24 Mayıs 2017 Çarşamba

Şu devlet devlet dedikleri zengin sopası





Devlet yalnız toplumun değil, sosyalizme sempati duyan, kendisini solcu, hatta devrimci olarak niteleyen birçok insanın kafasının karışık olduğu bir konudur. Devletin niteliği ve işlevi konusunda doğru ML bilince sahip olmak, sınıf mücadelesinin birçok sorununda bilimsel ve net bir kavrayışı ve devrimci pratiği getirecektir. Devletin ne olup olmadığı konusunda Leo Huberman'ın makalesini aktaracağız.

Devlet Nedir? 

Üretim araçlarındaki özel mülkiyet, özel türden bir mülkiyettir. Bu mülkiyet, ona sahip olan sınıfa, sahip olmayan sınıf üzerinde bir güç verir. Sahip olanın yalnız çalışmadan yaşamasını sağlamakla kalmaz, bir yandan da, sahip olmayanların çalışıp çalışmayacağı ve hangi koşullar altında çalışacaklarını saptama olanağını da verir. Yani bir çeşit efendi ve hizmetçi ilişkisi kurar; kapitalist sınıf, emirler verme mevkiinde, işçi sınıfı ise bunları yerine getirme durumundadır.

Bu durumda, haliyle, iki sınıf arasında sürüp giden bir çatışma vardır.

Kapitalist sınıf, isçi sınıfını sömürerek, servetle, güçle ve itibarla cömertçe ödüllendirilmiş; oysa işçi sınıfı, güvensizlik, yoksulluk, sefil hayat koşulları içine itilmiştir.

Bu durumda, mevcut mülkiyet ilişkisinin –azınlığın bu denli yararına, çoğunluğun bu denli zararına olan bu mülkiyet ilişkisinin– devamını sağlamak için bir yöntem bulunması gerekir. Zengin azınlığın, emekçi çoğunluk üzerinde, toplumsal ve ekonomik egemenliğinin sürüp gitmesini sağlayacak güce sahip bir kurumun varlığı zorunludur.

Böyle bir kurum vardır: bu, devlettir.

Kapitalist sınıfın işçi sınıfı üzerinde egemenlik kurmasını sağlayan bu özel mülkiyet ilişkilerini korumak ve sürdürmek devletin işlevidir.

Bir sınıfın ötekini baskı altında tuttuğu sistemi yaşatmak devletin işlevidir.

Üretim araçlarının özel mülkiyetine sahip olanlar ile olmayanlar arasındaki çatışmada mülk sahipleri, devletin kişiliğinde, mülksüzlere karşı güçlü bir silah bulurlar.

Devletin, sınıflar üstü olduğuna –hükümetin zengin yoksul, yüksek alçak bütün halkı temsil ettiğine– inanmaya iteleniyoruz. Ama aslında, kapitalist toplum, özel mülkiyete dayandığından, özel mülkiyete karşı yapılacak her davranış, gereğinde şiddet kullanmaya kadar varan devletin direnciyle karşılaşacaktır.

Bunun için, aslında, sınıflar varoldukça, devlet, sınıflarüstü olamaz, egemen sınıftan yana olmak zorundadır. Devletin egemen sınıfın bir silahı olduğunu, Adam Smith, daha 1776 yılında farketmişti. Ünlü kitabı, The Wealth of Nations ’da şöyle yazıyordu: "Sivil hükümet, mülkiyetin güvenliğini korumak için kurulduğu sürece, aslında zenginin yoksula karşı veya biraz malı mülkü olanın olmayana karşı savunulması için kurulmuştur."

İktisaden egemen olan sınıf –üretim araçlarına sahip olan sınıf– siyasal olarak da egemendir.





.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder