağımsızlaşma ve yeniden mevzilenme çağrısının aracıdır" denildi.

16 Nisan öncesi başlayan ve şaibeli referandum sonrası hız kazanan başkanlık tartışmalarında artık "aday önerileri" gündeme gelmeye başlarken, Halk Komiteleri gerçek bir mücadeleyi örmek için "Toplumcu Anayasa" tartışmalarına başlayacağını duyurdu.

İlk kez 2007 yılında Türkiye Komünist Partisi tarafından gündeme getirilen ve büyük ilgi çeken Toplumcu Anayasa, Halk Komiteleri tarafından yeniden tartışmaya açılıyor.

Ülke genelinde binlerce "Toplumcu Anayasa" taslağı bu süreçte halka ulaştırılacakken, taslak üzerinden geniş katılımlı toplantılar düzenlenecek.

MÜCADELE ARACI OLARAK 'TOPLUMCU ANAYASA'
Taslağın sunuş metninde, "16 Nisan 2017’de bir referandum yaşadık. Diktatörlük bu referandumu aleni bir sahtecilik sayesinde, örgütlü suç işleyerek 'kazandı'. Bu yolla geçirilen anayasanın nasıl hayata geçirileceği ise belirsizlikler barındırıyor. Hukuksal her düzenleme arkasında yeterli siyasal güç varsa pratiğe uygulanabilir. Asıl belirsizlik böyle bir gücün şekillenip şekillenmeyeceği noktasındadır" denilirken, "Bu soru, yanıtını siyasal mücadelelerde bulacaktır. Anayasa tartışması ise bu anlamda bitmemiştir, bitmeyecektir. Siyasal mücadelenin bir parçası olarak 'nasıl bir anayasa' sorusu gündemdeki yerini korumaktadır. İlk kez 2007 yılında Türkiye Komünist Partisi tarafından hazırlanan ve kamuoyuna sunulan Toplumcu Anayasa tasarısını bu mücadelenin içinde bir araç olarak gündeme getiriyoruz" ifadeleri kullanıldı.

AKP'nin 16 Nisan öncesi zaten fiili bir durum yarattığının belirtildiği metinde, fiili duruma sahtecilikle resmiyet kazandırılmaya çalışıldığı dile getirildi. Yaşanan bu tabloya ilişkin, "Halkımız, işçiler ve emekçiler bu karışıklığın içinde her gün değişen, iki yüzlü, faydacı dengelerin arasında zaman yitirmemelidir. Toplumcu Anayasa tasarısı bu anlamda düzen içi hesaplardan bağımsızlaşma ve yeniden mevzilenme çağrısının aracıdır" çağrısı yapıldı.

TOPLUMCU ANAYASA NE DİYOR?

94 maddeden ve bir sunuş metninden oluşan "Toplumcu Anayasa Taslağı"nın bir bölümü şöyle:
  • Madde 1- Türkiye Cumhuriyeti, dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, Türkiye’de yaşayan işçilerin, köylülerin ve tüm emekçilerin ortak iradesini temsil eden ve çıkarlarını savunan egemen bir sosyalist devlettir. 

  • Madde 2- İnsanın insanı sömürmesine yol açacak hiçbir iş, işlem, eylem ve düzenleme yapılamaz; bunu güvence altına alacak önlemlerin tasarlanıp uygulanması, devletin birincil görevleri arasındadır.

  • Madde 3- Siyasal yaşam ve devlet işleri, tümüyle ya da bir bölümüyle, dine ve din kurallarına dayandırılamaz. Dini inanç bireysel bir tercihtir; her yurttaş herhangi bir dine inanmakta ya da hiçbir dine inanmamakta, bunları açıklayıp açıklamamakta özgürdür.

  • Madde 4- Farklı ulus ve halkların özgürce bir arada yaşadığı Türkiye Cumhuriyeti’nde bütün yurttaşlar etnik ya da ulusal kökenlerine bakılmaksızın eşit haklardan yararlanırlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin egemen bir sosyalist devlet olarak örgütlenmesinde ve eşitlikçi toplumsal düzenin kurulması ve korunmasında hiçbir halk ya da ulus diğerlerinden daha fazla rol ve sorumluluğa sahip değildir.

  • Madde 5- Anayasanın ilk dört maddesindeki hükümlerin dokunulmazlığı, örgütlü toplumun güvencesi altındadır.

  • Madde 6- Türkiye Cumhuriyeti'nde iktidar bir sosyalist demokrasi olarak örgütlenir. Türkiye Cumhuriyeti'nde işçi sınıfı, toplumsal örgütlenmeleri aracılığıyla doğrudan yönetimdedir. İktidar organları fabrikalar, atölyeler, bürolar, çiftlikler, okullar ve kışlalardan başlayarak yukarıya doğru uzanır. Yerel meclisler, toplumun tüm kesimlerini yönetime katacak birer araçtır.

  • Madde 7- Devlet ve tüm organları yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan ve emekçi kesimlerin çıkarlarını savunan bir hukuk sistemi çerçevesinde etkinliklerini yürütür. Tüm devlet örgütü, kuruluşlar ve görevliler Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve hukuk sistemine uyarlar, kaynağını yasalardan ve anayasadan almayan hiçbir yetki kullanamazlar. Kimsenin görevi dolayısıyla yasal dokunulmazlığı olamaz.

  • Madde 8- Türkiye Cumhuriyeti'nde yönetim kademelerini aşağıdan yukarıya oluşturan bütün örgütlenmeler, kendi yönetimlerini özgür seçimlerle belirler. Siyasal parti ve toplumsal örgütlenmeler ile tüm yurttaşlar yönetim organlarına aday gösterebilirler, aday olabilirler. Seçmenler, bütün organlara seçtikleri temsilci ve görevlileri temsil ve görev dönemleri tamamlanmadan "geri çağırma" hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanımı yasalarla düzenlenir ve güvence altına alınır. Seçim süreçleri ilgili yasalarla düzenlenir.


.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder